--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şallamak...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Politikayla ilgileniyor olsam da kendi adıma siyaseti meslekten saymıyorum. Dolayısıyla son hadiseler beni, politika aktörlerini ilgilendirdiği nisbette ilgilendirmiyor. Sandalyemi kaybetmek ve bir daha seçilememek, ihale işlerinde kişiliğimi kullanarak kendime ve yakınlarıma pay kapısını açıp açtırtamayacağım gibisinden endişelere düşmüyorum.

Benim ilgimi çekerek hesap kitap yaptırtan tek şey, bu gürültü patırtının bana yansıtacağı akçalı zarar acaba kaç kuruşluk olacak. Şimdiye kadar az mı kazıklandık, bunu da sineye çekeriz elbet. Allah devlete ve kendini devlet yerine koyan devletlûlerimize zeval vermesin der, geçerim.

Amma yine de meraklanmadan edemiyor insan. Söylentiler doğru çıktığında benim kaybım ne olacak...

¥

Komünizmle bir gönül bağım falan yok. Amma kim ne derse desin, Kızıl Çin lideri MAO’ya apayrı bir sempati besliyorum. Adam Çin ülkesinde, komünist-momünist, kırk yıl ilâhlık mertebesinde liderlik yapmış, öldüğünde üzerine kayıtlı emvâli olarak karyolasının altından bir çift eski püskü terlik çıkmış.

Ölümünün ardından “Hepimiz Hırantız” diye organize kitlelerin haykırışına hep birlikte kızdığımız olayın obje kahramanı, Ermeni kökenli azınlık gazetecinin üzeri gazete kâğıtlarıyla örtülü cesedinden gözümüze ilk çarpan ayaklarındaki pençeleri delik pabuçları olmuştu...

Ayakkabı kutuları içinde milyon dolarlar havada uçuşuyormuş. Benim hesabım, bunların geri iadesinde tarafıma yapılacak ödeme emrinde ne yazılacağında... Peynire ödeyeceğim kalsiyum vergisiyle, ekmek alırken fırıncının elimden kapıp kaçıracağı, “umumi zararlara iştirak resmi...”

Niye MAO’suz bir milletiz!.. 

Allah’ımız var ise de, O’nu da hiçbir işimize karıştırmıyoruz. Amma hep dilimizde Allah.

Ne utanmaz milletiz biz...

¥

Politikacı kavgaları daha doğrusu millet yararına yapılan politik münakaşalarda taraflar zaman zaman karşısındakine gözdağı vermeye kalktığında;

“Bildiklerimi söylesem yer yerinden oynar” ile fark atmak ister...

Demek ki, ortalıkta suç teşkil eden bir takım eylemler var ve bu zat da bu suçlar ile suçluları gizliyor. Amma bu ifadesiyle de kendisi, suçu gizleme suçunu işliyor...

Ayakkabı kutularındaki milyon dolarlar da aslında bir suç ve bu suç ve faillerinin kimlik bilgisine sahip olanlar da bunları gizleyerek bugün ifşa ettikleri suça iştirak etmişler... Aslî, hiç değilse Fer’i failliğe doğru irtifa almışlar...

¥

Askerlikte disiplinin temel kaidesidir. Üst astından borç istemez... Bu kural askerlikle sınırlı ve kısıtlı değildir. Sivil siyasette de ahlâkiliğin temel kuralıdır... Politikacılar, iktidar ihtirasına kapıldıklarında günü kurtarıp amaçlarına vasıl olabilme adına borçlanmaya yönelirler. Popülizm dedikleri bu yöneliş, karşıt gruplardan kısmî isteklerini yerine getirme vaadiyle oralardan oy devşirmeye yönelirler.

Dalkavukça toplanan yüzer gezer oylar, sahipleri tarafından daha ağır istek ve taleplerle karşı saldırıya geçtiğinde ise, dalkavuklukta meydana gelen yoğunluklu doz artışı, ahlâkî şirazesinden çıkarılmış siyaseti temiz siyasetin dışına savurur...

Bu tür savrulmalardır Türkiye’yi MAO gibi liderlerle Hırant’a benzer gazetecilerden yoksun bırakan...

17 Aralık savrulmasının borsada 25 milyar dolarlık bir tahribat izdüşümü yaratmış diyorlar.

Benim derdim, bu tahribatın yarın bana peyniri, imansız peyniri, kaça yedireceğidir...

¥

Şâlcı Erim derlermiş Nihat Erim’e. Güya diyesiymiş ki, “Gerektiğinde hürriyetlerin üzerine Şal da atarız...”

Tipik bir tek parti başbakanı gibi...

Hürriyetlerin üzerinin Şâlla örtüldüğü zamanın birinde Nihat Erim, Bayındırlık Bakanlığı koltuğuna oturur... İlk işi, kayınbiraderini Ankara’ya makamına çağırmak.

Eniştesi de, devlet ihâleleriyle iş çeviren bir müteahhit. Der ki;

“Benim bakanlığım sürecinde değil ihâlelere katılmak, Ankara’ya dahi gelmeyeceksin...”

Ne güzel olurdu, bakan çocuklarına da Ankara içleri yasaklanmış olsaydı...

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle