--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Soma ile imtihan...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Öte dünya bakaloryasının yaşadığımız dünya ahvaliyle ilgili üç ana handikabından söz edilir. “Para”, “kadın” ve “makam, mansıp”...

Soma,  bu üç ayağı bir araya getirip bütünleştiriyor.

Öte dünyada, buradaki kimliği sıradan vatandaşlıktan öte bir anlam ve kıymet ifade etmediğinden, babadan oğula “madenoğlunun”, Soma konusunda sorgu sualden muaf tutulacağına hükmedilebilir. Zira madencinin, sosyal ve iktisadi pozisyonu, Fırat kıyısında yolunu kaybetmiş bir koyundan farksızdır. Madenoğlunun babadan miras kendi derdi kendine yetmezmiş gibi, bir de niye yüklesindi, Hz. Ömer mukallitlerinin günah ve sorumluluğunu...

Kader’i  alnımıza çiziştiren kara kalem, ölümcül tehlikeleri de maden ocağının fıtratına yerleştirmiş. İşin şakaya ve savsaklamaya  gelir yanının bulunmadığını da, bastıra bastıra ve de, altını çizdire, çizdire...

Efendimiz Peygamberimiz, hepimizi ”çobanlıkla” sıfatlamış.  Allah-ü Azimüşşan da, birer  ademoğlu olarak biz çobanların omuzlarına yüklemiş, Fırat kıyılarında otlayan koyunların hayat haklarını, hem de bütünlemesine...

Ne de olsa Çoban da, iyi kötü hırs ve ihtiraslarının zebunu bir ademoğludur ve yeri geldiğinde soy ve sopunun  aynı çizgi üzre devamını arzular... İster ki müessesesi, yüz yıldır devam edegeliyor ve nice yüzyıllarca daha devam edegitsin...

Amma,  maden ocağında da fıtrat eliyle yerleştirilen yüzlerce metrelik ateşleme fitilleriyle TNT kalıpları var. Madenciliğin tabiatında mevcudiyetinden bahsedilen teferruat da işte bunlardan başka bir şey değil...

¥

Vaızı Kader, fitil ve  kalıpları madene yerleştirirken onların yemleme ateşini de kömürün kendine özgü karakterine zerk etmiş...

Çocukluk oyunlarımızın arasındaki birdirbir dediğimiz bir oyun türü bulunmaktadır. Eğilerek “L” pozisyonunu alan ebenin sille yumruk üzerinden atlanırken “bizim köyün imamı” türküsü söylenirdi...

Bizim köyün imamı, alttan verir ateşi, üstten çıkar dumanı. Çatal matal kaç çatal”...

Ebe bu soruyu cevaplayıncaya kadar yaşadığına bin pişman, kahr-u perişan olurdu...

Kömürü de üst üste bindirirsen, kader-i İlahisinden olacak, kendiliğinden alttan kaynaklanan ateşi üstten sızdırtır dumanını...

Madenin kaderinde, yapısında, eşyasının tabiatında, kendi iç yapısında Yüce Allah’ımızın yerleştirdiği hikmetinden sual edilemez niteliğinde bu tehlike var. Amma,  koruyucu ve düzenleyici çobanını da, eline verdiği asasıyla Hz. Ömer şöyle yetkilemiştir,

Tahrip fitilleriyle TNT kalıplarını işlevsizleştireceksin.

Kaybolmasın madenoğulcukları, gariban kuzucuklar Fırat kıyısının karanlık derin dehlizlerinde, dikkat kesilesin...

¥

Milli Gazete’de yazarken bir ara elimden kalemimi aldılar. Yazmak, özellikle özünden başkaları için yazmak, uyuşturucu bağımlılığı gibi bir hal. Kalemsiz kaldığımız süre boyunca sabahları Aksaray Şişli arasındaki otobüslerdeyken  hükümetlerin zamlı saldırılarına karşı  dar gelirlinin savunma reflekslerini mırıltılı biçimde kafamda yazarak şekillendirirdim.

Adam evli, iki çocuğu var, tiryaki,  kirada oturur, geliri de asgari ücret. Ne halt eder”...

Karı satar, çalıp çırpar, köprüden atlar ve paçayı kurtarır”...

Çevremdekiler de, bu mırıltılı yazımı işittiklerinde gayri ihtiyarı irkilirdiler, “ihtiyar kafayı yedi ellalem,  şimdi saldırır bizlere” düşüncesiyle olsa gerek,  bana karşı gard vaziyetini alırdılar...

Maden patladı, üçyüz haneye ateş düştü. Çevre halkı çaresizlik içinde. Şimdi değil üçyüz, Hz. Ömer’sizliğin sebep olduğu potansiyel taze üçbinüçyüzlükler,  yeni şehitliklere doğru koşar adım sel gibi akıyor,

Niye...

Piyasa diliyle söyliyelim...

Hz. Ömer, iyi para ediyor, iyi satıyor, iyi prim sağlıyor da...        

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle