--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstanbul’un fethi…

Ayhan Demir
Ayhan Demir
6

 

Rahmetli Aliya İzetbegoviç’in bir sözüyle başlayalım: “Önemli olaylarını hatırlayan halklar, tarih dediğimiz şeye sahip olurlar.”

Peki, ‘olay’ nedir? 

Olay dediğimiz şey, devletler ve toplumlar arasında olur. Bir devletin veya toplumun, diğer bir devlet veya toplum ile kavgaya tutuşmasıdır. Mesela, Birinci Dünya Savaşı bir olaydır.

Buradan şuraya geçelim.

Tarihimizin en önemli üç olayı, nedir? Sizi bilmem ama benim için birinci sırada İslamiyet’i kabulümüz var. İkincisi, Malazgirt Zaferi ve üçüncüsü ise İstanbul’un fethi.

Kime göre, neye göre? Bize göre, şuna göre…

Bir olayın önemini belirleyen, neticesi; neleri değiştirdiğidir. Hal böyle iken, birinci sıra tartışmaya kapalıdır. İkinciyi de Ağustos gelince konuşuruz.

İstanbul’un fethini bu kadar önemli yapan ise Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) müjdesidir: “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan, ne güzel kumandan; onu fetheden ordu, ne güzel ordudur!”

Birde şu: İstanbul’un fethi, bâtıl adına yıkıcı, hâk için yapıcı neticeler doğurmuştur.

İstanbul’un fethini, törenlerle, şölenlerle kutluyoruz. İyi de yapıyoruz. Ancak tek başına heyecan yetmez, kalıcı olmaz. Heyecan, bilgiyle takviye edilmezse, geçici olur. Bu şehrin ne zorluklarla aldığını bilmek, anlatmak gerekiyor.

Kuşatmayı içeriden anlatan Gustave Schlumberger’in İstanbul Düştü isimli eseri, önemli bir kaynaktır. Kuşatmaya şahitlik etmiş vakanüvislerin yazdıklarından ve bazı askerlerin hatıratlarından faydalanılarak hazırlanmıştır.

Kitabın sayfaları arasında dolaşmaya başlamadan…

İstanbul’un fethinden bahsedilince, her şeyden önce, şu söylenmeli: Osmanlı ordusu İstanbul’u fethederken; sadece Haliç’e gerilen zincirleri ve Bizans surlarını değil, kardeşlerinin kibir ve hırslarını da aşmak zorunda kalmıştır.

Sultan Mehmed İstanbul’u kuşattığı zaman, karşısında sadece Bizanslılar / Hıristiyanlar değil, Şehzade Orhan da vardı. Langa Limanı surlarını (Yenikapı), onun peşinden gidenler savunuyordu. 

Evet, Türklere / Müslümanlara karşı. Niçin? Devletinin ve milletinin yenilmesi karşılığında, kendisine taht sözü verilmişti. Şehzade Orhan’ın mezarının nerede olduğunu bilen var mı?

Buna karşılık, Osmanlı ordusunda, hatırı sayılır miktarda Sırp, Alman ve Macar vardı. Ordumuzun en büyük toplarını, Macar ustalar dökmüştü.

Bilinmesi gerekenler, elbette, bunlarla sınırlı değil.

Bizanslı vakanüvislerin yazdıklarından, şehirde, Avrupalı Katoliklere karşı büyük bir öfke olduğu anlaşılıyor. O dönemde, Hıristiyan dünyasında, mezhep çekişmeleri olduğu bilinir. Ama şu gerçeği, birçoğumuz, yeni öğreniyoruz: “İstanbul’u müdafaa etmek için, tekmil Avrupa’dan 9 bin Hıristiyan bulunabildiği halde, muhasara ordusunda, 30 bin Hıristiyan vardı.”

Bir başkası: İstanbul’un fethiyle, sadece Hıristiyanlar değil, Bizanslı Museviler de rahata kavuşmuştur. Fatih Sultan Mehmed, bugünkü Yunan adaları ve Girit Musevi ahalisinden aileleri İstanbul’a kabul etmiştir. Bir yangında zarar gören Ahrida, Karaferya, Yanbol ve Çukurca sinagoglarının onarımı için ferman buyurmuştur.

Ve bir tane daha: İmparator Kostantinos, Rumelihisarı’nın inşaatı sırasında, Sultan Mehmed’in teveccühünü kazanmak için hisar inşaatında çalışanlara yiyecek göndermiştir. “Basireti bağlanmak” dedikleri, böyle bir şey olsa gerek.

“Bu ne incelik” dedirten bir başka hadise: İstanbul’un fethinde çok önemli bir rolü olan Macar ustalara döktürülen büyük topların ilk denemeleri, Edirne’de yapılmıştı. Sultan Mehmed, deneme yapılacağı zaman, halk arasında tellallar dolaştırır, infilakın şiddetli olacağını ilan ettirirdi. Amacı, gebe kadınların korkmasını önlemektir. Bu toplar, meşakkatli bir yolculuktan sonra İstanbul surlarının önüne getirilir. Gerisini, yukarıda bahsettiğim, kitaptan okuyalım: “Günde birçok defalar, bu topların biri ateş ediyor ve koca gülle, tahrip vazifesini görmek için fırlıyordu. Sultan’ın haşin topçuları, güllenin düştüğü yerde tesirini görmek için, büyük hendeğin kenarına kadar koşuyorlardı.” (Sayfa 95)

Kuşatmaya şahit olan Vakanüvis Barbaro’nun şu satırları da hepimize ders olsun: “Türkler, bilhassa Türk Padişahı’nın hiçbir çeşit ölümden korkmaz askerleri olan Yeniçeriler, surların dibine kadar gelip karakol muharebeleri verdiler. Bunlar, muharebeye vahşiler gibi koşuyorlardı, içlerinden birkaçı ölecek olursa, yerlerine hemen başkaları seğirtiyor, ölen arkadaşlarını omuzlarına yükleyip götürüyorlar, surun altında bulunduklarına ehemmiyet bile vermiyorlardı.” (Sayfa 122-123)

İbret verici bir hadise daha: Osmanlı ordusu, büyük taarruz öncesi, hep bir ağızdan dua etmiş ve çıkan uğultu, surların ardından bile duyulmuştu. Piskopos Leonardo, o anları şöyle anlatıyor: “Lailaheillah Muhammedürresulallah! avazeleriyle mütemadiyen haykırmalarını bizim gibi siz de işitmiş olsaydınız, hakikaten hayran kalırdınız!” (Sayfa 268-269)

Son bir şey: Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un Türklerin eline geçeceğini söylediği için Kostantin tarafından zindana attırılan, bir keşişe İstanbul’un kendi elinden çıkıp çıkmayacağına sorar. Keşiş şu cevabı verir: “İstanbul, Türklerin elinden savaş ile çıkmayacak. Ancak öyle bir zaman gelecek ki ellerindeki emlak ve toprak azalacak, bu suretle, İstanbul Türk malı olmaktan çıkacak.”

İleri derecede üzülen Fatih Sultan Mehmed, ellerini gökyüzüne kaldırarak, şöyle söyledi: “İstanbul’da edindiği yerleri yabancılara satanlar, Allah’ın gazabına uğrasınlar.” (Sayfa 107-108)

Velhasıl: İstanbul, bir şehirden çok daha fazlasıdır. Aziz milletimizin kabul olan duası, gerçekleşen rüyasıdır. Zorbaların tehditlerine karşı, mazlumların güvencesidir. 

İstanbul’un kadrini, kıymetini bilelim. Fatih Sultan Mehmed’e layık torunlar olalım.

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kanber

29 Mayıs 2024 17:38

İlahımız yani (yaratanımız, yaşatanımız, yönetenimiz ve en çok sevdiğimiz Allah'ımıza hamd olsun. Rehberimiz kur'an-ı Kerim'e sadakatımız. önderimiz peygamberimiz Hazreti Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e salavat. Gelmiş geçmiş tüm Mümin ecdadımıza rahmet, hasseten Fatih Sultan Mehmet'e Allah rahmetiyle muamele etsin. Bu Güzide şehrimiz istanbul'umuzu İSLAMBOL yapma şuur ve bilincini Allah'ım gençlerimize ve bütün toplumumuza nasip eylesin. Amin

ben dahil Herkez kendini tarihçi sanıyor.

29 Mayıs 2024 14:07

Hangi kaynakta Türklerin en önemli tarihi olayları olarak İslamiyetin kabulu gösteriliyor. Türk Tarihinin en önemli olayları sırasız çanakkale,malazgirt,talas savaşları, istanbulun fethi ve kavimler göçüdür. İslamiyetin kabulu tarihi bir olaya degildir.Sunu derseniz anlarım. Türklerin islamiyeti kabulunde ;araplarla beraber Talas 751 de çinleri yenmeleri islamiyeti kabullerindeki en önemli olaydır. Ama yok siz bu kafayla devam edin

Nuray ercan

26 Haziran 2024 11:39

Müslümanlığı kabul etmeyen Türkler Turklugunu kaybetmiştir(Macarlar v.b.)Bu sebeple müslüman olmak önemli bir olaydır.

Vatandaş Ahmet

29 Mayıs 2024 08:49

Bugün İstanbul’un yeniden fethe ihtiyacı var.

kaç kez fethedelim

29 Mayıs 2024 14:08

yeniden 5 yıl önce feth edildi. 31 Martta 2. kez tastiklendi..daha kaç kez feth edeces birader

Muhammed

29 Mayıs 2024 08:01

İstanbul 1917 de isgal edildi ve hala işgal altında. Bir kurtuluş günü bile yok tutsak şehrin, eski şanlı günler ve fetihler onbeşinci yüzyılda kaldı. Şimdi fiili gerçek durumu nasıl değerlendireceğiz, geçmişten ders alarak ne yapacağız?

Ayhan Demir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle