• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Necip Fazıl’ın bilinmeyen makalesi: Bize göre durum ve ahvali umumiye

13 Kasım 2023
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

 

İki önceki makalemde belirttiğim 1975 yılında, sağ sol çatışmasının tavan yaptığı o ahvalde Milli ve Manevi gençliğin toplandığı bir gençlik teşkilatı vardı: MTTB (Milli Türk Talebe Birliği). 

Önce Halk Partisi tarafından kurulan, daha sonra Türkçü-Milliyetçilerin eline geçen ve fakat nihayet Milliyetçi/Mukaddesatçı olarak bilinen İslamcı gençliğin kontrolüne giren bir teşkilat MTTB… İstanbul Cağaloğlu’nda Genel Merkezi bulunan ve Anadolu’ya yayılmış şubeleriyle binlerce genci bir mukaddes dava uğrunda toplamış birlik…

1970’lerin Türkiye’sinde gençlik üç gruba ayrılmıştı:

Solcular: Türkiye’nin kurtuluşunu Sovyet Emperyalizminde, Çin Komünizminde, Küba Doktrininde v.s arayanlar. Bunlar o tarihlerde Mustafa Kemal’i de sevmezler ve “Gardrop Kemal” olarak nitelerler, CHP’yi de “Gardrop aydınların topluluğu” derlerdi… Hem CHP’li hem CHP’siz; hem Kürtçü, hem Bulgar’cı… Sosyalist Enternasyonalden yana… Asla Müslüman Türk Milletinin inancında, tarihinde, örfünde olmayanlardı.

Özel mülkiyete düşman, her şeyin devletin elinde olması gerektiğini savunan bir görüş.

Ülkücüler ve Sağcılar: Bir kısmı “9 Işık” etrafında kümelenmiş, Nihal Atsız gibi inkarcıları da var, Ziya Gökalp gibi Kürt orijinli olanları da var. Daha çok ABD’ye yakın liberaller ve kapitalist sermaye sahiplerinin de içinde bulunduğu bir kesim. Tezlerinin en şayanı dikkat kısmı Sovyet Komünizmine karşı olup memleketi onlara teslim etmemek.

İslamcılar. Daha çok Anadolu’daki dindar gençliğin, İmam Hatiplerin, Milli Selamet Partisinin de içinde olduğu bir kesim. İslamcıların tezi: Türkiye’yi İslam’ın ekonomik düzeni kurtarır. Faizin olmadığı, özel mülkiyetin helal olduğu fakat piyasayı belirlemede ferdin sınırsız hür olmadığı v.s bir sistem.

O yıllarda MTTB’nin yayınlamakta olduğu Milli Gençlik Dergisi “Görünür kavgada yerimiz. Bize göre durum ve ahvali umumiye” başlıklı bir başyazıyla çıktı. Dergi sayfasıyla yaklaşık on beş sayfaya yakın çıkan bu makaleyi hem o yılların Türkiye’sini hatırlamak hem de İslamcı kesimin bulunduğu fikri konumu anlamak açısından yayınlıyorum.

BİZE GÖRE DURUM VE AHVALİ UMUMİYE

“Milyonlarca lirayı lükse, sefahate, kumara yatıran; rezil hayatlarını modernizm makyajı ile kapatan mutlu azınlık… Onların aranjman müzikli, flörtlü, diskotekli asi çocukları… Yaşayışça mutlu azınlıktan hiç de geri kalmayan bürokrasi ve onların yabancı kolejlerde bilinçlenen evlatları… Mutlu azınlığa şuursuz bir özenti içindeki orta sınıf… Zevkleri; her gün tükenen geleneklerin yerini alan Avrupa esintili modaya ayarlı; gününü gün etmeye bakan her türlü ızdıraptan azadeler… Yanlış sanayileşmenin doğurduğu yanlış şehirleşme… Tabiat, tarih, medeniyet denilmeden vurguncu müteahhitlerin insafına terkedilmiş bir medeniyetin timsal şehirleri. Mutlu-putlu azınlığın büyük şehirlerden dışarı çıkmayan sermayesinin ve bu doğrultudaki politikaların; planlanamayan tarım sektörünün neticesi: Köyden şehre korkunç göçler… Bunların alelacele yerleştikleri ne şehir ne de köy olabilen acâip muhitler… Bırakılan mahalli adetlerin doldurulamayan boşluğu ve ilgisizliğin, eğitimsizliğin meydana getirdiği korkunç yozlaşma… Serbest hayat… Fuhuş… Hint, Türk, Çingene, Arap kırması -sözüm ona müzik denen- gürültüler… Kumarhaneler, meyhaneler ve bir sürü haneler… Ve çoğalan yığınlar, yığınlar…

Artık cemiyet yok, yığın var. Cemiyet: Belli bir iman-inanç etrafında kaynaşmış; belli bir ahlaki, içtimai disiplini olan fertlerden teşekkül eder. Kıymet hükümleri oturmuştur. Temel müesseseleri, sağlam sağlam gelenekleri vardır. Orada; sağlam karakterli, şahsiyetli insanlardan; muntazam, temiz, tabiatla kucak kucağa şehirlerden; bu insanların ruhlarının maddeye aksi olan mimariden; bünyelerinin disiplinini, soyluluğunu gösteren musikiden, edebiyattan söz edilebilir. İnsanı hayvandan ayıran bütün münasebetler en güzel şekilde mevcuttur o cemiyette. Çünkü odak noktasında “insan” vardır. “Hoşça bak kendine, Sen alemin zübdesisin.” “Sen insanoğlu: Yeryüzünün yaratılış gayesi olan yüce bir varlıksın.” Veciz ifadelerinin belirlediği “insan” telakkisiyle hareket eder. İnsanı kâinat içerisinde yorumlayamayan ve onu bir fabrika çarkının dişi; bir üretim aracı kabul eden; onun ızdırabını, aşkını, korularını, ümitlerini, arzularını yani bütün ruhi problemlerini tek tek değerlendiremeyen her fikir, ideoloji, rejim gayri insanidir ve iflasa mahkûmdur.”

Durumun ne kadar iç burkucu olduğu o günü yaşayanlar tarafından çok iyi bilindiği halde insan hafızası çabuk unutuyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine karşı çıkanlar aslında o kaos ortamını özleyenlerdir.

Devam edeceğiz, vesselam.

Not: Bir önceki makalemde bahsettiğim ODTÜ MEBİVA başkanı Abdullah Cengiz Makas Bey bir düzeltme gönderdi. Şöyle: ODTÜ MEBİVA Konağı tahsis falan değil mezunların bağışlarıyla satın alınmıştır.

Oturduğumuz yer lokal değil herkesin gelebildiği ODTÜ öğrencilerinin ücretli çalıştıkları “Hocam Kafe” idi. 49 yıl doğru değil, belediyenin mülkiyetinde olan bir konağı satın aldık.

Verdiği bu doğru bilgiler için teşekkür ediyorum.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

en yüce mertebe

evet, şehid olmak için müslüman olmak gerekir

YILMAZ DURMUŞ

Milliyetçi Muhafazakar dindar kesim, bazı nüans farklılar olsa da genelde İslami inanç etrafında ortak noktalarda bir beraber olmuşlardır. Ancak soldan çarklılar dinsizliği öncelediklerinden hiç bir zaman İslami inançlara sıcak bakmadıklarından hep ayrık otu gibi dışarda ülke düşmanları ile birlikte hareket ettiler. Nihayet 15.Temmuz.2016 Tarihindeki başarısız darbe girişiminden sonra milliyetçi muhafazakar dindar kesimler CUMHUR İTTİFAKINDA birleştiler ve Türkiye düşmanlarına geçit vermediler, vermeyecekler.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23