--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yalandır ya, haydi hayırlısı...

Atilla Özdür
Atilla Özdür
3

Bir yerden gözüme ilişti, aşağıya aktardım. “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, haberin kahramanı. Kendisini kutlar ve tebrik ederim!..

“Açık bir kadıncağız, yaşlı bir adamın yanına oturmak istemiş. ‘Oturma yanıma’ demiş. Çok büyük terbiyesizlik etmiş. Yanıma oturma denmez, sen kalk. Terbiyesiz sen niye kadına kalk diyorsun, sen kalksana...

“Yetmemiş, karşı koltuğa geçmiş kadın. “Oradan da kalk gözüm sana kayıyor”, demiş. Ulan sana zebaniler bir kayacak ama... Elalemin karısına kızına, sana ne lan. Sakallı mısın, hacı mısın, hoca mısın ne malsın? Bu ne terbiyesiz laf! 

Cübbeli’nin öfkeli lafları bunlar (mış)...

Aslındaihtiyar yaşlı adam, samimi bir müslümandır, lakin politika bilmez tecrübesiz biridir. Muhtemelen elinde tesbih ve sakallıdır da. Kaş yapayım derken göz çıkardığının farkında değildir, muhterem...

¥

Hoca efendiler, cami hocası olsunlar ekran esnafı olsunlar, Müslümanlara imanın dereceleri üzerinden cihad talimi yaptırmalıdır. Yaşadıkları anayasa rejiminin ilahlık iddiasında bir rejim olduğunu usulünce belirttikten sonra, şallaklığın, anadan üryanlığın, plastik muşambamsı parlak kumaşlardan dikilme darraacıkk pantol giyerek sokaklarda kıç sallamanın serbest oluşundan bahsederek, kimseyi derlenip toparlanmaya, pantalonunu değiştirmeye davet etmenin, hem de ağır suçlardan olduğunu, altını çiziştire çiziştire Müslümanlara öğretmelidirler...

Bu çağın Türkiye’sinde buğzetme yoluyla üçüncü sınıftan bir iman sahibi olabilsek, ne mutlu bizlere. Burasını gözden kaçırmayalım...

Hem sonra, EMİNE Hanımefendi de sol liberal kadın hareketinin etkinliklerine iştiraken Cübbeli Hoca’yı tekzip ediyorlar...

“Unutmayalım ki ahlak insani bir fazilettir. Cinsiyetten bağımsızdır. Başkasının ahlakından sorumlu olmak kimsenin görev tanımı değildir. Tüm bu yanlışlar, biyolojik bir cinsiyet olan erkek olma halini, adeta bir erkeklik ideolojisine çeviriyor.” 

Gördünüz mü, yok öyle yağma. “Ben erkeğim ve de Müslümanım” diyerek hiç kimse, başkasının, bilhassa kadın ve kızların cır cıbıldaklığına, çıplaklığına karışamaz...

Bu iş, bu kadardır... 

Her halde o yaşlı adamcağız nerede yaşadığını bilmiyordu. Birinci sınıf iman sahibi olma hayaliyle fincancı katırlarını kırbaçlamaya kalkışmış... 

¥

Kasımpaşa – Şişli arasında kafam estikçe otobüsle gider gelirim. Yanımakız erkek, yaşlı genç insanlar gelip otururlar. Sırası gelir ben yanlarına otururum. Talebeler bellidirler. Hedeflerini sorarım, çoğunlukla ileriye matuf bir hedefleri yoktur. “Olmaz” derim. “Bir hedefin olacak ve ona göre hazırlanacaksın”...

Yaz kış, kızların ve kadınların ayaklarına bakarım. Çorap yoktur Aşık kemikleri çıplaktır. Pantalon paçaları da üç beş parmak yukarıdadır. Güzel mi, oluyorlar, modaya mı uyuyorlar yoksa tasarruf mu ediyorlar, bilmiyorum. Kendilerine yazık ediyorlar. Gelecekte hepsi birden jinekologların yağlı ballı müşterisi olacaklar...

Günlerce çekecekleri ızdırap yüklü günler ise, cehaletin ve fıstıklaşma sevdasının ikramiyesidir... 

Herkesin elinde aynalı telefon. Sanki fotoğraf albümü. Yaşlısı genci telefonlarında hokkabaz oynatıyorlar. Kimisi, panayırlarda sigara paketlerine halka atıyorlar. Elindeki oyuncaklara top koşturup gol attıranlar da epeyi görülüyor...

Telefonların hayal perdelerinde hep bunlar...

¥

Su içecekseniz, çeşme suyu içeceksiniz. CHP, İstanbul’un idare amirliği döneminde vazifesini gerektiği biçimde yapmadı. İstanbul’un surlarında Fatih ile Müslümanların pek etkinliği yok. Ne varsa Osmanlı öncesi hristiyanların eseridir. Lakin, bunların nasıl inşa edilmesi gerekiyordu ise, malzemesiyle birlikte işçiliğinde de, o hususa dikkat etmişler.

Bakınız, hâlâ ayaktalar...

CHP’nin İstanbulluya karşı sergilediği hizmette adamsendeciliğin, şehri çöp yığınlarına gömmesi yetmemiş, bir de üzerine üstlük, şişelenmiş su içme alışkanlığı gibi zararlı ve çirkin bir adeti de kalıcı kılmış...

İstanbul, Bursa Uludağ, Sakarya ve Bolu gibi menba suyu kaynaklarını kurutan İstanbul’da şimdi, tam da İmamoğlu’lu günlerde, piyasada Munzur suyu...

İstanbul’a Munzur’dan su, niye?

Munzur, Türkiye’nin bir ucunda, İstanbul da tam aksi uçta. Su gibi yükte ağır parada hafif nesne ticari maksatlarla yola çıkarılırsa, gönderildiği pazarda müşterisiz kalır. Haydi diyelim geleceğe matufen psiko politik bir reklam olacağından, hiç kâr edilmese de, yapılabilir yerindedir...

Cübbeli Hoca’ya gelelim. Bir anlamda EMİNE hanımefendinin de istediği gibi başkalarının ahlaki sorumluluğunu üstlenerek kendine farz görmesine gerek yoktur. Sarığı ve cübbesinden ötürü politikayla da fiilen uğraşamayacağına göre, bir sivil görev olarak hepimizin ortak meselesi olan, şişelenmiş suyu kendine vazife ve dert edinmeli...

Bakın dağlar ve yaylalarımızdaki dereciklerimizi besleyen menba ve kaynak sularımızı muhammen bedellerini ödeyerek satın alanlar. İkisini üçünü bir havuzda birleştirip şişeliyorlar ve para ile satıyorlar. Oysa su Allah’ın tüm kullarına bila ücret ikramı. Dereler ve onların suladıkları topraklar kuruyor. Şehirlerde çeşmeler de kapatılınca, insanlar sokaklarda hem de ayakta, ellerindeki şişeleri kafalarına besmelesiz dikiyorlar...

¥

Onu bunu bilmem. EMİNE Hanımefendiyle Cübbeli Hoca başarılı bir ikili oluşturabilirler. Birisi sohbetlerinde ve ekranlarda, diğeri de kadınlar aleminde konferanslarda su meselesini dile getirseler, yer yerinden oynardı valla. Benim toprağımın, soframın, ziraatımın suyu şişelenip satılıyor. Parasıyla da Amerikalılar, Fransızlar, Hollandalılar kendi memleketinin insanına ziyafet çekiyorlar...

Bizim Sağlık Bakanlarımız, amma o da bazıları olmak kaydıyla, ilk yıllarının başlarında hiç kimseye haber vermeden aniden tek seferlik bir hastaneye gidiyor...

Teftiş edecek, sakatı varsa düzeltecek!...

Uçaksavar füzeleri de öyledir. Tek atımlık. Bir defa ateşlersin gider. Hedefini bulur bulamaz. Tekrar doldurup bir daha ateşleyemezsin...

Ah ulan su kuşu, sen yaptın bu işi, demiş... 

 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

bozeren

28 Kasım 2019 17:56

işin ucunda para varken yaparlar mı öyle bir şeyi!?

Hasan Çelebi

28 Kasım 2019 09:50

Atilla bey, Emine hanımın o çok eleştiri götürür sözünü gündeme getirdiniz ama "eleştirsem mi, eleştirmesem mi, şimdi aleyhte bir şeyler yazsam olmayacak, en iyisi yazar gibi yapayım ama hiçbir şey anlaşılmasın, öylesine bir yazı olsun" kıvamında bir yazı yazmışsınız.

Omer

28 Kasım 2019 08:06

Evet şu neselesi çok önemli Allah'ın verdiği suyu paketleyip satiyorlar hani yerli firma olsa neyse çoğu yabancı . Çeşmeler aktif hale gelebilir çokta maliyetli olmasa gerek ama yok olmuyor bir de az ambalajlı sular ne kadar temiz o da şüpheli

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle