Whirling dervishes...
Balyoz ismi verilen birinci etapta görüldüğü gibi, Ergenekon’un ikinci etap duruşmalarında da ilk perde indi… Görebildiğimiz kadarıyla askeriye burada da büyük tahribata uğradı. Genel temizlik seferberliğinde etap etap yer alan diğer bölümleri de sırası gelip incelendiğinde görülecektir ki, manzara bunlardan pek farklı ve iç açıcı olmayacak…
Politika ergenekonlaşırken, genel ahlakı da beraberinde aynı kozanın içine sürükledi. Değerler sulandırılırken bir anlamda Allah’a teslimiyetin cezbe ritüeli diyebileceğimiz sema da, metalaştırılmasının yanında, fırıldak diye tanımlanır oldu…
Şimdilerde Sema, ücret karşılığı seyirlik bir sahne sanatı… Semazenlik de, pazara arzedildiğinde, (fırıldak misali dönen sanatçı) anlamında, whirling dervişlik, oluyor…
¥
Bir oruç ayını daha tarihin derin arşivlerine teslim ettik Devlet iktisadi faaliyetlerinden el ve ayağını çektiğinden, kulaklarımız da eskilerde görüldüğünün aksine, ‘şeriatın ayak sesleri… kamuda yemekhaneler kapatılıyor… işçiler cebri oruca zorlanıyor’ türünden ahlaksızca yapılan yaygaralı saldırılara pek maruz kalmadı... Bir vesile Ramazan içinde Konya, Kayseri ve Erzurum gibi Anadolu içlerine giden liberallerle Kemalist taifeden, ‘İki tek atacak bir mekan bulamadık… Bir kaşık çorba içebileceğimiz açık restoran yoktu… Nerdeyse açlıktan öldürüyordu bu şeriatçılar bizleri’ biçiminde orospuluk numarasına yatanlar da pek görülüp duyulmadı…
Sahtekarca katılanlar da olsa, İhsan Eliaçık hocanın şahsında Ramazan’a, İslam’a ve Oruc’a, dolayısıyle Müslüman’a saygı pek revaç buldu. Taksim Meydan’ları, İnönü Gezi’leriyle İstiklal Cadde’leri kendi fiziki varlıklarıyla sokak iftarları için sofrabezine dönüştürüldüler…
¥
Ergenekonun üçüncüsü ve beşincisiyle birlikte geride kalan diğer etaplarının birinci perdeleri de açıldıkları gibi, elbet teker teker inecek ve indirilecekler. O sahnelerde sergilenecek manzaraların da öncekilerden pek farklı olmayacağı kesindir. Hiç şüphesiz askeriye buralarda da büyük tahribatlara uğrayacak…
Asker millet, ordu millet için ne elim, ne utandırıcı bir netice…
Askeriye bakımından bu şer gibi görünecek manzara, isterse matrakuka ve protesto amacıyla yapılmış olsun, fitne ve yaygara mahalli Taksim meydanıyla İnönü gezisindeki sokak iftarları, bir de bakmışsınız ki, yapılmasına karşı çıkılan “topçu kışlası” yerine ‘Taksim’e Cami’ taleplerine dönüşüvermiş…
Silivri kararları, sakın ola geleceğin askeriyesine abdest suyu sağlayacak bir şadırvan olmasın…
Mevlamızın işi yok, bir şeyler eyleyiverir ve eylediğinde de,
Güzel eyler…
Politika ergenekonlaşırken, genel ahlakı da beraberinde aynı kozanın içine sürükledi. Değerler sulandırılırken bir anlamda Allah’a teslimiyetin cezbe ritüeli diyebileceğimiz sema da, metalaştırılmasının yanında, fırıldak diye tanımlanır oldu…
Şimdilerde Sema, ücret karşılığı seyirlik bir sahne sanatı… Semazenlik de, pazara arzedildiğinde, (fırıldak misali dönen sanatçı) anlamında, whirling dervişlik, oluyor…
¥
Bir oruç ayını daha tarihin derin arşivlerine teslim ettik Devlet iktisadi faaliyetlerinden el ve ayağını çektiğinden, kulaklarımız da eskilerde görüldüğünün aksine, ‘şeriatın ayak sesleri… kamuda yemekhaneler kapatılıyor… işçiler cebri oruca zorlanıyor’ türünden ahlaksızca yapılan yaygaralı saldırılara pek maruz kalmadı... Bir vesile Ramazan içinde Konya, Kayseri ve Erzurum gibi Anadolu içlerine giden liberallerle Kemalist taifeden, ‘İki tek atacak bir mekan bulamadık… Bir kaşık çorba içebileceğimiz açık restoran yoktu… Nerdeyse açlıktan öldürüyordu bu şeriatçılar bizleri’ biçiminde orospuluk numarasına yatanlar da pek görülüp duyulmadı…
Sahtekarca katılanlar da olsa, İhsan Eliaçık hocanın şahsında Ramazan’a, İslam’a ve Oruc’a, dolayısıyle Müslüman’a saygı pek revaç buldu. Taksim Meydan’ları, İnönü Gezi’leriyle İstiklal Cadde’leri kendi fiziki varlıklarıyla sokak iftarları için sofrabezine dönüştürüldüler…
¥
Ergenekonun üçüncüsü ve beşincisiyle birlikte geride kalan diğer etaplarının birinci perdeleri de açıldıkları gibi, elbet teker teker inecek ve indirilecekler. O sahnelerde sergilenecek manzaraların da öncekilerden pek farklı olmayacağı kesindir. Hiç şüphesiz askeriye buralarda da büyük tahribatlara uğrayacak…
Asker millet, ordu millet için ne elim, ne utandırıcı bir netice…
Askeriye bakımından bu şer gibi görünecek manzara, isterse matrakuka ve protesto amacıyla yapılmış olsun, fitne ve yaygara mahalli Taksim meydanıyla İnönü gezisindeki sokak iftarları, bir de bakmışsınız ki, yapılmasına karşı çıkılan “topçu kışlası” yerine ‘Taksim’e Cami’ taleplerine dönüşüvermiş…
Silivri kararları, sakın ola geleceğin askeriyesine abdest suyu sağlayacak bir şadırvan olmasın…
Mevlamızın işi yok, bir şeyler eyleyiverir ve eylediğinde de,
Güzel eyler…


