Peynir üzerine zevzeklik...
Süleyman Şah Türbesi üzerinden yaratılan fırtınalı bir ortamda damdan düşercesine peynire bulaşmak, ne derece akılcı, mantıklı ya da faydalı olabilir?...
Hemen hemen, “kinimizin din”leştirildiği günümüzde kafa ütülenmesinde, olabilir düşüncesiyle,
Aflarınıza sığınarak, efendim...
•
1955 yılında kanun hükmünde bir kararname çıkarmış ve tarım ürünlerinin coğrafi özelliklerini belirleyecek özel şifrelerin ambalajların üzerine konulmasını, hükümet olarak, emretmişiz...
Anlaşılan o ki, devlet ya da hükümet şöyle demiş...
Ezine peyniri, Kaz dağlarının doğal bitki ortamında ve yamaçların sularıyla beslenen koyun, keçi ve inek sütünden mayalanan peynirdir. Karışımında keçi sütü %40, koyun sütü %40 ve gerisinde de inek sütü bulunacak. Başka yörelerdeki hayvanların sütünden yapılan peynirler “Ezine Peyniri” olarak satılamaz. Bir peynirin “Ezine Peyniri” olduğu ambalajının üzerindeki coğrafi özel işaretinden anlaşılır...
Şimdi çıkın pazara bakın bakalım var mı ambalajının üzerinde coğafi özel işaretli “Ezine Peyniri”...?
Yok ise, bu yokluk, ahlakın yokluğundan...
Buradan şunu anlamalıyız. Ahlak ile uçkur arasında doğrudan bir ilişki, bağ ve bağlantı yoktur...
Ahlakı, Peygamber tarifi olan “Din ahlaktır” çemberinden alıp, haz ve menfaat temeli üzerine yerleştirmişiz bir kez. Böyle olunca da, Ezineli olmayan peyniri Ezineli etiketiyle satmak, satıcıya, gerçek Ezinelisini satana nisbet daha yüksek kazanç sağlar ve bu haksız kazançlar da, sahtekar için doyumsuz haz kaynağı oluşturur...
•
Paralelcilik olsun, Süleyman Şah’ın Türbesi üzerinden olsun, taraflar arası sürdürülen “dinimizleştirilmiş” kin ve garazlı yaygaralar, yarın taraflar arasında sulh kararı alındığında alt katlarda birbirlerine düşmüş düşürülmüş kalemşör silahendazların ahlaken halleri ne olacak?...
Her kesim şüphesizdir ki, sandıklardan aldığı, alacağı pay nisbetince hazlanıp menfaatlanacak. Dolayısıyle bütün kesimler bu yaygara pazarından nemalandığı pay nisbetince de ahlaklanmış olacağından, ortada ahlaksızlık diye bir teressübat kalmamış olacak...
Denilse ki, “Kadın cinayetleri ahlaksızlıktan değil, bilakis faillerinin, sandıklardan bekledikleri haz paylarını, türlü çeşitli ayak oyunlarıyla başka kanallara aktaranların “kinimizi dinimizleştiren” yerleşik politikalarına yönelik olup, gerçeğini kendilerinin bile anlayamadıkları bir isyanın eseridir”,
Ne dersiniz ?...
•
İsimleri Türkçeden gavurcaya aktarılarak Market’e çıkarılmış büyük perakende mağazalarını hele bir yol gezip tozunuz bakalım. Hangisindeki Ezine peynirlerinin üzerinde 1955 yılında çıkarılan coğrafi menşe işaretini göreceksiniz...
Şimdi yıl 2015, aradan geçmiş koskocaman altmış (60) yıl. Demek ki sol görünümlü sağcılarla, gerçek sağcıların tekil ya da parçalı iktidarları elinde oyuncağa çevrilen Türkiye Devletiyle Türkiye halkı, kendi çıkardığı kanuna bizzat kendisi sırtını dönmüş...
Arzunuz bilir, isterseniz SOMA’ya kadar uzanın, ayni atmosferi orada da nefesleneceksiniz...
Kısaca ahlak, iyi oldukları kesinleşen işlerin, davranışların yapılmasına yönelik ve kötülüğü kesinleşenlerin de yapılmasını önlemeye çalışan harekettir...
Duygudur, niyettir ve icraattır...
Yani, Maruf olanın tebliği ve yaptırımı, münker olanın da men’i...
Din de, bu değil mi ...?
•
Politikada baltaların birbirlerine karşı amansız saldırılarının alıp yürüdüğü bir ortamda gündemle hiç bir münasebeti yokmuş gibi algılanabilecek “Ezine Peyniri”ni de nereden çıkardık?
Ahlakın aslında uçkurla hiçbir ilişkisinin bulunmadığını ifade edebilmek için. Zira uçkur gevşekliği, ahlaksızlık zincirinde zurnanın son deliği hükmündedir...
Hukukun üstünlüğünü benimsemiş aklın egemenliğindeki bir toplumda kanun koyucularıyla birlikte muhataplarının da ahlaklı olabilmeleri için, görevlerini de çıkardıkları o kanunlara göre yerine getirenlerden olmaları şarttır...
Bizim Türkiye’mizde usuldendir. Kanunlar, görevleri esnasında bizzat yapıcıları tarafından bozulurlar...
Onlar bozulunca, hani derler ya “imam fıslatınca cemaat da torbayı boşaltıverirmiş”, onun gibi, toplum da kendi dümenini kendi çıkarına göre çevirmeye başlayıverir...


