Aileye temel değerleri kim öğretecek

01 Eylül 2019 Pazar

Rabbimiz Allah Teâlâ, her alanda, insan problemlerinin çözümünü paket programlar şeklinde ayarlayıp hazırlamıştır. İnsanların da bütün işlerinde her türlü kıstaslarını da koymuştur. İnsanların aile hayatını ideal düzeyde düzenleyen Allah Teâlâ, bu görevi baştan başlamak üzere öncelikle Resûlullah sallallahu ve sellem’e emanet etmiştir.

Devamında her kişiyi sorumlu tutmuş ve bu sorumluluğu yüklenecek tarzda iman ehlini, emri bil’maruf ve nehyi anil’münker görevi ile sorumlu tutmuştur. Bütün bunları ciddi esaslara bağlamıştır. Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette “iman edenler” kavramını, “ameli salih işleyenler” kavramı ile beraber zikreder. Günümüz Müslümanları emri bil’maruf ve nehyi anil’münker görevlerine ne kadar ilgi duydukları pek bilinmemektedir. Fakat bu görevi bir daha yapmamak üzere gündemlerinden çıkarmış görülmektedirler.

Amma illâ ki bu görevi mutlaka birileri yapacaktır. Elbette dinin baş temsilcisi ve baş sorumlusu, bu görevi Allah Teâlâ’nın emri ve izni ile başlatmıştır. “Ey Peygamber! Sana Rabbinden her ne indirildiyse onu tebliğ et. Ve eğer tebliğ etmezsen, O’nun Risâlet’ini tebliğ etmiş olmazsın. Ve Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz, Allah kâfir olan kavme hidâyet etmez.” (Maide: 5/67) Onun Peygamberliğine inanan hiç kimse bu sorumluluktan âzâde değildir. Evet, bu ayet ve benzerleri gösteriyorlar ki, bu görev en başta Peygambere aittir. Çünkü peygamberi, Allah Teâlâ görevlendirmiştir. Yani milletin ve ümmetin baş sorumlusudur. Peygamberden sonra bu görev, O’nun yerine geçen halifenindir.

Halife, din ve devlet ayrımı yapmadan ümmetin her türlü işinden, eğitiminden ve hukukundan birinci derecede mükellef ve mesuldür. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den sonra bu göreve gelen halifelerin ve yönettiği devlet kademelerinde olan âlimlerin ve yöneticilerin hepsi sorumludur. Bu sorumluluğu genelleyen ayet açıktır. Anlamak gerekir.

“Ey iman edenler! Kendilerinizi ve ailelerinizi o ateşten koruyun ki, onun yakıtı, insanlardır ve taşlardır. Üzerinde iri gövdeli, sert tabiatlı melekler vardır. Onlar, Allah’ın kendilerine emrettiği şeyde âsi olmazlar ve emrolundukları şeyi yaparlar.” (Tahrim 66/6). Bu ayetten başka bir ayette de, görevlerini yapmayanların gelecekte ki kötü âkibetlerini dile getirir; “Artık siz O Allah’tan başka dilediğinize tapın! Asıl ziyan edenler, asıl hüsrana uğrayanlar, büyük duruşma günü olan kıyamette hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana uğratanlardır. İyi bilin ki, apaçık ziyan işte budur!” (Zümer: 39/15)

Şimdi burada işler karışıyor ve biz yere batmaz çatal kazıkla karşı karşıya kalıyoruz. Bu ayet meallerinden sonra çok hassas bir pozisyona giriyoruz. Kâinatı yaratan, kâinat mülkünü ve içindekilerinin tümünü detaylarına varıncaya kadar hepsini yöneten Allah Teâlâ’nın ahkâmı dışında yönetime sahip olan laik devlet, bu görev ile ilgilenir mi? Elbette ipin iki ucunu kaçırmamak için elinden geleni yapacaktır. Bunun için uhdesinde Diyanet İşleri Başkanlığı kurmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı bu hizmeti yapmakla yetkili kılınmıştır. 

Diyanet İşleri Başkanlığında çok imkân ve büyük kadro vardır. Merkez ve taşra teşkilatlarında çalışmakta olanların haberi ilgi uyandırmaktadır.144 bin personel, 100 bin imam, 20 bin kadrolu Kur’an kursu öğretmeni, 20 bin geçici Kur’an öğreticisi, 3 bin vaiz, 250 müftü güven verecek ve ümitlendirecek büyük ve geniş kadrodur. Ayrıca DİB başkanının verdiği bilgide, kadroya 9.500 personel daha alma çalışmaları sürdürülmektedir. Bunların dışında bu sayıya yakın bu kurumdan emekli olmuş tecrübeli ve hizmet bekleyen çok sayıda potansiyel eleman vardır. Bunlara eklememiz gereken vakıfların, derneklerin ve benzeri kuruluşların fahri çalışan elemanları artı değer olarak mevcuttur. İmam Hatip Okullarında meslek öğretmenleri, nice fahrî ve hasbî çalışma azminde olan değerlerimiz vardır.

Konu ile ilgili Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız vardır. Belediyelerimizde konu üzerinde çalışma yapan çok sayıda uzman vardır. Türkiye’nin ilahiyat fakülteleri de vardır.

Yukarıda zikrettiğimiz herkes ve hatta ana-babalara varıncaya kadar tüm sorumlu olan insanımız aileye yeniden kendi değerlerimizi kazandırma zorundayız. Yoksa yıkım ve şiddet önlenemez. İnanmak ve ciddi olmak gerekir. Esselamu aleykum.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • ErhakErhak7 gün önce
    Politik açıdan geçmiş olsun.50+1 geldi.Şimdi zaten muhafazakar sağı yalap şalap idare edenler iktidarı sürdürmek için karşı tarafı da HOŞ TUTMAK, YANAŞABİLMEK,OY DEVŞİRMEKiçin ilkelerinden vazgeçip dik duramıyorlar.Tavizde tavan yapıyorlar.Karşı taraf ise memnun.İstediklerini alıyorlar.Karşı taraf için ise onlar sadece lafla peynir gemisi yürütüyorlar.
  • Felaket ve helaket asrıFelaket ve helaket asrı14 gün önce
    Tivitere, feyse bir bakarsanız müslüman sandığınız ailelerin çocuklarının küfrün sel sularına nasıl kapıldığını farkedersiniz; adı: deyizm, deyuzm, ateyuzum!
  • A.Yücel A.Yücel 14 gün önce
    Bu konuda, "Dindar nesil yetiştireceğiz." diyen sayın başkanımıza ve devletimize de büyük görev düşmektedir.
  • AlperenAlperen14 gün önce
    AK partili medyaya bakın Aile dahil bütün değerleri bozacak yayın politikaları var..İslamcıların bu derece kokuştukları bir ülkede ailenin can çekişmesi kadar doğal ne olabilir..Tesettür ve mahramiyer anlayışı İslamcılar eliyle tamamen katledildi..
  • FerhatFerhat14 gün önce
    Sizin bu saydiginiz aile bakanlığı ve diyanet işleri bakanlığı deccaliyet sisteminin tekelinde faliyet gösteren kurumlardan ibarettirler. Aile bakanlığı resmen bir yıkım bakanlığı görevini üstlenmiştir, zira siyonist ve masonik bir kurum olan Ab nin ne kadar ifsad edici yasa ve projeleri mevcut ise memleketimizde uygulama konulmaktadir. Diyanet isleri ise namaz kildirma ve cenazevdefn etme memurlarindan ibaret görevlerini icra etmekteler. Kısacası bu uygulamaların kasten hayata geçirildiğine dahil hiç bir süpheniz olmasin. Zira topraklarimiz tanzimat döneminden günümüze kadar siyonist ve masonik derin güclerin vesayeti altinda. Tanzimatlar, inkilaplar ve AB yasalarina dayali sapkin reformlar iblisin yeryüzündeki varisleri masonik güclerin talimatları tarafindan aşamalı bir şekilde hayata gecirilmekte. Birbirimizi avutmayalim lütfen artik, görünen köy kilavuz istemez, zira liberalizm merkezli düzenler Deccaliyet sidteminin ön evresisi oluşturmaktalr ve bunun son evresi NEW WORL ORDER.
  • Hayatı oyuncak değildirHayatı oyuncak değildir14 gün önce
    Hayat oyuncak değildir. 6284 kadınları kışkırtma yasasıdır. Ve aileyi yok etmek üzere bilincli olarak uygulanan bir kanundur. yoksa lafla sozle kimse kimseyi duzeltemez ve ya bozamaz. burda 6284 kanun otoriteyi ve zoru ortaya koyuyor insanları birbirinde ayırıyor yetmiyor aralarına düşmanlık sokup kan akıtıyor. Ama şeytanın kurdugu duzen zayiftir tek bir şerri hukumu
  • SofuoğluSofuoğlu14 gün önce
    17 senedir REİS'imiz iktidarda.Hükümetin daha bir kültür politikası yok.TRT'nin yayınlarına bir bakın!(istisnalar kaideyi bozmaz)kendi ailemize,müslüman aileye hitap edecek bir proğram görebilirmisiniz?yok.Müslüman bir ülke değilde sanki, gayri müslim bir ülkenin TRT'si.Bir kaç yapmacık proğramla millet kanacak değil.Devletin Kamu Spot reklamlarında dahi, müslümanın, muhafazakarlığın tozunu dahi bulamazsınız.Olanlarda yapmacık.Lezler, gaylar, her türlü fuhuş, ensest ilişki,internet,tv, gazete, dergi, video, caddeler, sokaklar yaşamın her alanı fuhşuyata hizmette sınır tanımayacak bir hale gelmiş durumda.Ailenin tozunun dahi kalmayacağı bu gidişe, devletin maaşlı imamları hiç değinebiliyor mu?Bir kaç tanesi, fuhşuyattan söz edince onlarında seslerini hemen kıstılar.Bu vurdumduymazlıkla:Gelecek nesillerde, aile kurumu da tehlikede değil, alevlerin tam ortasında.Alevleri söndürecek çareler lazım.
  • akif akif 14 gün önce
    hocam kendi değerlerimize dönersek ve Allahın ipine sarılsakve peygamberimizin sünnetine sahip olursak o zamangenel anlamda toplum ailedüzelir ...yeterki ilahi ferman olan aziz kuranı kerime göre hayatımızı dizayn edelim
  • VatanseverVatansever14 gün önce
    Aile nasil kurtulur iste size cevabi:Amerikalı diplomatın (Joseph C. Grew) kitabında çok ilginç bilgiler bulunmakta, 20 Şubat 1928 tarihli bölümde; “…Sir George’un sırası saat ikiye doğru sona erdi ve Ruşen Eşref aracılığıyla Mustafa Kemal’in benimle poker oynamak istediği mesajının bana ulaşmasından itibaren, benimki başladı. Alice, Filality ve diğerlerinin oynamakta olduğu briç odası hazırlandı ve biz beş kişi –yani Gazi, iki Türk hanımefendi, ben ve hepsinin arasında önemli bir yer işgal eden, Amerikan okullarına karşı olan hissiyatını bu sayfalarda dile getirdiğim Maarif Vekili sevgili Necati Bey-masaya oturduk. Meslektaşlarım sıralar halinde dizilmiş bir şekilde ve şüphesiz neden her defasında Amerikan diplomasisinin neticede galip geldiğini anlamak istercesine beni seyrediyorlardı… Oyuna muazzam bir şansla başlayarak el üstüne el kazandım. Bir keresinde Gazi’nin beş yüz lirasını görüp beş yüz de ben artırdım, o da beni görünce kendisinin fuluna karşı dört onlu çıkardım. Öne eğilerek, şefkatle yanağımı okşadı ve fiş yığınını bana doğru itti! İki ya da üç saat sonra biraz hava alabilmek için yerimi geçici olarak Alice’e terkettim. Şansı o da devam ettirdi ama Gazi’nin fuluna karşı bir kez daha dört onlu eline gelince utancından sadece üçünü gösteriyordu. Dönüşümde, Gazi, Alice’in harika oyun oynadığını söyledi. Sandığından da iyi oynadığını bilmiyordu tabi. Akabinde şansım beni terketti ve adam gibi bir el dahi gelmediğinden battıkça battım. O ana kadar düzenli bir şekilde kaybeden Gazi ise kazanmaya başlamıştı… Sabah saat yedi veya sekizde çay, peynirli soğuk sandviçler ve şampanyadan oluşan kahvaltı servisi yapıldı. Aslında şampanya su gibi akıyordu. Alice, saat beş gibi ayrılmıştı. Bütün bir akşam hayranlıkla kendisini seyreden Gazi’nin köpeği, yandaki kanapenin üzerinde bir kürk mantonun altında çoktan uykuya dalmıştı. Saat sabahın dokuzunda bütün parayı kazanmış olan Gazi, son bir el çevirmek istediğini söyledi… Taylor ve ben 9.15 de ayrıldık; Tevfik Rüştü ve Safvet Ziya beylerin zavallı hanımları o saatte bile ayakta olup, gelene geçene durumuna göre, “iyi geceler” veya “günaydın” diyorlardı. Böylece Ankara sosyetesinin dostlar meclisine dâhil oluyordum. Ives’in daha sonra yazdığına göre Gazi, iki gece sonra kulüpde akşam saat sekizde pokere oturmuş ve oyun ertesi gün öğleden sonra saat bire kadar aralıksız devam etmişti; yani tam on yedi saat.”
  • Yehova SahidiYehova Sahidi14 gün önce
    Ne zaman ki diyanet işleri başkanı LGBT yi lanetler. Ağaç katliamını eğitim metodunu tv kanallarını ahlaksız yayınları faizi rüşveti hırsız ligi yandaşlığı eleştirir o zaman söz bende müslüman olacağım
  • FilozofFilozof14 gün önce
    Uhud savaşındaki gibi iktidarda diyanet personeli de tabanda savaşı bıraktı herkes dünyalık pesinde.
  • HarunHarun14 gün önce
    Istanbul imamların % 80 i rus bayanlarla ilgilenmektedir. Digerleride dünyalık peşinde. Para almasa namaz kılmayacak on binlerce imam var. Hatta ateist imamlarda var.biz bu hale nasıl geldik işte bu yüzden. Diyanet işleri başkanlaruda makam için dinini satacak tipler. Hangisi cesaret edip Lgbt yi eleştirebilir.tum şehitlerin eşit olduğunu söyleyebilir. Haram yemeyin hırsızlık yapmayın devlet malını yemeyin rüşvet almayın diyebilir ki. Öyle beyaz kaftan giymekle müslüman olunmuyor. Iktidarın yanında durmakla dunyaliginizi kurtarırsınız aşiretinizi değil.sn dilipaktan örnek alsınlar.Iste
  • AtıfAtıf14 gün önce
    Şartlar ne olursa olsun Müslümanlar evlatlarını korumalıdır.

Günün Özeti