--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sülük ve sülüklük üzerine….

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Bizim Sülük, zeka nokta-i nazarından Allah Vergisi bir kıymet idi. Özenerek onun gibi olmayı deneyenler de görülmedi değil. Bunlar, başarılı çalışmalarının karşılığını bu millete, bir düzine batık bankanın yükünü omuzlatarak ödetirken, millet, ne tahammüllüymüş ki, hiç gıgını bile çıkarmadı…

Hele bunlardan biri vardı ki, niteliğinde yani keyfiyetinde farklı görüntü verirken niceliğinde ayni kandan geldiğini hiç saklamadı. Batışı-batırılışı da farklıydı, batağını bigünah ahara yüklerken kullandığı metodu da, nev’i şahsına münhasır, diğerlerinden de çok değişikti…

Yaşımızda doksana bir basamak kalmasına rağmen hâlâ çözemedim, insan oğlu doğuştan mı sülüktür, yoksa sonradan mı sülükleşiyor. Sanırım, sülüklük, doğuştan bir ayrıcalık olmalı…

Öyle ya, doğuştan müzik kulağıyla doğmayan, doğurulmamış bir adama, siz nasıl kopya ettirebilirsiniz ki, Perez Prado’nun trompetteki yorum ustalığını. Üniversitelerin kaydı kabul adayları da arzu ettikleri dal için yatkınlık imtihanından geçirilmez mi?...

Selamet partisi seçim reklamlarında eski muhteremlerden Sülük Osman’ı kullanmış, diyorlar. Görüp seyretmedim.. Eğer hayatta ise, kendisinden izin almadan kullanıldıysa, ihtira beratına saygısızlıktan ötürü, behemehal ödetirler hatalarının tazminatı…

İhtira Beratı denilen convertible bir hak vardır, unutmayalım… 

Son yılların sportif müflisleri, tahminlerimize göre ortaklaşa sülüklüğe kalkışırlar. Çaktırmadan ve de helalinden milletin cebine nasıl inilebilir düşüncesinden hareketle, basın dünyasına kaynağı meçhul bir haber postalamışlar … “Cumhurbaşkanlığı Spor Kulübü kuruyor”…

Cumhurbaşkanlığı da anında bu sülük müsveddelerinin niyetlerini kursaklarına tıkamış…

Basında yer alan Cumhurbaşkanlığı spor kulübü haberi gerçeği yansıtmamaktadır”…

Haydi geliniz, bu haber doğrulansaydı şekillenecek manzara nasıl olurdu bir yol bakalım…

Kulüp için evvela bir koç vazifelendirilir ve o da bir sporcu gurubu oluştururdu. İlkokuldan orta mektep talebelerine dek çeşitlendirilmiş maskotlar, ULUSAL bayramlarda merasimlere katılırdı…

Tabii ilk ağızda bu yetmezdi. Bir süre sonra birkaç daldan lisanslı sporcular, küçüklerin arkasındaki yerlerini alırdı. Merasim takımının en son bölümünde madalyalı devlet sporcuları, mesela güreşçiler, atletizmin isim yapmışları, motorsiklet şampiyonları, resmi geçidi seyre gelen halkı, çılgıncasına alkışa zorlardı…

Bir zamanlar Cumhurbaşkanlığı Kupası var idi. Sebebi de, spor denildiğinde ilk akla gelenin futbol oluşundandı. Bugün yine buna benzer sportif şirketler için itibari teşvik primi var mıdır bilmiyorum!. Çünkü bu hediye, futbolun spordan sayıldığı günlerde ve onu da, sadece hak eden kulüplere verirlerdi. Şimdiyse futbol, spor olmaktan çıktı-çıkarıldı. Böyle bir hediye, amacından şaşar ve kumarı teşvik olurdu ki, Cumhurbaşkanlığı eliyle bu destek, kadim devlet ve milletin manevi kişiliğine yakışmazdı…

Gerçi Cumhurbaşkanlığının, “Senfoni Orkestrası” da var ama. Olsun varsın. Esasen, bu orkestra var olması gerekirdi de, onun için var. Zira, musiki bir kültür unsuruydu. Bu orkestra ve yanında yer alan “Devlet Türk Musikisi Konservatuarı” ile birlikte icra katında musiki alt kültürünün bütünlüğünü tamamlıyordu...

Hiç bilmiyordum, İddiaaisimli bir kumarhane karargahı varmış ve de maalesef, devletin sporla ilgili resmi kurumlarından birinin MÜŞTEMİLATlndanmış da, haberimiz yokmuş. Futbol Federasyonu şimdi bu hizmet yuvasını işletmek üzere ihaleye çıkarmış. İşletme hakkı on seneliğine kiraya verilecek… Şimdi söyleyin bakalım, futbol spor mudur, sahiden?...

Ülkemizde spor denildiğinde, ne yazık ki, akla ve dile ilk gelen, futbol oluyor…

Batı dünyasında futbolun bizlerden çok evvel spor olma niteliğini kaybettiği bir gerçek. Sosyal ve iktisadi hayattaki değişmelerin, hareketlerin ve oluşumların itici dinamiği ekonomik düşünceler. Maddi değerlerin, manevi ve itibari bütün kutsal değerlerin önünde yer aldığı şu çağda, spor başarılarının da, iktisadi beklentilere cevap vermesi gerekirdi. Kumara çevrildiğinden, özellikle futbolda amatörlük ruhu öldü, öldürüldü. Profesyonel oyuncuların da öne çıkmış meşhurları, afyonlanmış kulları tarafından tanrılaştırıldı…

Günümüzün yeşil tapınaklarında birkaçı yerli ve milli olmak üzere sekiz on kadar tanrı bulunuyor. Göklere uçurulan bu tanrılar, kullarını uyutma karşılığında vergisiz servet ediniyorlar, zavallımın Türkiye Hazinesinden…

Sahipli ticari futbol kulüpleriyle ticari futbolcular, mahalle aralarındaki fukara berber dükkanları kadarcık olsun, vergi ödüyorlar mı?

Cumhurbaşkanlığı Kulübü kuruluyor” yalan haberi kimin, kimlerin icadıdır?

Son zamanlarda bir moda salgını çıktı, kafası esen konkordato peşine takılıyor. 28 Şubat karambolünde kimi bankalı holdingler tam bir sülük ustalığıyla devletten düşük faizle aldıkları paraları yüksek faizle yine devlete borç vererek milleti soydular. Şimdi o imkan bir nispette ellerinden kaçtı. Bu durumda daha başka, daha mantıki, daha sevimli ve daha ahlaki bir başka usulün kullanılması gerekiyordu…

Kamu özel sektör işbirliği gibi mesela…

İyi amma hangi sektörde? Niye sporda, futbolda olmasındı? Cumhurbaşkanlığı bir kulüp kursa yeterdi. Eninde sonunda bu kulüp futbola da bulaştırılırdı. Sahaya çıkmasın da, onlara ödenen paralar havaya mı savrulsundu!…

Sonra gelsin kulüplerin borç batağındaki rahatsızlıkları. Haliyle Antalya’daki hortumların yaraladığı bölge halklarına, biber domates için şehir merkezlerinde tanzim tezgahları kurulurken, elbet kulüpler de bir yolunu bulup, kendileri için bir emsal kararıyla bundan istifade edeceklerdi.

Ya ya ya, şaşaşa, Türk futbolu çok yaşa” zevzekliğini dört dörtlük notalarla, dağlarda bayırlarda ve yeşil sahalarda, topluca kullarının ağızlarından döktürebildin mi, tamamdı borç işleri. Hazinelerin ipleri çözülüverirdi, tanrılar ve kulları adına… Allah razı olsun, Köşk çaktı Sülüklüğü. Korudu Hazineyi…

Yahu bu millet, ne sessiz, ne muti, ne vatansever ve ne gönlü ferah millettir ki, asgari ücretinden kuzu gibi vergisini kaptırırken, futboldan yediği kazıklara hiç sesini çıkarmaz… 

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle