--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yeni Cumhuriyet...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Türkiye yenileştirilmiş ise, Cumhuriyet’inin de restorasyona tabi tutulması gerekirdi... Eski Türkiye, o günlerin ideolojik taleplerine uygun  yenileştirilirken de, aynen öyle olmuştu. Osmanlı devleti tüm geleneklerinden örfi, ahlaki, dini , siyasi ve ictimai tüm değer ve müesseselerinden temizlenerek ardında boşalan siyasi parselinde Yeni Türkiye inşa edilmişti...

Şimdiki ikinci inşa ameliyesinin ardından hayat bulacak  siyasi sisteminin kronolojik anlamda adı,  İkinci Cumhuriyet” olmalı...

Birinci Cumhuriyet, elli civarında asker ve yarısı da sivil bürokrasinin meydana getirdiği Meclis”te, “Cumhuriyet” aşkına “Bazılarının kellesinin gidebileceğini” haykırtacak derecede Atatürk karşıtı güçlü bir muhalefete rağmen,”Birinci Cumhuriyet” yine O’nun tek seçiciliğinde oluşan Meclis’te kuruldu...

Cumhuriyet, son dönem Osmanlı elitince boşaltılanın  yerini dolduracak yeryüzü cennetine beslenen umudun adıydı. Baskı ve zulüm kalkacak, insanlar, eşit birer fert sıfatıyla temel hak ve hürriyetlerine ve yargı da bağımsızlığına kavuşacaktı...

Birinci Cumhuriyet’in doksanıncı yıllarında dahi cennetine beslenen umudlara sürekli kar yağdığı görüldü. Asker emeklisinin dahi, en tepe karargahın izni olmaksızın dokunulmazlık-dokunulamazlıkla korunuyor olması, yine askeri yargının sivil yargı karşısındaki denetlenemezliği, Birinci Cumhuriyet’in en büyük üçüncü ticari ve sınai holdinginin kamu yararına harcamalar için devletin vergi gelirlerine iştirakten büyük ölçekte muafiyeti, eskiyen “Yeni Türkiye”nin kendini yeniden üretmesi için iktisadi olduğu kadar sosyal  bir zaruret oluşturdu...

Aslında, Birinci Cumhuriyet’in kendinden önceki hükümranlıktan boşaltılan yerin modern bir yapı ile doldurma hareketine hazırlık, çok öncelerden mayalanmıştı. Eskidiğine hükmedilen Osmanlı Devletinin siyasi yapısının, 

Meşrutiyet’e çevrilmesi gibi...

Modernizm yanlısı Batıcı bürokratlar, devletin sahibi olmalarının yanında, hakları olup olmadığı ayrı konu, hürriyet, adalet ve eşitlik devrimiyle hukuk ve adaletin hamiliğini üstlendiler. Gün gelecek nasıl olsa padişah ortadan kalkacak-kaldırılacak ve bunlar da devlet adına milleti yönetirken ayni zamanda, devlet adına milleti sahiplenmiş de olacaklardı. Bir anlamda milletin eğiticisi, mürebbii...

Osmanlı devleti, kendini yenileştirme hareketlerinde  giderek zayıflatılmış kimliğini muhafazaya çalışarak Yeni Türkiye’ye evrilme sürecinde her ne kadar eskiyle arasındaki ipini bütünüyle kopartmışsa da, meşrutiyetin kazanımlarından devlet adına milleti sahiplenme hakkını ise, geçmişten ebedi geleceğe, miras olarak taşıdı ve başarılı da oldu...

Yeni Türkiye, yeni devlet ve yeni baştan Cumhuriyet ve bunların koruyucusu olarak milletin mürebbii de, CHF...

Hüvel Baki, her şey fani... 

Hun’lar, Oğuz’lar Osmanlı’lar ve Selçuklu’lar iktidar oldular, devletler kurdular, hükümranlık yaparak miadlarını doldurdular...

Hz. Adem Peygamberimiz fani idi, Bütün peygamberler sayılı günlerini tamamlayıp Allah’ımızın davetine uydular. 

Değişmek de, değişip başkalaşan bakımından yokluğa gidişin açık ifadesiydi. Sultanlık, kronolojik sırasıyla meşruti hükümetler, sahiplenenler tarafından ebediyete kadar var olması tasarlanan Birinci Yeni Türkiye ve akabinden eskidiği gerekçesiyle onun yerini dolduran Tayyip Erdoğan’ın İkinci Yeni Türkiye’si ve İkinci Yeni demokrasi...

Eşyanın tabiatı gereği, bir gün gelecek o da mutlaka Kanuni Sultan Süleyman’ın ülkesi ve devleti gibi şekil ve kabuk değiştirerek tarih sahnesinden silinip gidecektir...

Ömür süresini belirleyecek endazeye gelelim...

Osmanlı Devletini eskiterek değişim yoluyla sonuna yaklaştıran Osmanlı bürokratlarının tek arzuları, Allah’dan kopartacakları  beka sıfatıyle küstahça bezemeye kalkıştıkları devletlerinin,  sözde“sonsuza dek”liğini, hırs ve ihtirasla”, kendi bürolarında kayda geçirdikleri şemadaki gibi, hiç değişmeden öyle kalmasıdır..

28 Şubat, nisbeten biraz daha mantıki davranmış ve darbesine bin yıllık bir ömür biçmişti...

Tayyip Erdoğan, akıl ve iman dışı bu paradigmayı ters yüz etti ve Cumhuriyet’i ikincileştirerek yenileştirdi...

Cumhuriyet’inin uzun soluklu olması için Tayyip Erdoğan’ın ihtiyacı nedir ?

Tebrik edilmek mi, Tenkidlere kulak vermek mi?...

To be, or nat to be!... 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle