--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Spor, siyaset ve hıyanet…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Siyasetin siyasetten, hıyanetin klasik hıyanetten çıkışı gibi, spor da spor olmaktan çoktan var ki koparak çıktı…

Orta dönem Osmanlısını erken dönemin Osmanlısıyla, oradan yine orta dönemin Müslümanlığını erken dönemdeki Efendimiz Peygamberimiz’in günlerine has Müslümanlarıyla ve bir de bunları günümüzün ortaklaşa kabullendiğimiz değerleriyle kıyas edelim, korkunç ve korkunç olduğu kadar da umud kırıcı ve ürpertici bir yozlaşma, çürüme ve sululaşmanın var olduğunu apaçık göreceksiniz…

Spor ile siyasetin birer meslek halini alıp ticarete çevrilişi, hıyaneti de şirazesinden çıkarıp sermayeye döndürmüş…

Basitinden bir örnek. 

Atatürk, bir zamanlar sporcuyla tüccarın ahlaklısını severmiş. Yaşıyor olsaydı şimdilerde, sevebileceği birini bulabilir miydi…

Ticari ve sınai şirketlerimize bakınız, kuruluşu bir asır öncelerine gidenlerinin sayısı hemen hemen yok denecek kadar düşüktür. Sebebi, Eski Osmanlı kamu hukukunda haksız iktisapların, miras kabul edilmeyişi…

Eli uzun asker ve sivil paşalar çoğunlukla, haksız ve usulsüz edindikleri servetlerini ölmeden evvel adlarına inşa ettirdikleri saray ve malikanelerinde son kuruşuna kadar yaşarken tüketmişler. Pislikleri meydana çıktığındaysa, varlıklarına devlet tarafından el konulmuş.

Haksız iktisapların meşruiyetini kabullenmeden hayata şirketsiz veda eden Osmanlı’nın yerini alan Cumhuriyet’in şirketleri, sermayesinin kaynağına bakılmaksızın İzmir İktisat Kongresi sonrasında devlet desteğiyle mayalanmış

17 Aralık sallantısının meydana çıkardığı yüz kızartıcı görüntülerini gerçek sayalım. Başından beri bunlara yapıştırılan etiketler, hep tek boyutlu. “Dış mihrakların işi… İstikrarın bozmak ve Türkiye’nin bölgesinde söz sahibi olmasını önlemek…”

Bu tek boyutlulukla yaratılan ve yaratılmak istenen imaja gelelim.

Anlaşılan kutular ve paketler halinde elden ele transferinden bahsedilen milyon milyar dolarlar hareketsiz tutuluyor ve aktif kalkınmada bir etkisi bulunmamaktaymış. Oysa şirket sermayesine dönüştürülerek iktisadi kalkınmada motor olarak kullanılsa fena mı olurdu. Dolayısıyle istihdam alanında yaratacağı canlılık düşünüldüğünde, pek de günah sayılmamalı”...

Açık ve doğru olalım. Bugünlere dek siyaset alanından ticaret alanına doğru gerçekleştirilen yatay geçişlerin seyir defterlerinde daha farklı bir enerjiden mi bahsedilmekteydi…

Dikkatle erkete edin çevrenizi. Yer gök, hem de Başbakanın isimlerinden ve şekillerinden şikayetçisi olduğu seri gökdelenler, tüm yeşil alanlarda mantar gibi biterken...

Hükümet cenahının dış güçler tarafından çevrilen dolaplardan hareket ederek Halkbank’a yönelik ihanet şebekesinden yana yakıla öfkelenmesi haklı olabilir. ABD Ankara Büyük Elçisi’nin, 17 Aralık pisliğimizin üzerine balıklama atlayarak bir anlamda Türkiye’ye nizamat verici girişimlerine karşı Başbakan’ın koyverdiği, “Persona non grata” anlamındaki “One Minute” sayhası, bizleri efsunlamasın…

Bütün bunlar, baba-oğul ilişkilerinin ürettiği artık değerlerin üzerini külleme ihtimaline gözlerimizi kapattırmamalı…

Kısaca demek istediğimize gelelim... Osmanlıcılık, geçmişe özlem, Müslümanlık, şeriat ve Allah aşkıyla Peygamber kandilinin etrafında halelenme söylemlerini, fert başına düşen on bin dolarlık milli gelirlik refah ve zenginliğimizin bir başarı belgesi olarak görüp göstermek yerine, isimlerinden dilimizle de şikayetçisi olduğumuz gökdelenciliğin tenkilinden, politika esnafımızı, oy kaybı korkusuyla pısırıklaştırmamalı...

Not: ttnetten bir yakınma.. 0212 5886... nolu telefon aboneliğimi, Şişli ilçesine nakil isteğinde bulunalı,15 gün oluyor. Dünya ile irtibatım kesildi.. Bu nakil, ne zaman gerçekleşecek? 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle