--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şehir Gazeli

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
5

Her eylem yeniden diriltir beni

Nehirler düşlerim göl kenarında

Ey deprem gel yetiş bu şehirlerin

Doğayı çarptıran konumlarına

Doğ ey güneş erit taştan adamı

Ve kurut taşları diken elleri

Babamın gölgesi koruyor beni

Oh ne güzel şehir bu eski şehir

Dönüştür ey kalbim bahçeli eve

Anlamı ezen o makinaları

Kurtuluş haberi olsun dünyaya

Ayırma üstümden bir an gölgeni

Mehmet Akif İnan

Doğru yola gitmek isteyen doğru yöne yönelmeli. Şeş cihetten habersiz kalan evin yolunu şaşırır.

İçinde hikmetin olduğu beytler (evler) hay olunan mahalleleri; dirilen ve dirilten mahalleler, medineyi (şehri) oluşturur.

Çıplak sesle ezanın duyulduğu en son evde mahalle biter, yeni mahalle başlar. Mahallenin sınırı bulvarla çizilmez, ezanla belirlenir.

Mahalleli beş vakit ezanla dirilir her gün…

Mahallenin sınırını belirleyen Allahü Ekber nidasıdır. Odur diriltir meskenleri. Kulak ölçüsü esastır, göz nizamı değil. Ezanda kulağı olmayanın namazda gözü olmaz!

Din merkezlidir mahalle…

Şehir (medine), dini kimlikle oluşur. Kırk mesken bir cemaat olur ve o mahalde Cuma namazı kılınır. Kırk kişi olmayan yerde Cuma namazı eda edilmez. Cuma namazı için mahalle şarttır.

Mahallenin namusu olur ama mahallenin sermayesi olmaz. Sermayedar o nedenle modern kentlerde mahalleden ırak gettolara yerleşir. Mahalleye giriş için mahallenin hüviyetine riayet edilirse mahalleli olunur. Mahallede evvel emirde şart, mahallenin adabına, kimliğine uygun olmaktır. Sermaye, şahsiyet için şart konulmaz...

Din kelimesinden türemiş bir kelimedir medine. Medinelilerin toplamında medeniyet (uygarlık –ümran-bayındırlık) oluşur.

Hangi din evin merkezinde ise şehrin merkez kaç kuvveti de odur. Şehirlerin din anlayışı da o medeniyetin belirleyici ruhudur.

Şehir bedeninde ev kalp gibi deveran ediyorsa evdir. İnsan, o evin içinde dolaşarak bir çeşit tavaf yaparak kan görevi görür. Nasıl ki sözü değerli kılan manadır, nasıl ki kalbi işlevsel tutan kandır. Evi işlevsel yapan da içinde dolaşan insandır.

İslam şehri canlı insan gibi bedeni ve ruhu olan, kokusu ve dokusu olan geçmişi ve geleceği olandır.

Müslüman Şehirde Cami o şehrin kalbidir. Kalpsiz şehir polis(kent) olur. Mabed; şehrin kalbi, eğitim öğretim görülen yerler ise o şehrin aklıdır. Yeşillik; şehrin ciğeri, su; o şehrin hayat pınarı, bereketidir. Akrabalar ve komşular şehrin organlarıdır.

Şehi/i/r farsça kökenli olmakla birlikte Arapçada ay manasına gelir. “Şehr” kendini gösteren, açığa çıkaran mealindedir. Meşhur kelimesi şehirden türer. Şehir dendiğinde, yüreğinde ne barındırıyorsa onu açığa çıkaran, gönlünü ortaya yere seren anlaşılmalı.

Şehir, dinsiz olmaz. Din, şehirsiz yaşanmaz.

Din, “Deyn” borç demektir. Deynin oluşabilmesi için bir ticaretin olması gerekir.

Alışverişin olduğu yerde alacaklı ve borçlu var demektir. Alacak verecek olunan yerde alışverişin kuralları olur Bu dolayısıyla üst kavram olarak bir hukukun varlığına delalettir. Alacaklı verecekli arasında birinin diğerine üstünlüğü yoksa bu hukukun üstünlüğünü ifade eder. Hukuki ihtilafları gideren kişiye de deyyan denir.

Abdullah bin Selam anlatıyor:

Allah'ın Resulü Medine'ye geldiği zaman halk, bölük bölük ona koştu. Allah'ın Resulü geldi, denilince O'nu görmek için ben de halk arasına karıştım. Nebiyyi Muhteremin yüzünü görünce anladım ki, O'nun yüzü, yalancı yüzü değildir. Ondan ilk işittiğim söz:

- Ey insanlar! Selamı, selamlaşmayı yayınız!

- Yemek yediriniz Akrabalık gözetiniz.

- Halk uyurken, siz namaz kılınız! Selametle cennete gidersiniz!

Yesrib ismini Medine-i Münevvere yapan Peygamber( as). Yesribli Müslümanlar(ensar) ile Mekke’den göç eden Müslümanları (muhacir) kardeş ilan etti.

Sonra bu Müslümanlarla birlikte Mescid-i Nebi’yi inşa ederek şehrin kalbini belirledi. Allah Resulü kendileri de bizzat malzeme taşıyarak inşaatta çalıştılar ve şöyle duada bulundular: "Ey Rabbimiz! Yüklenip taşıdığımız şu balçıktan dizilmiş ham kerpiç yükü Hayber (in hurma ve üzüm mahsullerinin nefis)hamulesinden daha hayırlıdır ve daha temizdir. Şüphesiz ki hayır menfaat ahiret ecri sevabıdır. Rabbim! Sen, Ensar ve Muhacirlere merhamet buyur!".

Sonra Suffe mescidi kurarak şehrin aklını (eğitim öğretim) inşa etti. Kalbin imarından sonra aklın imarı…

Medine pazarıyla ticaret merkezi kurdu.

Sonra Medine sözleşmesi ile anayasal çerçeveyi belirledi. Bununla şehirde birlikte yaşamanın hukukunu çizdi. İslam şehirlerinde olmazsa evvel kaide, adalet için hukukun üstünlüğü…

Din, şehrin ruhunu belirler demiştik.

Günümüzde Modern şehirler ve kadim şehirler nasıl bir ruha sahipler?

Barok ve rokoko mimarileriyle Rönesans ürünü Paris, Londra, Berlin, Moskova bir meydan etrafında milimetrik çizilmiş caddeleriyle militarist bir ruh esintisiyle öne çıkan binalardan örülü semtlerden kurulu. Binaların yükseldikçe insanların küçüldüğü bir dünya…

Birbirine değmeyen, selamlaşmayan, birbirini tanımayan, binalar arasında yok olan kalabalıklar… Birbirine sırt çevirmiş evler.

Bu modern dünyadan teknoloji çıkar ama büyük hikâyeler çıkmaz. Büyük şiirler çıkmaz. Büyük dostlukların çıkmaması gibi burada yemekten komşuya pay düşmez. Bu kentlere öykünen imarcılardan merhamet dilenilmez.

Mardin, Diyarbekir, Şanlıurfa, Şam, Bağdat Priştina, Buhara...

Merkezde bir camii ve ona çıkan yollar… Etrafını çevreleyen evler ile çıkmaz sokaklarıyla mahremiyetin tasviri birbirine değen, birbirinin sırtına yaslanmış, yüzünü camiye, yönünü kıbleye vermiş tavaf eden evler…

Destursuz girilemeyen, selamsız çıkılamayan ve hayatın diri diri yaşandığı mahalleler (içinde dirilen yer) ile Peygamber ve tevhid kokulu şehirler…

Bu şehirlerin içinde bütün müdahalelere rağmen tarihi kadar kadim kokulu mağrur ve mahcup mütevazı duruşlar…

İnsanlık damarı koca yürekli insan manzaraları…

Burada şiir çıkar, burada dost çıkar, burada büyük hikâyeler çıkar…

Burada komşuda pişen aştan diğer komşunun hakkı da düşer.

Bu şehirlerde hayatı belirleyen vahyin uyarısıdır.

“Allah mallarını ve canlarını cennet karşılığı satın alıvermiştir.” (Tevbe; 111)

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Şahika

8 Temmuz 2020 10:21

TEŞEKKÜRLER..!

HaRuN

7 Temmuz 2020 15:38

Yazılarınız çok güzel.

NE ÖNEMİ. VARKİİİ

6 Temmuz 2020 07:29

Yazıyı okuyunca yerel yönetimin kimlerin elinde olması gerektiğini. Kimlerin elinde olmaması gerektiğini daha iyi anladım. Bir ankaralı olarak. Cuma namazı kılacak cami bulamazdık çünkü belirgin bir cami yoktu. Cami alameti taşıyan bir yapı yoktu coperadan çankaya köşküne kadar olan bölümde kızılayda bir cami yoktu. 1967 yılında kocatepe camii nin inşaatına başlanmıştı. Ancak kıyamet koptu hiçbir cami anıtkabirden daha yüksekte olamazdı kısa kesicem. Rahmetli özal bitirtti diyanet vakfına camii yıl 1987 olmuştu kıyameti koparmışlardı açılamaz diye davalar açmışlardı neyseki emellerine ulaşamadılar. Ankarada camiler hep bodrum katlardaydı. Özellikle kızılay civarında sadece maltepe cami vardı. Melih gökçekten sonra daha görünür camilerimiz oldu. Murat karayalçın batı kenti kurdu bir cami yoktu koca batı kentte. İşadamları cami yaptıramazlardı yerel yönetimden korkarlardı Şimdi bir kentte yerel yönetimin müslüman olmadı neden önemli bir daha düşünelim bu yazıyı tekrar okuyup. Mesela bir belediye başkanı düşünün FATİH SULTAN MEHMET ‘ in türbesine girerken kapıyı ayağının ucuyla açıp ellerini arkadında (poposunun ) üstünde bağlatıp içeri giriyor. Şimdi soruyorum AMAN RECEP TAYYİP ETDOĞAN kaybetsinde kim gelirse gelsin diyen sp li , ip li kardeşlerim bu manzaradan mutlumusınuz. Not AK PARTİ nin olduğu illerde yeni yaptığı her parkın yanına bir camii dikmişti.

HASAN A.

6 Temmuz 2020 05:48

Önceki şehir yazılarını tamamlayıcı yeni bakış açıları sunan bir yazı.

Sabri

6 Temmuz 2020 04:42

Modern dedikleri, üç ay sonra duyuyorki konşusu ölmüş. Önceki yazılarınızın devamı olarak güzel bir şekillde anlatmışsınız. Teşekkür ederim.

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle