• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Kazım Karabekir yalan mı söylüyor?

03 Kasım 2023
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

Kurtuluş Savaşı komutanlarımızdan Orgeneral Kazım Karabekir ki; kendisi aynı zamanda Doğu Cephesi komutanıdır. Aynı zamanda Mustafa Kemal’in istemesi üzerine Batı Cephesine iki tümen gönderendir. Nedendir ki; Doğu Cephesinde düşmanı tepelemişken tarih kitapları hep Batı Cephesinde yapılan savaşlar üzerine kurulmuştur da Karabekir’den “geçiyorken uğradı” kabilince söz edilir.

Karabekir’in Anıları” adlı kendi yazdığı eserinde Erzurum ve Sivas Kongrelerinden bahsederken bir yerde “Mustafa Kemal’i döveceklerdi, ben kurtardım” der.

Eserin bir yerinde de “Mustafa Kemal Cumhuriyeti bilmezdi, ona bunu İngilizler söyledi” diyor.

Ne garip değil mi?

Belki de Mustafa Kemal’in aklında hanedanlığı kaldırmak ve fakat Osmanlıya dokunmamak var! Ama İngiltere ona Cumhuriyet’ten söz ediyor.

Bugün İngiltere’ye bakıyoruz: “Meşruti Monarşi” diyor yönetim şekli için.

İngilizler tarafından kurulan Kanada da Meşruti Monarşi altında Federal Parlamenter Temsili demokrasi yönetimi var.

İngilizler tarafından kurulan Avustralya’da Meşruti Monarşi var.

Yine İngiltere tarafından kurulan Yeni Zelanda’da Krallık var.

Var da; neden bize cumhuriyeti öneriyorlar bu İngilizler?

Kazım Karabekir yalan mı söylüyor? Ben onun yalancısıyım!

Düşünüyorum ve şöyle işin içinden çıkabiliyorum: İngilizleri rahatsız eden iki durum vardı: Hilafet ve Hanedanlık.

Osmanlı hükümet sistemi veziriazamlığa kadar, yani, padişahın yardımcılığına kadar hanedandan olmayanların yükselmesine izin vermişti.

Sadrazam başbakan, Veziriazam da padişah vekili idi. Nice Sadrazam veya Veziriazamı dönme Yahudiler eliyle teslim alan İngilizler yine de Padişahı geçemiyordu. Çünkü Padişahlık ehliyet meselesi değil soy meselesi idi.

Padişahı geçemeyince arzularına tam anlamda ulaşamıyordu.

Osmanlı Padişahlarının delisi bile Osmanlının hayat görüşüne bağlı idi. Cihana hakim olma, İlayı Kelimetullah fikrinde berdevamdı.

Bu durum İngiltere’nin yayılmacı fikrine uymuyordu. Çünkü Osmanlı, İngiltere’nin uzanan kollarını kesebiliyordu. Ne yapmalıydı İngiltere?

Yeni kurulacak devletin idare şekli olarak Cumhuriyeti önermeliydi. Böylece her istediği tipten ve düşünceden insan idareci olabilecekti.

İkincisi hilafeti kaldırtmalıydı. Böylece yeni kurulacak devletin “Panislamizm” gibi, Müslümanları bir merkezden idare etmek gibi bir davası olmayacak ve Alem-i İslam bir dini organizasyona tabi kalmayacaktı.

Dediği gibi de oldu. Dünya İngiliz’e kaldı.

Müslüman Türkler tarih boyunca hep harp etmişler, almak istediklerini harple almışlar, olmak istediklerini harple olmuşlar fakat masada pazarlık yaparak, planlar kurarak kazanmayı bilememişlerdi. Mert adam işi pazarlığa düşürmez mantukunca, haddizatında masaya iş düşürmemişlerdi.

Bu alanda Osmanlının son devirlerinde yeni yeni ayak oyunlarını öğrenir olmuşlardı. Bunun için Mustafa Kemal, İnönü’yü Lozan’a gönderirken; İnönü: “Paşam ben askerim, diplomasiyi bilmem, ben Fransızcayı iyi bilmem, kulaklarım ağır işitir… Beni bu işten af edin” dediğinde kabul görmemişti.

Yılların diplomatları padişah yanlısı olarak İstanbul’da idi.

Osmanlı Hükumeti Ankara Hükümetine şöyle teklif yaptı: “Lozan’a gidecek heyeti biz tespit edelim. Orada Osmanlı Mülkü müdafaa edilecek. Sizin elinizde yetişmiş diplomat yoktur.” 

Kabul görmedi.

Onun için Lozan bir hezimete dönüştü.

Onun için buna tepki gösteren Karabekir ve onun gibiler ya idam edildi, ya faili meçhullere gitti, ya sürgün edildi, ya da göz hapsine alındı.

Kazım Karabekir’in emekli maaşı bile kesildi. Üç bin adet kitabı bir gecede yakıldı. Beş çuval dolusu belge ve evrakları yakıldı. Yıllarca yirmi dört saat takip edildi.

Kendi söylüyor bunları... Ve birilerini korkaklıkla itham ediyor!

O kim?

Nihayet o güçlü komutan, deve dişi gibi adam, domates yetiştirip satarak geçimini sağlamak zorunda kaldı.

Kazım Karabekir yalan mı söylüyor?

Söylüyorsa onun yalancısıyım.

Cumhuriyetin İslam’a en uygun idare şekli olduğuna inananlardanım. Ama cumhuriyet yıllarca kimin cumhuriyeti idi?

Yağlı ballı lokmalarını kim yiyordu?

Hâlâ da kimler yiyor?

Ve biz bu günlere nasıl geldik…

Ne bedeller ödeyerek geldik?

Cumhuriyetimizin 100. Yılı mübarek olsun.

Hangi cumhuriyetin?

Yeni yeni halkın, bizim olmaya başlayan cumhuriyetin, vesselam. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Orhan

Söylediğin baştan sona yanlış ve yalan. Resmi tarih aklınızı da kara bir örtü ile örtmüş. Yazık. Atasına düşman, batıya hayran, hedefsiz, materyalist bir insan prototipi oluşmuş.

Mustafa

Yalan söyleyen tarih utansın
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23