--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ritüelizm dedikleri...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Müslümanız elhamdülillah... Kapitalizm mi yoksa sosyalizm yandaşlığı mı yakışık alır bizlere?...

Genel olarak Müslüman için Allahü Azimüşşan’ın ipi ve Rasulüllah’ın izi tavsiye edilir ve gayrisinin lafı bile edilmez...

Lakin, Yüce Allah’ımız da bu arada ve başta olarak, kendi haklarının ihlaline karşı affedici olmasına karşılık, kullarının yarın huzur-u mahşerde karşısına kul hakkıyla gelmemelerini emreder...

Doğrudan hırsızlığı Terazinin ibresini parmaklamak diye tarif edenler nedense, dolaylı kul hakkına gelince suskunluğu tercih ederler. Niçin acaba?. Yanlış ipe mi sarıldıklarından, yoksa Rasulüllah’ın izini mi şaşırdıklarından ?...

Daha açıkçası, hırsızlığın siyasileştirilmesinden mi ?..

*

Müslümanız Elhamdülillah... Konu, kul hakkına geldiğinde, hocaefendilerimizin yüzlerce yıldır bu meseleyi  ölçü tartı hilebazlığına bağladıkları demlerde sosyal politika bilim dalı da, ilim-bilim disiplinleri arasında henüz yer almamıştı...

Zaman içinde söz konusu disiplinin, kayıt dışı istihdamla   ihlali, servet birikiminde ana faktör haline gelmiş. Hırsızlığın üretim süreçindeki bu dolaylı varlığının,  ölçü tartı hilebazlığının fiziki yapısına benzemezliğinden ötürü, bu kez de hocaefendiler, kul hakkının izahında, kayıt dışı istihdamdan bahsetmeyi ya akledememişler ya da, kayıt dışı istihdamla zenginleşen kapitalist-yarı kapitalist dostlarından korkarak pusmuşlar ...

Ekonominin arz talep kanununa göre üretimdeki düşüş mal ve hizmetin fiyatını yükseltir. Verim artışı ise, nesneleri değersizleştirir. Emeğin çoğalması da ücretleri düşürürken, bu fırsattan istifadeye kalkan sermaye, işçisinin emeklilik haklarının üzerine oturur...

Bu “oturakçılığa”, kabaca kapitalizm denilir. Bizler Müslümanız Elhamdülillah. Oturakçılardan yana tarafgirlik bizlere yakışır mı?...

*

İnsanın doğuştan tabii hakları arasında yer alıyor, dini inanç hürriyeti. Bunların yanında  tabii hak ve hürriyetlerimiz arasında siyasi ve felsefi tabanlı bir başka hak ve hürriyetimiz de var. Siyasi kanaat sahibi olma hakkı gibi...

Birinci fasıl da önümüzde iki ip bulunuyor. Birisi Allah’ın ipi, diğeri de kul yapımı ideolojik ip.. Allah Azimüşşan’ın ipine tutunmuşsan, kul yapımı olup, kul hakkını öncelemekten köşe bucak kaçınan kapitalizme yanaşamazsın. Amma sosyalizm ya da komünizmin de, emeğin hakkının tam ödenmesi bağlamında Allah’ın emirlerine paralelliği bulunuyorsa da, inkarcılığından ötürü ona da gönül bağlayamazsın...

Dolayısıyle Müslüman, ne komünizme, sosyalizme yanaşır ne de kapitalizme sevdalanır... Amma hocaefendilerimiz; sosyal politika, iktisat ve siyaset disiplinlerinden devlet gücüyle uzak tutuldukları için, başsız kalan müslüman da sağa dönüp, kapitalizme sevdalanmış olabilir...

Müslümanlık başkadır, sağcılık başka, unutmayalım... 

Doğuştan tabii hak ve hürriyetlerimiz arasındaki siyasi ve felsefi kanaat edinme tercihinde adam sol’a yönelirken, akçalı ilişkilerinde işçilerinin aleyhine bordro sahtekarlığı yaparken, sağ’a dönmüş sayılır...

Bu ve benzeri ters künde çaprazları, Müslümanın anti-kapitalistliği gibi, kapitalist kemalistlerin anti sosyalistliği,  bizleri şaşırtmasın...

*

Kapitalizmin Amerikalı hürriyetperverleri, “Türkiye’de basın hürriyeti yoktur” diye yırtınıp duruyorlarmış. Türkiyeli anti-kapitalizm muarızı  sağ’ın ritüelist kalemleri de, ‘Ne yokluğu yahu” lafazanlıklarıyla, bu yırtınmayı düzeltmeye çalışıyorlar... 

Ne matrak şey...

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle