Rapsodi...
Muhafazakarlık dediğimiz hal, olgu, her ne ise; Marksizmin alt yapı olarak tanımladığı kapital gücünün kontrol ve denetimini yine kendi eline aldığı mücerret değerlere yakınlık göstermek gibisinden bir haleti ruhiye...
Ahlak gibi, din gibi hukuk ve estetik gibi haklar ve hürriyetlerin yanında güzellik, çirkinlik ve gelenekler gibisinden bir takım izafi sıfatlar...
Özellikle dini ve ahlaki değerlere diğerlerine nisbet biraz fazlaca yakınlaşma olgusu, daha ziyade dini muhafazakarlık olarak tanımlanıyor. Dini muhafazakarlığın ön sıralarındaki davranış kalıplarının muhtevasında yer alan kişi hak ve hürriyetlerine saygılı davranma ilkesinin ihlali, hem dünyevi hem de uhrevi mücazata gerekçe oluşturduğundan, kul hakkına el uzatmamak, mutlak anlamda dünyevi bir mecburiyet sayılıyor...
Liberalizm denildiğindeyse bunun, marksizmin altyapı üstyapı tasnifine uygun biçimde kendi içinde ikileştiği görülüyor...
Birbirlerinden kesinlikle ayrı ve birbirlerine karşı özgür ve bağımsız iktisadi liberalizm ile siyasi fikri liberalizm...
Birisi altyapı ilişkilerinde hegemonik serbestlik, diğeri de üstyapı değerlerinde başıboşluğa uzanan bağımsızlık...
•
Muhafazakarlıkla liberalizmi çatıştırmadan başarılı bir şekilde yaşatarak beraberce götürebilmek mümkün müdür?...
Ahlaki değerler çizgisinden sapmaksızın diğer kişilerin hak ve hürriyetlerine saygılı davranmak kaydıyle ve işçi patron- amir memur bazında iktisadi ilişkiler kurduğunuz kişilerin hak edişlerine elinizi uzatmadan mal, mülk ve servet edinebilir misiniz?...
Dini muhafazakarlığınızı kirletmeden iktisadi liberalizm zemininde oyun kuruculuk yapabilir misiniz?
•
İktisadi-ticari liberalizmde amaç, büyümek olduğunda, altyapının üstyapıya yerleştirdiği engelleyici değerler karşınıza çıkacaktır. Ahlak gibi, din gibi, hak ve hukuk gibi, ve yerine göre de terbiyesizlik ve hayasızlıkla itham edildiğinizde hangi araçlarla hedefinize ulaşacaksınız...
Kapitalizmin sınıflı toplam yapısında Üstyapı değerlerini şekillendirenin altyapının bizatihi kendisi oluşu, söz konusu hedefe ulaşmayı problem olmaktan çıkarıyor. Yerleşik değerlerin alt üst edilmesiyle mesele kökten hallediliveriyor. Zinanın suç olmaktan çıkarılması gibi, günahların sevaba tahvili de ufacık bir torba kanun maddeleriyle her zaman mümkün...
Geriye kalır bir tek yozlaştırılmamış din takozu, Türkiye ölçeğinde ise bu takoz; dinsizlik, Müslümansızlık, imansızlık ve din düşmanlığı kalıplarına dökülmüş namussuzluğa karşı nöbette..
Altyapı liberalizminin dindarlık anlayışında din ve dince kutsal sayılan mefhumlara içten bağlılık olmasa da, doğrudan bunları inkardan kaçınmak yer aldığına göre, bu zemindeki şekli ritüellere hürmet ve saygıda kusur etmekten kaçınmayla din engelini de kolaylıkla aşmak mümkün...
Mutlaka görülmüş olmalıdır, iktisadi ve siyasi liberallerden hangisi bugünlere dek din ve dince kutsal saylılan değerlere karşı mutlak reddiyecilik yapmıştır. Öldüklerinde bila istisna bunların hepsi birden alkışlı alkışsız dini ritüeller eşliğinde kaldırılıp götürülmekte değil mi?...
Üstyapı liberalleri daha ziyade özel ve kamu kuruluşlarındaki beyaz yakalı konformist unsurlar olup, amaçları da, ağırlıkla devlet rejiminin kendilerine sağladığı konforun elden kaçırılmaması için devleti koruyup kollamaktır. Pratikteki hedefleri de, kendi konfor düzeylerine tehdit unsuru gibi gördükleri tüm değerleri siyaseten suçlayarak değersizleştirmek... 28 Şubat bürokrasisi gibi...
•
Bu karmaşık yazımızın amacı, kimi muhafazakar işadamlarının iş hayatında da muhafazakar olmadıklarını söylemelerinin ne anlama geldiğini sorgulamaktır...
Özellikle dini muhafazakar değerleri ezip çiğneyerek onların kutsal zemininde iktisadi ve siyasi liberalizmin harama uçkur açan dost yüzlü çetelerin karşısında dünyanın başarılı işadamları listesinde muhafazakarlık adına yer almanın, değerler istismarcılığı olduğunu, olacağını vurgulamak...
Muhafazakarlık kavramının afyon kapsülü olduğunu söylesek, biliyoruz, sakalımız olmadığından inandırıcı da olamayız amma, düşünelim, düşünelim ve yine düşünelim bakalım...


