• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
TÜM YAZILARI

Yüzyılın Kuşakları

14 Haziran 2021


Hüseyin Acarlar İletişim:

Sosyal Bilimlerde “kuşak” kavramı; yeni bir anlayışta, yeni bir yaşama duygusunda, yeni biçimlerde birleşen, eskiyle belirgin çizgilerle ayrılan bireyler topluluğu gibi anlatımlarla tanımlanır. Sosyoloji bilimi, her yirmi yılda yeni bir kuşağın doğduğunu kabul eder. Buna göre de her kuşağın ortak istekleri, ihtiyaçları, güdüleri ve eylemleri vardır. Bu yazı kavramsal düzeyde hali hazırda yaşamını sürdüren kuşakların nasıl tanımlandığını anlatmakla birlikte, gözleme dayalı analizlerle de anlamaya dönük bir çabayı taşımaktadır.

Kuşak kavramının sınıflandırması, kültürden kültüre farklılık göstermekle birlikte kuşaklarla ilgili tarih aralıkları ve kuşakların taşıdığı özelliklerin farklı olduğunu evvel emirde belirtmek gerekir.

Kabul gören sosyolojik tasniflerden hareketle kuşaklar;

1925-1945 arası doğanları “Geleneksel (Traditionalists)”,

1945 - 1965 arası doğanları “Bebek Patlaması (Baby Boomers)”,
19645 - 1980 arası doğanları “X Kuşağı”,

1980-2000 arası doğanları “Y Kuşağı” Ve

2000 sonrasında doğanları “Z Kuşağı” olarak tasnife tabi tutuluyor.

Bu tasniflerin üzerine sosyolojiye yeni bir kuşak tanımlaması yapmayı günü anlamlandırmak için elzem görüyorum. Kişisel olarak 1960-1980 arası doğanları “aradaki kuşak” olarak tanımlamayı uygun buldum. Zira bu kuşağın önemi tüm kuşaklarla mesai harcaması, dolayısıyla belki iddialı bir ifadeyle yirminci yüzyıl ve yirmi birinci yüzyılın arasına sıkışmış en anlaşılması güç kuşak ama tüm kuşakları anlayabilecek değişim ve dönüşümü en yakından gören, bilen, bilge kuşak… Bu jenerasyonu diğer kuşaklar üzerine konuştuktan sonra tekrar ve geniş bir biçimde ele alacağım. Şimdilik geçici bir nokta.

Gelenekselcileri (Traditionalists), kimi sosyologlar “sessiz kuşak” ya da “erişkin kuşak” olarak da adlandırılmaktadır. Pek haksızda sayılmazlar. Bu durumda kast edilen 1925 ve 1945 yılları arasında doğan jenerasyondur. Bu tarih aralığı tüm dünyada demokratik disiplinel toplum oluşturma çabalarının, siyasal kırılmalarla keskin izdüşümlerinden doğan travmalarla doludur. Bundan olsa gerek gelenekselciler emin olmadıkları durumlara karşı daha tedbirli davranırlar. Bir yönüyle muhafazakâr veya statükocu duruş sergilerler. Risk almazlar, alamazlar. Nedeni şudur:

Gelenekselciler, çağımızın en yaşlı üyeleridir.

Bu kuşak,esasında günümüzdeki iş merkezli hayatı inşa eden burjuva klentleriyle ve ondan en çok mağdur olanlardır. Kredi kartı cebine indirenler ile kırmızı kart görenlerin keskin olarak ayrıştığı ama aynı zaman diliminde hayat sürdükleri bir dönemdir bu dönem. Coğrafyamızda feodal yaşamın kapitalizme evrildiği zaman diliminde tüm travmaların izlerini bu kuşakta görebilirsiniz.

Gelenekselciler, doğrudan posta veya yazılı iletişimin diğer formları gibi açık ve özetlenebilir, basit bir bilgi almayı tercih ederler.

Bu “sessiz kuşak” dünyaya gelen en küçük kuşak olarak adlandırılabilir. Dünya genelinde yaşanan savaş, ekonomik sıkıntılar, kıtlık ve açlık, işsizlik, tasarruf etme gibi yaşam koşullarına maruz kalan kuşak yine bu kuşaktır. Bu yönüyle oldukça tecrübeli bir kuşaktır. O nedenle pratik çözümlerde oldukça mahirdirler.

Bu kuşak otoriteye sadıktır ve direktiflere uyarlar. Dengeye, düzene itaat eden bir yapıları vardır. Bu kuşağın insanları uzun süre aynı işte kalır ve o işte ömür boyu çalışmayı tercih ederler.

Bu kuşak disiplinli, pragmatik ve istikrar arayışındadır. Güven duygusunu önemserler. Türkiye’de İkinci Dünya Savaşı sırasında ve ekonomik buhran döneminde doğan bu nesil, günümüzün büyük anneanneleri, babaanneleri ve dedelerini oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin de ilk yıllarını görmüş olan kuşak, kimilerince ‘uyumlu’ sıfatıyla tanımlanmaktadır.

Cumhuriyet kurulduğu yıllarda nüfusun toplamı on üç milyondu. Bunun On milyonu Müslüman üç milyonu gayrimüslimdi. Müslüman çoğunluğun da çoğu -savaştaki kayıplardan ötürü- kadın ve çocuklardan ve sakat kalmış insanlardan oluşuyordu.Müslimler tarıma ve hayvancılığa dayalı geçimini sağlıyordu. Haliyle burjuvazi gayrimüslim tüccarlardan oluşuyordu. 1928 latin alfabesine geçişle de bürokraside çoğunluk gayrimüslimlerden oluşmuştu. Soyadı kanunuyla da gayrimüslimler, yeni soyadlarının yanında isimlerinde de değişikliğe gittiler. 1945 sonrasında ticaret ve bürokrasinin tekel sorununu birazda bir önceki istiklal savaşı kuşağının bulunduğu durumla izah etmek gerek.

Kuşaklar analizine devam edeceğiz.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sabri

Güzel bir çalışma, teşekkür ederim.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23