Süt işi…
Sosyal dokuları itibarıyle bütün toplumlar, niceliklerindeki nüanslar hariç, nitelikleri itibarıyle birbirlerinin benzeridirler. Ülkemizde de zenginler, yoksullar sağlam yapılılarla beslenme bozukluğundan ötürü yeterince gelişememişler aynı zeminde birlikte yaşıyorlar…
Devletin görevi birbirlerinden farklı kulvarlarda yaşamak için yarışanlar arasında sağlam köprüler kurarak kardeşlik yapısını sağlamlaştırmak değil midir. Sağlık Bakanlığı, devletin devlet olma gereğinin icabından, henüz yeterince kurulmamış, kurulmasından kasden ya da ihmalen yan çizilmiş bu köprülerin süt ayağını dikmek üzere kollarını sıvamış bulunuyor.
Süt bankası adı verilen projenin amacı ve fonksiyonu bu olmalı…
•
Gelir dağılımındaki derin denge bozukluğu negatif etkisini doğumlarda da gösteriyor. Yeterince gelişememiş erken doğumlar, çeşitli sebeplerin anneler üzerinde meydana getirdiği süt verimsizliği ve benzeri olumsuzlukların bebeklerde yarattığı fizyolojik çarpıklıklara karşı kurulması düşünülen süt bankası projesine köktenci bir üslupla karşı çıkılmasında insani ve de İslami bir mantığın bulunmaması gerekir…
Banka kavramından genelde anlaşılan, harman ya da havuz oluyor. İlik bankası gibi, devlet gelirlerinin toplandığı vergi havuzu gibi, hatta işlenmiş et sanayinin sucuk salam imalat havuzları gibi…
Oysa bu bankayı kurmak isteyenlerin, insan sütünün beyaz anneden siyah çocuğa nakliyle, beyaz etin kırmızı ete karıştırılarak helalinden sucuk salam imali arasında niteliklite benzerliklerin bulunduğuna inandıklarını kim ileriye sürebilir…
•
Süt bankasına itirazların haklı yanları da yok değil. Çoğulcu ahlak düzenimiz, Kemalist zihniyet devrimiyle sırf kendi için yaşamayı emreden bencil ahlak moduna çevrildi. Mahalle halkları arasındaki komşuluk ilişkileri yerlerini, apartman halklarına zerkedilen “sultanhamam üniversitesi” kökenli varsıllara has sentetik ilişkilere terk etti…
Bir yanda et ve otobur obezler, diğer yanda da memesi kurumuş sütsüz anneler… Sütü kesilmiş yoksul ananın çocuğundaki raşitizmden, hem de kendi mahalle halklarından kime ne…
Süt bankası teşebbüsüne, İslami hassasiyetimizden ötürü karşı çıkıyoruz… Nesil emniyetini yok edermiş, kardeşin kardeşle evlenmesine yol açarmış ve İslam’ın yasakladığı, haram saydığı alanlarda başı boş sergüzeştliklere yol açarmış, vs, vs…
İyi güzel ve hepimize aferim…
•
Devlet denilen sosyo politik organizasyon, önceden programlanmış mekanize bir robot olmadığı için, anasütü transferini laik devletin yapmaması lazım. Zira laiklik, devlet kademelerinde görevlendirilecek kişilerin tesbitinde adaylar dini hassasiyet testine tabi tutulmuyorlar. Analarından sağlıklı süt emmişlerle birlikte çiğ süt emmiş adayların da bu kademelerde yer almaları, her an mümkün ve hem de şart. Dolayısıyle süt bankasında kayıtlar, çiğ süt emmişlerce karambolaya getirilerek, kardeşler arası evlenme yoluyla Müslümanlığın dejenere edilme ihtimali her an mümkün…
Böyle bir tehlikeyi kaçınılmaz gören dini bütün İslamseverler, o zaman devleti ekarte ederek bu kardeşlik köprüsünü kendilerinin kurmaları gerekmez mi. Mesela cemaatların kutsal vazifeleri arasında niye yer almasındı bu vazife…
“O sütü kesik ana bizim tekkeden değil” diyerek süte muhtaç bebelerin rızklarına cemaat adına el koymayabilecekseniz,
Buyurun ve ortaya atılın o zaman…


