Komşu komşunun külüne muhtaçtır
Komşu komşunun külüne muhtaçtır
HÜSEYİN ÖZTÜRK
“Komşu komşunun külüne muhtaçtır” diyenler, ardından şu sözü ilave ederler. “Ne oldum demeyeceksin, ne olacağım diyeceksin”.
İkinci sözün yaşandığı yerlerden birisi de Suriye’dir. Baba Esed ve oğul Esed, MÖ. 8 bin yıllık bir geçmişe sahip ülkeyi zalimliklerinin kurbanı ettiler.
Suriye seyahatimizde iki gün boyunca gündüz ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar Şam’ın sokaklarında insanlarla hem hal olurken, birinci sözün de ikinci sözün de yaşandığı yerde olduğumuzu gördük.
Yüzyıllar boyunca inanç merkezli birlik ve beraberliğimizin sayesinde kardeşçe geçinilen ve 402 yıl boyunca, birbirine karşı hiç husumet beslemeyen iki toplum, geçmişteki arazlar sayılmazsa, yeniden birlik ve beraberlik olma yolunda hızla ilerlemektedir.
Başta Cumhurbaşkanımız Erdoğan olmak üzere, Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, Ticaret Bakanımız Ömer Bolat ve diğer bakanlarımız, canı gönülden Türkiye-Suriye kardeşliğinin temelini atma gayretindedirler.
Her iki ülke arasındaki kültürel zayıflık hâlâ giderilememiş, bir türlü aynı medeniyetin ve inancın mensupları olan kardeş iki toplum arasındaki bağlarımız sağlanamamışsa da ekonomik olarak yol alınmaktadır.
Bunun sebebi de kültürel kodlarımızı tarihi değer yargılarımıza göre değil, daha çok Batı normlarına göre dönüştürmeye çalışmamız yüzünden maalesef hem kendi hem kardeş toplumlarla bir ve bütünleşmekte zorlanmaktayız.
•
Galiba bu eksikliği de yine milletimiz ve devletimiz adına, Ticaret Bakanımız Ömer Bolat üstlenecektir.
Sayın Bolat kırk yılı aşkındır, iş dünyasını tabandan tavana her kademesini tanır, bilir ve bizzat yaşadığı için ülkemiz adına büyük bir kazançtır. Bunu Şam ve Halep ziyaretlerinde de gördük.
Sayın Bolat ticarete sadece “para kazanma” gözüyle ve düşüncesiyle bakmaz. Ticaret sayesinde ikili münasebetlerden, toplumsal ve uluslararası ilişkilere kadar insanı önceleyen ve helal yoldan kazanç sağlanması gerektiğine inanan bir isimdir.
Bu manada, Müslüman ülkelerdeki ticari ortaklıklarımızın ana merkezini “Ahilik Sistemi” teşkil etmelidir. İki Müslüman tacirin arasındaki adalet terazisi Ahilik kurallarıdır.
Şimdi denilebilir ki, “Sen nerenin Türküsünü çığırıyorsun, hangi çağda yaşıyorsun”. Yazının başlığındaki atasözleri geçmiş ve gelecek bütün çağlar için geçerlidir.
Ticaret Bakanımız Ömer Bolat, TİM Başkanı Mustafa Gültepe ve işadamlarının çalışma toplantılarında, birbirleriyle olan münasebetlerinde bu sistemin tabanını gördüğüm için derim.
Ticaret Bakanlığının ve Türkiye İhracatçılar Meclisinin organizesinde gerçekleşen işadamlarıyla yapılan yuvarlak masa ve ikili görüşmelerde aranan ana husus karşılıklı güvendi.
Güvenin temelini de iki tarafın Müslüman olması oluşturuyordu. Birbirlerine kimlik ve kişiliklerinden ziyade, dini değerler muvacehesinde inanmaları ve güvenmeleriydi.
•
Ezcümle:
Suriye’nin Osmanlı döneminden kalma bir sözü şöyledir:
“Size fitne, fesat, dedikodu getiren kapıyı kapatmazsanız, bir süre sonra o kapı, evinize ve dükkânınıza açılır”.