• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Kudret helvası, bıldırcın eti sizin olsun; bize soğan/sarımsak verin!

03 Mayıs 2023
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

 

Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa’nın düşmanı Firavundan ve Hz. Musa’nın kendi kavmi, sülalesi İsrailoğulları’ndan bahsedilir.

Firavun kendisinin ilah olduğunu iddia ederek Allah’a açıkça şirk koşmaktadır. Lakin Firavundan daha tehlikelidir İsrailoğulları!

Öyle tehlikelidir ki; İsrailoğulları, Allah’ın varlığını kabul etmekle birlikte Allah’ın kendilerine hizmet etmesi gereken bir varlık olduğuna inanır.

Ve Musa’nın inandığı Allah’ın kendilerinin inanması gereken Allah olmadığına, lakin kendilerine hizmetçi olan bir köle ayarında biri olması gerektiğine inanırlar.

Kendileri (haşa)Allah’tan daha üstün bir varlık…

Şimdi şapkamızı önümüze koyup düşünelim:

Firavun: Ben İlahım, ben yarattım, ben doyuruyorum, ben öldürüyorum diyor. Kıptilerden.

Haman: Efendisi Firavunun veziri. Efendisi Firavun adına hükmediyor, öldürüyor, aç bırakıyor, sömürüyor. Kıptilerden.

Karun: Kendisi soy olarak İsrailoğulları’ndan olmakla birlikte, çok zengin… Kapitali temsil ediyor ve zenginliğin hatırına güçlü, otoriter, müstekbirlerle iş tutuyor da zayıfları ekonomik olarak eziyor.

Samiri: Heykel yapan ve toplumu bu heykellere tapınmaya zorlayan bir başka figür…Bu da İsrailoğulları’ndandır.

İsrailoğulları: Yukarıdaki dörtlü tarafından zulmün her çeşidini, sömürünün her çeşidini, aşağılanmanın her çeşidini, sürgünün her çeşidini yaşadıkları halde, Allah’a savaş açan, Allah’ın kendilerine hizmet etmesini esas alan, Allah’ı sorguya çekebilecek kadar kendinde yetki gören sapık ve tehlikeli bir grup.

Firavun, Haman, Karun, Samiri… Toplumda bunlar nihayet birkaç yüz kişidir. Ama İsrailoğulları ahlakına mensup olanlar milyonlarcadır. Yani toplumun çok önemli bir yekûnu bunların benzeri olabilir.

Bu örneklemeyi insanlık tarihinin her bölgesine ve her dönemine uygulayabilirsiniz. Çünkü Kur’an’da bunların anlatılması hikâye olsun diye değil, ders alınsın diyedir.

Bunlar özellikle Müslüman toplumların hayat tarzlarının birer turnusol kâğıdı gibidir.

Mesela, bugünün Türkiye’sine bakacak olursak; Firavun kimdir? İnsanları köleleştirmek isteyen, hükmeden fakat hükmederken insanların hayat tarzlarına, inançlarına, giydikleri libaslarına varıncaya kadar topluma kendi hayat felsefesini giydirmek isteyen veya hayat felsefesi onun adına giydirilmek istenen kim ise; o!

Haman kimdir? O, Firavun ruhlu ve ahlaklı otorite adına kendilerini dünden görevli görenler…

Karun kimdir? Kapitalist otoriter müstekbirler. Firavunvari inanç, düşünce ve ahlak için tüm sermayelerini sebil edebilen tipler… Kuruluşları bile var!

Samiri kimdir? Heykel yapan ve yaptıranlar… Hatta öyle ki; pisleyen adam heykeli yapıp bunun bir sanat eseri olduğuna bir kısım çevreyi inandıranlar.

İsrailoğulları kimdir? Yukarıda anlattığım düşünceleri, fikirleri, inanç biçimlerini ve yaşam tarzlarını benimseyen, onlara laf söyletmeyen, aslında onlar tarafından sömürülen ve itilen, hafife ve basite alınan uyuşturulmuş kitlelerdir.

Ne acı! Firavunvari düşünceye toz kondurmazlar, o uğurda can fedaya hazırlar. O düşüncenin Haman’larının emriyle hareket ederler. O düşüncenin Karunlarından destek alırlar. O düşüncenin Samiri’sinin yaptığı pisleyen adam heykelini  ve heykellerini alkışlarlar.

Kendileri İsrailoğulları ahlakıyla ahlaklanmıştır. Allah’ı kendi inançlarının oyuncağı olarak görürler adeta.

Mesela: Şeriate karşı çıkarlar. Ama dine güya ses çıkarmazlar. Neden böyle diye sorduğumuzda; Şeriat kadının örtünmesini emrediyor, bana ters derler. Peki, inandığın din yani İslam da örtünmeyi emrediyor. Bu örtünmeyle öbür örtünme arasında ne fark var diye sorsanız bu sefer, Bektaşi’nin dediği gibi “ben hoca mıyım” mazeretine sığınırlar.

İsrailoğulları çölde hayat geçirirken, Allah onlara bıldırcın eti ile kudret helvasını nimet olarak verir. Bıldırcın eti ve kudret helvası, bugünün zenginlerinin bile ulaşamadıkları bir nimettir. ‘Bıldırcın eti’ne ulaşmak mümkün ise de ‘kudret helvası’ bilinmemektedir. Fakat İsrailoğulları o kadar nankördür ki; Allah’ın verdiği en lüks ve leziz yemeğin yerine Musa Peygambere: “Rabbine söyle. Bize soğan ve sarımsak versin” derler.

Bir şey Allah’tan mı? İsrailoğulları ahlakına göre o basittir. Bir şey kendi nefislerinden mi? O yücedir, asıldır.

İfadeye bakar mısınız? “Rabbine söyle de…” Yani Rab kendilerinin değil, Musa’nın…

Ahlak aynı ahlak, düşünce aynı düşünce, inanç aynı inanç!

Sen yüz yıllık Türkiye tarihinin değil, bin yıllık Türk Tarihinin en büyük kalkınmasını yap; sen yirmi yıl boyunca sofralarda kuş sütü hariç her şeyi hazır et ve insanlara sun; sen Ferhat ol dağları del, kartal ol yükseklerden uç, Barbaros ol deryaları geç; sen Karabağ’da Mohaç’ın, Suriye’de Çaldıran’ın, Libya’da Niğbolu’nun türküsünü söyle; sen üflediğinde düşmanın üşüsün dostların ısınsın… Ama illa soğan, yine de soğan, soğan isteriz soğan…

Her gün otuz liraya sigara al, sıkıntı değil; ayda iki kilo soğan al lakin isyan üzerine isyan…

Tahrim Suresi 11. Ayet: Firavunun karısı Asiye annemiz dua ediyor: “Ve neccini min fir’avne ve amel: Allah’ım! Beni Firavundan ve amelinden koru!”

Araf Suresi 155: “E tühliküna bima fealessüfehaü minna: İçimizdeki beyinsizlerin yüzünden bizi helak etme Allah’ım!”

Amin… Vesselam. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

OT yşl sss

Baydın ne diyor. Türk bayrağını indirmek turkiyeyi kılıç dara böldürmek için....Erdoğan'a çok farklı bir yaklaşım uygulamalıyız muhalefet liderini destekledihimizi açıkça göstermeliyiz....

ahmet

Guzeĺ yazıyon sayin yazar.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23