--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

T.C. ve self taşeronluk üzerine…

Atilla Özdür
Atilla Özdür


Son günlerde bir T.C. soğuk savaşı, kendi karakteristik yapısına uygun platonik hücum marşını yeniden seslendirmeye koyuldu…
Trafikte alkollü araç kullanmak, sözde kabilinden yasak. Amma belli mikdara kadar hem kitabiyatında hem de pratik uygulamasında alkole cevaz veriliyor. Kabacası, azı karar çoğu zarar…
T.C. ambleminin gösteri dünyasında kullanılması da bir anlamda trafikte alkollü araç kullanımına benziyor. Azı karar, çoğu zarar…
Hükümet de gösteriye dayalı estetik ummanında yönetim gemisini ‘az’ın kararlılığına demirlemiş ve ‘çok’un zararlılığından da demir alıp, özelleştirmelerin dalgalı sularına doğru uygun bir rota çizmiş(ti)…
Azlarla çokların ince hesap muhabesesinden sonra kala kala bir Ziraat ile birer de Vakıf  ile Halk bankaları elde kalmıştı. Bunlar da söz konusu harekat planının uygulamaya konulacağı fırtınalı sularında demir atmaya münasip üç önemli liman olarak görülüyordu…
Şimdilerde bu netameli limanlara müteveccih seyr-i sefain hazırlıklarına başlandı. Geçen yıl İstanbul Suriçi Grubu’nun aylık toplantılarının birine Vakıflar Genel Müdürü davet edilmişti. Toplantı sonrasında üç beş dostuyla dalmış olduğu tatlı sohbet esnasında kendisine,
“Sermayesinde ecdad mirasından intikal etmiş büyük payların yer aldığı Vakıflar Bankası’nın özelleştirilmesi konusunda ne düşündüğünü” soruvermiştim…
“Derhal istifa ederim” cevabını almıştım. Amma kolay değil tabii…
Vakıflar Bankası’nın özelleştirilmesinde işleminin eli kulağında. Ayni akıbet Ziraat Bankası’nı da bekliyor. Halk Bankasıyla birlikte bu üç kamu bankası yabancıların ağızlarını sulandırıyor. Hükümet de pek tabii bu arada, ailelerdeki çocuk sayısının arttırılması için bütçe kesesinin ağzını açacak. Bu itibarla bu üç banka, yerli yabancı demeksizin taliplisine devredilecek.
Çocuk isteyen, bedelini ödemeli, değil mi?
Satış sonrası bunları alacak olan yabancılar için Ziraat Bankası’nın tabelasındaki ‘T.C.’ ambleminin bir problem yaratacağı kesin. Doğmadan evvel bunun yok edilmesi gerekmez miydi…
Ziraat’ın ön takısı tabelasından kaldırılarak Yunan sermayesinin Türkiye’de Türkiye Cumhuriyeti Devletine ait bir bankayı Yunanistan ya da Felemenk halkı yararına işletmesi gibi bir çirkinliğe geçit verilmemeliydi…
Devlet hastanelerinin de uzun vadede tamamen şirketleştirilerek özel teşebbüse satış yoluyle devredilmesi çoktan var ki, sözü edilmekteydi. Sağlık Bakanımız ya hızlı giriş aceleciliğinden ya da bakanlığın isminin başında simge olarak yer alan ‘T.C.’ ambleminin bütün kamu sağlık işletmelerini kapsamına aldığı gerçeğini gözden kaçırdığından, bu simgeyi yere indiriverince, kopan yaygara, ‘Akil politikanın’ aklını başına getiriverdi…
“ T.C.” amblemleri tekrar yerlerine konuldu…
¥
Eskilerden kalma yerine cuk oturan bir deyim vardır. Denilir ki “Ar yılı değil kar yılıdır” Zaman ve mekan itibarıyle kullanım alanı çok geniş bir deyim. Devir kar devridir,ve bu devirde de en fazla kar getiren işkolu da, taşeronluktur. Hem kazancı yüksek hem de riski düşük...
Akil büyüklerimiz, şimdilerde iki önemli hizmet alanını taşeronluğa açmayı düşünüyormuş. Tıp hizmetleriyle eğitim... Devlet Personel Başkanlığı’na göre, öğretmen ve doktorların da taşeron şirketler üzerinden çalışmalarında bir engel bulunmamaktaymış…
Ülkemiz akillikte yedi bölgeye ayrıldığı gibi, seçim çevreleri bakımından da yedi bölgeye ayrılmalı Seçimlere katılma hakkını kazanmış bütün partiler bu yedi bölge için birer adet “akil ön seçici” tesbit ederek oluşturacakları ekiplerle o çevrelerin kendi illerinde halk ile temasa geçmeli. Seçmen halkın üzerinde ittifak kurduğu kendi partilerinin aday adaylarıyla o partilerin aday listelerini tanzim etmeli…
Seçimler yapılır ve mazbatasını alan mebuslar da birer aylık maaş ve tahsisatlarını kendilerini listeleyen önseçici akil ekibin hakkı olarak müşterek banka hesabına yatırır…
Böyle olunca, şimdiye dek görülegelindiği gibi mebuslar da, kendilerini partilerinin aday listelerinde sıralayan parti liderlerine karşı daha bağımsız hareket serbestisine kavuşurlar…
Eğitim ve sağlık hizmetleri taşeronluk üzerinden yapılabileceğine göre, yasama ve yürütme niye yürüyemesindi…


 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle