--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Zoka….

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Politikacıyla sendikacı yumurta ikizidir. Bu olgu, kampanya dönemlerinde netleşiyor. Vaktin Demirel’i, rakipleriyle giriştiği oy yarışmasında aceleden kaçınmış ve projelerini açıklamalarını beklemişti. Onlar zokalarını balıkların önüne bıraktıktan sonra, davul zurna gürültüleri arasında kendi zokasını usulca sulara koyvermişti…

Diğerleri ne veriyorsa, benden de beş fazlası”…. 

Şimdi asgari ücretin tespit mevsimidir. Ağırlıkla muhalefet cephesinin sözcüleri, sendikacılar, asgari ücret için düşündükleri, “paranın, memleket şartlarına uygun görülen kof yükünü” iktidarın yetkili bakanlarının önünde, masaya dökerler…. 

Neticede keşfedilen mikdar için, bizlere de bereketli olmayacağını bile bile, “Hayırlı olsun” temennisinde bulunmak düşerdi. 

Sermaye kesimi, asgari ücret ödemelerinde hükümetten kendileri için destek talebinde bulunuyor. İsteniyor ki, asgari ücretin bir kısmını devlet ödesin. İki binler seviyesini pek aşmasın. Ayrıca işçiye ödenen toplam ücretin asgari bölümü de vergiden muaf tutulsun. Vergi muafiyeti sendikaların da başta gelen istekleri arasında yer alıyor…

Bu talep gerçekten tam yerindedir…

Atatürkçü çizgide kadınlar için istihdam kolaylığı bağlamında hükümetçe takım çalışmalarının yürütüldüğü biliniyor. Bu alanda feministçe düşünceler daha henüz ortaya çıkmış değilse de, esintisi hissediliyor. Bu yılın kadınlar günü geçmiş olsa da. Gelecek yıl için Çalışma ve Kadın İşleri bakanlarımızın da bu arada, fikriyatta amansız karşıtları sandığımız yarışmacılardan daha önce ipi göğüslemeleri beklenebilir…

 •

 Asgari ücretin neye delalet ettiği, bununla ne amaç güdüldüğü, vatandaşın devlete karşı görevlerinin arasında bir süreliğine zorunlu çalışma mükellefiyetinin yer alıp almadığı konusunda yerli yersiz, zamanlı zamansız çok laflar ediliyor…

Asgari ücret, çıplak haliyle nötr, yani sıfır hükmündedir. Zaten adı da üzerinde. Sırtına giydirilecek mintanı yok. Kimseye ne faydası var ne de zararı. Öldürmemek ve de oldurmamak şartıyla, ancak bir tek kendisini dik tutabiliyor…

Devlet, temel haklarında eşitliğini düşündüğünden, Asgariden ücretlendirilen işçilerin kadın-erkek olup olmadığına bakmaksızın, bütün vatandaşlarını hizmet dağıtımında da eşit tutmuş. Asgariliden az veya çok, iyi kötü vergi aldığından, kavgalı döğüşlü de olsa alabildiklerinin karşılığını da, hastane hizmetleriyle ödüyor…

 Eeee şimdi, asgari ücretten vergi almasa, bu vergi kaçkınlarına verdiği sağlık hizmeti için kullanacağı tıbbi sarf malzemelerinin parasını nereden temin edecek… Çağımız kapitalizmin, al takke ver külah çağı değil mi?

Olmazzz. Ya doktora gitmeyecekler ya da vatandaş sıfatıyla vergilerini ödeyecekler! Öyle değil mi?...

Vergi yoksa, doktor da yok. Ne kaa ekmek, o kaa küfte…

Bu itibarla asgari ücretin vergiden muaf tutulması doğrudur ve gereklidir de, asgarilinin, sıkıştığında, “Nerede benim doktorum!” feryadıyla, anlaşmayı bozup su koyvermez ise!…

 •

Asgari ücret proje yarışmaları senede bir kez, o da erken kış aylarında yapılıyor. Bu amaçla, çadır tiyatroları panayır havasında perde açılıyorlar. İşçi hesabına en yüksek seviyeden yapılan pey sürmeler ve bunlara karşı özel kapital sözcüleriyle, kamu temsilcilerinin gerekçeli itirazları çekinmeksizin kamuoyunun bilgisine sunuluyor…

 Neticede, üzerinde mutabakata varılan “kutsal asgari ücret” ilan edilerek uygulamaya alınıyor…

İlk uygulamanın hasadı, senenin ikinci ay başında alınır. Tüketim malları olsun, hafif ağırlıktaki ev eşyaları imalatında olsun, maliyetlerdeki kesin hesap, senenin ikinci üçüncü aylarında ortaya çıkıyor. Bunlara göre yeni fiyatların pazardaki etiketlere yansıması da bu sıralarda başlar…

Asgari ücret artışlarının getireceği ve getirdiği rahatlığın ömrü, her yeni senenin pazar etiketlerindeki değişmelerle son bulur. Yani, asgari ücretin raf ömrü üç ay, bilemediniz beş aydır. Bunlar iyi kötü mesleklere göre farklılaşsa da, vadeleri nisan veya mayıs aylarında son bulur.

Ücret geliriyle yaşamaya zorlananlar için, yılbaşı biletleri boş çıksa da, “asgarideki” artışlar, birer Noel-Baba hediyesidir. Bidayette kutlanılamamış bal ayları hazırlığına başlanır. 

Artık bunun sonrası yoktur, yaz gelmiş tatil mevsimi başlamıştır. Ücret konusunda daha fazla konuşmanın yeri ve faydası yoktur…

Beş bine çıksa ne yazardı ki?. Bir liralık ekmek üçe fırlardı. Öyle değil mi?...

Hiç değilse ya mevsimi geliyor, şu tatil denilen şeye bir bakılırdı…

Hem sonra, tatil için ille de peşin para gerekmiyor ki!. Bankalarla kredi kartları ne güne!...

 Bankaların, merkez binalarında hazırlanan paraketlerle, olta takımları ve gırgır ağları sıcak sularda yorgun düşmüş bitik filolar halinde dolaşan mevsimlik balıklar için yavaştan yavaşa suya bırakılır…

 Kredini şimdi al, yıl sonunda on taksitle ödemeye başla…

 Zokanın en çatallısı!...

 Artık, kısa tatilin ballı kaymaklı mevsim ürünleri, yemeler içmeler, hoplayıp zıplamalar…

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle