• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

GEZİ NOTLARI-3 Görünür kavgada yerimiz

08 Kasım 2023
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

 

TDV’nin İSAM Kütüphanesinde çalışan yeğenim Recep Tayyip Günaydın’dan bir ricada bulundum. MTTB (Milli Türk Talebe Birliği)nin yayın organı olan ve bizim de didik didik, satır satır okuduğumuz dergilerden biri olan Milli Gençlik Dergisinin 1975 yılında yayınlanan 8-9. sayılarını bulup bulamayacağını sordum. 

Bu dergiyi yıllardır arıyordum. Hatta bunun için Almanya’da bulunduğum yıllarda İstanbul’a gelmiş ve MTTB Genel Merkezine bile gitmiştim. Genel Başkana sorduğumda “maalesef” demişti. Böyle söylemekte haklıydı. 

Çünkü MTTB ihtilalde kapatılmış, malları hazineye devredilmişti. Kendisiyle konuştuğum başkan, Ak Parti Hükümetinin inisiyatifi ile yeniden açılmasına izin verilen teşkilatın daha çiçeği burnunda başkanıydı.

Bu sayısını neden önemsiyordum? 

İleride bu sütunumda parça parça yayınlayacağım bir başyazı yüzünden. Bu başyazı, “Görünür kavgada yerimiz: Bize göre durum ve ahvali umumiye” başlığı ile uzun fakat mükemmel bir makale idi. Bu makalenin, tabii ki başyazı olduğundan yazarı belli değildi. Giresun’da bir kısım arkadaşla yazının kimin olabileceğini tartışmıştık. Ben ve bazı arkadaşlar Üstad Necip Fazıl’ın olabileceğini ileri sürmüştük.

Daha sonra ben bir İstanbul’a gidişimde, Cağaloğlu’ndaki MTTB Genel Merkezinde bunu sordum. Beni basın/yayınla ilgili kısma yönlendirdiler. Oradaki beyefendiye sorduğumda tahminimi doğrulamıştı.

Çünkü o mikyasta yazıyı kolay kolay her edip yazamazdı. 

Yeğenim sağ olsun; o gece nöbetçiydi ve bana o dergiyi ve makaleyi whatsapptan gönderdi. 

Say ki; dünya benim oldu.

Bu makale kısaca neyi anlatıyordu: 1975’ler Türkiye’sini. O yıllarda çok şiddetli biçimde memleketi sarmış olan sağ/sol çatışmasını ve bizi de Solcular, faşist dedikleri Ülkücülere karşı, Ülkücüler, komünist dedikleri Solculara karşı kendi yanlarında kavgaya çekmek istiyorlardı. Hatta bu talepleri bizim üst makamlarımızca kabul edilmeyince Akıncılardan ayrılan bir grup, kavgada yer almak için “Akıncı Güç” isimli bir oluşuma bile gitmişti.

İşte böyle bir ahvalde Türkiye’deki İslamcı gençliğin konumunu belirten enfes makaleyi bulmuş olmaktan fevkalade sevinç duydum.

Ertesi günü İstanbul’dan YHT(Yüksek hızlı Tren)e binerek Ankara’ya hareket ettim. 

Ne söyleyeyim; eğer YHT ağı yaygın olsa başka vasıta ile seyahat yapmam. Böyle hızlı trene Almanya’da biniyordum. Orada ICE trenleri fevkalade hızlı ve rahat trenlerdi. 

Aynı rahatlığı İstanbul/Ankara arası yaşadım. Üstelik daha önce kıyısından bile geçmediğim Eskişehir’i de dolanarak.

O kadar sessiz ve sakin bir ortam ki; o kadar olur.

Ankara… Dört yıl öğretmenlik yaptığım yer. Ben öğretmenlik yaparken; 1986/90 yılları arası; Balgat bir kasaba, Çukurambar da bir Anadolu köyü gibiydi. Şimdi görev yaptığım okulu bulmakta zorlanıyorum.

Ankara’da Dış Türkler Başkanlığında bürokrat olan yeğenim Adem Günaydın’a misafir oldum. Ofisine uğradım. Solingen Faciasının yıl dönümü imiş. Onun çalışmaları ve sergisi olacakmış. Ona çalışıyorlardı. 

DT Başkanlığı dünyanın neresinde bir Türk topluluğu varsa onlarla ilgilenmek amacıyla kurulmuş. Neredeyse Türkün yaşadığı her yere ulaşmışlar. Gerek çocuklarını üniversitelerimizde okutmak gerekse yerinde mesailerine çözüm bulmak DTB’nin başarılı olduğu konular…

O günlerde Ankara’ya gelmiş olan Ömer Karahasan Beyle buluştuk. Kendisi Giresun’da bir iş adamı. Çok özellikleri olan genç bir girişimci. Siyasetin de içinde. Ankara’da çok sayıda tanıdığı var bürokraside. Özel sektörde de öyle…

Müsait olunca yeğenimle, müsait olmadığında Ömer Karahasan Beyle gezdim. 

Ömer Bey ile önce Abdurrahman Akyüz’ü ziyaret ettik. Türkiye Kung Fu Federasyonu başkanı. Dünya şampiyonu olan başörtülü kızımızın babası. Bundan başka iki kızı bir oğlu da dünya şampiyonu olmuş.

Abdurrahman Akyüz’ün asıl önemi, kendisi bir grup arkadaşıyla rahmetli Erbakan Hocamızın korumalığını yapan “Sakarya Grubu” olarak tanınıyorlardı. Yıllarca bu görevi yaptılar.

Kendisine sordum: “Türkiye’de kaç WUŞHU/Kung-FU sporcusu var?”

Cevap: “Yüz yetmiş bin sporcu, beş bin de öğretmeni var.”

 Bu cevap beni sevindirdi. Çünkü gençlerimizin sporla ilgilenmesi onlar adına sevindirici…

Abdurrahman Akyüz, merhum Hocaya bağlılığından hiç vazgeçmemiş. Fakat Recep Tayyip Erdoğan’a da, Fatih Erbakan’a da yakın olduğunu her halükarda belirtmekte.

Abdurrahman Akyüz’den sonra Tarım Kredi Kooperatifler Birliği Başkanı Yılmaz Bademli Beyi ziyaret ettik. Son derece kibar bir tavırla kabul etti. Kooperatif hakkında bilgiler verdi.

Benim bir önerim üzerine kendilerinin Tarım Kredi Marketlerinin bundan sonra adının TAR-KOP MAR olacağını, böyle bir belirleme yaptıklarını ve şube sayısını dört bine çıkaracaklarını söyledi. Yakın gelecekte TAR-KOP MAR’ların Türkiye’nin birçok yerinde çeşitli yatırımlar yapacağını veya daha önce kurulmuş ve fakat düşük kapasiteyle çalışan, kendi sektörel alanlarına giren kuruluşları satın aldıklarını ve almaya devam edeceklerini söyledi. 

Hatta birkaç örnek de verdi.

Hedefleri market sayısını artırmakla birlikte, asıl hedefin ürün sayısını ve hizmet kalitesini yükseltecek büyük marketler açmak olduğunu kendisinden öğrenmiş olduk.

Kendisini çok samimi ve içten bir beyefendi olarak gördüm. İlgi ve teşrifatı için teşekkür ederek ayrıldık.

Devam edecek, vesselam. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Tika

Maşallah bütün yeğenler köşe başlarını tutmuş

İbrahim .

İbrahim konuş ma istidadı nı doğru konuş tuhun için cennetin kapısını açtın . Adalet bakanı var adalet yok
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23