--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Taksi devrimi...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

İstanbul Belediyesi bir karar almış, beş yaşının üzerindeki taksilerin ruhsatları iptal edilecek... Muhtemelen bu karar, politikayla entegre sermayenin arzusu doğrultusunda Türkiye genelinde uygulanacak...

Bir üstyapı talebi olarak bu karar, global sermaye tarafından planlanmış olabileceği gibi, iki günün eşitliğini hüsran sebebi gören muhafazakâr politikanın, orta gelir kapanından kurtulma tercihi de olabilir...

Zira, Türkiye ekonomisi son birkaç yıldır orta gelir kapanına sıkışmış ve bunun en canhıraş feryadını da otomotiv sermayesi koyveriyordu...

Siyasi iktidarın, iki günün eşitliğinin getireceği uhrevi hüsran ateşinden kurtulmak istemesi tabiidir. Bu istek de haliyle kendisini, orta gelir kapanından kurtulmak için bir formül arayışına zorlayacaktı...

O da, iktisadi ömürlerini tükettiği sanıyla trafikten çekilecek beş yıllık arabaların pazarda yaratacağı boşluğun doldurulması...     

Bu doldurma kumpası, yerli görünümlü yabancı sermaye fabrikalarında yaratacağı hareketliliğin yanında, ithalatın ateşlenmesiyle de hayat bulacak tedavül hacmindeki artışın diğer sektörleri de harekete getirmesi, şüphesizdir ki, GSMH’yı yukarıya çekecek. İktisat dilinde bu yükselişin anlamı, fert başına düşen milli gelir payının artması olup, orta gelir kapanından kurtuluştur...

Nimet, külfetin karşılığı. Başarı da siyasete bir nimet. Bunun da bir külfetle bağlantısının bulunması gerekir. O külfet ise şimdilik, “Cari açık”...

Politikada önemli olan başarıdır. Başarı halinde “cari açığın” vatandaşa yükleyeceği külfetin ne önemi olabilir ki...

Fert başına düşen milli gelir payımızın üçbin dolarlı köylük günlerimizde hamd ve şükürlerle keyfini çıkardığımız “Eski Türkiye”nin yeşil otlakları, taksi reformundan beklenen onbeşbin dolarlık seviyeye yükselmesi halinde, bu taze yeşil meralar, beton gökdelenlerle süslenmiş olacağından, hepimizi etkileyecek bu hayali zenginleşme karşısında “cari açık” külfetinin ne önemi olabilirdi ki...

Geçenlerde, Şişli Yenikapı arasında çalışan belediye otobüsündeydim. Koltuklar dolu ve bir iki yolcu da ayakta. Yanımdakilerle ayaktaki yolcuların ellerinde, kulaklarıyla irtibatlı kahve tepsisi cesametinde telefonlar. Kimisi iskambil kâğıtlı oyuna dalmış, kimileri dostlarıyla sesli muhabere yapıyor ve bir iki kadarı da, dinlemekte oldukları programlara kendileri öylesine kaptırmışlar ki, mutluluk denizinde ölü taklidi yapıyorlar...

Devlet Başkanları Tayyip Erdoğan, kendi politika tercihlerinin de etkisi bulunan bu manzaradan pek rahatsız olmalıydı ki, milleti saran bu müsriflik illetini, kafes esaretinden doğal hayatın hürriyetine kavuşan kanatlı hayvancıkların sevinçten savrulup sapıtıvermelerine atfederek, milletin gazını alma anlamında asgari ücretlinin elindeki cep telefonlarını taşlıyordu...

Asırlar var ki, başımızdaki çobanların, Yaradan Yüce Allah’a isyan okunu kamu gücünü kullanarak hayalen de olsa yaydan fırlatmasından çok daha evvel, atı alan şeytanlar da, Üsküdar’ları geçmiş ve gitmişlerdi bir kez. 

Götürülenlerin, kapitalizmle nikâhlanmış muhafazakâr kafalarla geri getirilmesi, mümkün değil...

Hele bir kez bakınıverin etrafınıza, bütün hacı ve hocalarla onların yakın aile fertleri arasında ikiyüz liralık telefonlara itibar edenlerini görebilecek misiniz?...

Fransa’daki kafaları kopasıca kara mizahçılar “Peygamberimiz Efendimizi Tii”ye almışlar. Hiç olmazsa onlar, muhafazakâr değildiler...

Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne:

Hamamlıkızık caddesine açılan Akbulut sokağıyla bu caddemsi sokakla bağlantılı üç-beş sokak... Üç ay evvel buranın insanları kanalizasyon medeniyetiyle tanışmışlar. Şimdilerde bu medeniyete karşı biraz kırgın gibiler. Özellikle caddemsi görünümlü Akbulut sokağı felaket. Oto tamircileriyle karter imalatçıları bayram ediyorlar.... 

Bilgilerinize saygıyla...      

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle