--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Otomobil uçar gidermiş…

Atilla Özdür
Atilla Özdür
0

KADRO, Cumhuriyet kurulduğunda, iyi olmuş - kötü olmuş, ekonomideki yetersizliğimizi öne alarak fabrikalar yoluyla sanayileşmeye koyulmuş. Askeri sivili, işçisi memuru ve köylüsüyle şehirlisi, elindeki varı ve yoğuyla cebren şirketlere ortak edilmiş. Fabrika bacaları tütmeye başlamış. Bu arada, iktidar eliyle kıyağından, fabrika sahibi küçük bir bir sınıf üretilmiş…

O gün bu gündür bu sınıflı yapı, birbirleriyle itişe kakışa yaşayıp gidiyorlar. İktidar, Cumhuriyetin birinci çeyreğinde, İzmir İktisat Kongresine davetiye çıkaranlarla katılan, yenilerin elinde idi. Dümen çarkını 1950’yi takiben ağırlıkla eskiler ellerine aldılar…

Eskiler, yeni rejimin iman esaslarında, “cumhuriyet düşmanı” olarak kayda alındıklarından, kırıldılar döküldüler ve kara listeye alınmışlardı. İkinci çeyrekte Allah’ın desteğiyle bir fırsatını bulup sivrildilerse de, listedeki yerlerinden ötürü, ne yapsalar beğendiremediler. Bunların her adımı çirkin, kötü ve de gereksiz görüldü. Bu yobazlık, son beş yıldır adamakıllı azıttı. “Reddiyetçilikte” son olarak sıra gelmişti “Kanal İstanbul”a. Asgari ücret konusu da bu arada gümbürtüye gidince, stokta başka proje kalmadığından, otomobili uçurmaya kalkıştılar…

Eskilerden Hükümet cenahının elinde “yerli-milli” markalı otomobil kılıcı. Yeniler de, Bursa Kılıç Kalkan Ekibinin savunma teçhizatını kuşanmış, birbirleriyle acımasızca vuruşuyorlar. Korku ve ürperti verici metal tınılı gürültülerle, “ha aslanım indir tepesine” ilhamını veren bedeni yapı gürültüleri, tahammül-ü fersa, giderek kabalaşıyor. Yerli ve yabancı seyirciler ve işgüzar yorumcu değerlendirmelerine bakılırsa, Türkiye’nin kimine göre altmış, kimineyse yüz yıllık hüsranı son bulacak…

Aniden alev tutan bu aşk ateşi altında büyük bir beğeni, arzu, istek ve talep var. Proje hükümet destekli olunca, arabalar da büyük aile ölçüsüne göre manda kasa cesametinde düşünülecekti…

Öyle de yapmışlar, her aileye dört çocuk hesap edilmiş…

Arabalarda kumanda sistemi elektronik ağ üzerinden yürütüleceğine göre, sürücü kurslarındaki gibi laf olsun diye değil, direksiyonda lazım olacağını düşünerek, cümle millete elektrik ve elektroniğin bilgisi verilmeli. Klasik arabada tamir ve bakım hizmetleri ve ustalık eğitimi, çıraklık günlerinden başlıyor…

Mektep medrese istenilmese de oluyordu…

Birim alan başına halen yaşıyor olduğumuz park yetersizliğini, ilave manda kasalı yerli milliler, ne ölçüde etkiler?...

Fukaralığın, cehaletin, karmaşanın, hukuksuzluğun, insanların birbirlerine karşı sergiledikleri saygısızlığın ve daha ne kötülükler varsa, bunların cümlesi, iktisadi yönden sermaye yetersizliğindendir. İdari - siyasi bakımdan da, ahlak ve eğitim eksikliğinden. Hem de, sömürgeleşmeye varıncaya dek…

Bütün iktidarlar, hiç ayırmaksızın sermaye krizlerine karşı ilk yaptıkları, aslında doğru olanı da böyledir ya, ticari ve üretim faaliyetlerindeki para hareketlerinden, özel maksada has fonlara para aktarırlar. Mesela kıdem tazminatı fonu gibi. Ne var ki, hükümetlere güven duyulmadığından sendikalar buna karşı çıkıyorlar, hakları da yok değil. Bu fonlarda biriken sermaye, gerçek sahiplerinin adına ve maksadına uygun yatırımlarda kullanılacakken, ne acıdır ki, hükümetin “fon eminleri”, işsizlik fonlarını, bakmışsınız spor kulüplerinin ödemedikleri vergi borçlarının faizlerine kullanıvermişler!…

• 

Yerli ve milli” otomobil sanayiiyle birlikte ürünlerine de sahiplik isteğinin üç günde alev topuna döndüğünü görenler, bu ateşin ön ödeme yoluyla yatırım sermayesi için bulunmaz bir imkân ve fırsat olduğunu söylüyorlar. Evet, öyledir de. Alın işte sizlere, yatırım ve artarsa da işletme sermayesi desteği…

İsteklisinden kaparo…

Bizim dinli dinsiz, medreseli üniversiteli, askerli sivilli, solculu sağcılı olup da, emanete sadakati önceleyen yeni kolektif ahlakımız, bu yükü çekebilir mi?

Kırk yıldır Türkiye’nin resmi arzu ve isteği ve hatta talebi, Avrupa Birliğine dahil olmak idi. Halen dumanı üzerinde tazedir de bu istek. AB’nin örtülü tavrı ise, bizimle ceviz oynamak. Gerekçeleri;

Onların Hristiyan Klübü üyesi olmaları…

Hristiyanlıkta, özellikle Protestan kolunda öte dünyanın cenneti, bu dünyada iktisaden gelişmiş ve başarılı olmuş Hristiyanlara tahsisen verilmiş bir hediye ve ikramdır…

Başarı savaşla gelir. Savaşın kumar oluşu da, her yolu mübah kılar…

Batı âlemi, günümüzün kapitalist emperyalistleri, otomotiv sektörüne gelince, yerli ajanlarıyla birlikte kartel anlaşmasında yer alanların cümlesi, bizim “yerli ve milli”mizi yanlarında görmek istemezler…

DEVRİM otomobiline benzini unutturan kumarbazlar, unutulmasın…

Haydi bakalım, hayırlı işler… 

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle