--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Olur mu?..

Atilla Özdür
Atilla Özdür
3

Devlet Başkanları, sormuş. “Kız ve erkekler evlenmek için otuzlarını bekliyor, ya da evlerinde kalıyorlarmış.” Olur mu?..  

Olur. Hem de pek tabii olur. Modernizmin zorlamasıdır şimdiki bu hal. Olmaması için topyekûn alanda geriye rucuu gerektirir. Bu da, hem siyaseten, hem de hukuken olamayacağına göre, elbette olur…

Geriye dönüş evlerimizden başlar. Öyle olması şart ve elzem olduğu için öyle olmalıdır. Fındık oda bakla sofalı konutlar terk edilerek, büyük aileye has evlerde hane halkı olarak yaşamalıyız. Hane hayatında alışverişler okka hesabıyla yapıldığından, daha doğrusu yapılacağından, mutfak masrafları azalır. Hane hayatında aile başına kullanılan dayanıklı tüketim malı sayısını düşeceğinden, bunların üretiminde sarf edilen hammadde, insan gücü ve enerjideki toplam tasarruf, çevrenin kirlenmesini önler. Bu zincirleme etki- tepki hareketleri, bütçe ve dış ödemelerdeki denge açıklarını kapatır…

Halk, hissedilir biçimde Müslümanlıktan müminliğe kaymaya başlar. Aksi halde niye dönelim ki gerilere!..

Bu değişim bu kayma hareketi, ilk önemli etkisini genç kız ve kadınların üzerinde gösterir. Bunlar, çalışma yükünden kurtulacaklarından, çorap giyerek ayak bileklerini soğuktan muhafazaya alırlar. Şimdi her hususta modaya uyuyorlar. Ne çare farkında değil bu moda kulları. Oysa uyansalar, uyanabilseler, dikkatleri üzerlerine çekme amaçlı bu çorapsızlığın gelecekte kendilerine hazırladığı özel hastalıklardan kurtulacakları gibi, devletin de bu alanda sarf edeceği sağlık harcamalarını düşürürler… 

Evlenmek için otuzların beklenmesinde teferruata gerek yok. Bütün mesele, eşitlik savaşındadır. Gerçi “İstanbul Sözleşmesi” denilen hoş bela, birkaç yıllık daha henüz terü taze ruşeym olsa da, “batılılaşma” markalı şirinlik muskasıyla yıllardır kadınları efsunlayıp durmakta. Somut ifadesiyle, kadın emeğinin ekonomiyi rayından saptırmasındadır…

Kızlar tabiî ki okuyacak, uygulamalı bilimler olsun sosyal bilimlerde olsun, okuyacak ve okutulacak. Hemen bütün disiplinlerden nasibini alacak ki, ertesi günlerde evindeki çocuklarının eğitmeni olurken, ilk öğretmenliğini de kendileri üstlenebilsinler…

Şimdi okumayan, okutulamayan kadınlar çocuklarına bir şey veremiyor. Okumuşu da işte güçte yorulduğundan, akşamları konutunda zaman ayıramıyor. Dizi laklakiyetinden kendilerini kurtaramadıklarından, çocuklarını kurstu, dershaneydi türünden ücretli hizmet ocaklarına postalayınca, Cumhuriyet erkekleriyle eşitlenen kadının, işyerinde kazandığı paracıkları, evindeki mutfağına faydasını gösteremeden dışarıya saçılmaya başlıyor…          

Hac ibadeti gibi evlenme ibadeti de çok pahalı. Materyalist dünyanın başta Suud çetesi, Müslümanların Hac ibadetini, özellikle umre faslıyla birlikte tecim malına çevirdi. Serbest piyasada gelinin “başlık parasına” çevrilen mihir hakkının takıya ve eşyaya dönüşen ağır yüküne takadı yetmeyen erkek, mecbur kalıyor “malın” ucuzunu ve zahmetsizini dışarıda kendisi aramaya çıkıyor…

“Mal” dedik, ayıbınıza gelmesin. Bu Cumhuriyet’in, Edirne’de kendi mülkiyetindeki bir kerhaneyi, kadrosundaki çalışan üç beş vesikalı “malıyla” birlikte gazete ilanlarıyla satmışlığı, tarihin kayıtlarında tescillidir…

Haneden haneye görücü usulü talep geleneğinde ağır bir kriz yaşanırken, parmakları hünersiz zamane kızları da ne yapsın. Evde kalma endişesiyle koca bulma umudunu, sokağın verimli avlaklarına bağlıyor.…

Kıza soruyorlar, Adınız ne?..

Mualla…

Oh ne ala…

Gerçekten de öyle. Hem de, ne alayı vala. Karışanı yok, görüşeni yok…                                                   

Bir de bakıyorsunuz ki, yaş gelip dayanmış ömrün yarısı, otuz beşine…

Ne beğenip güveneceğin kimse çevrende, ne de elinden tutanın olacak yanında…

Tökezlenme devrin gelince…

O zaman da erkekler için özel bakım evleri var amade…

Mor çatılı evler de bağımsızlığın ve hürriyetin Cumhuriyet kadınlarına modernizmin hediyesi…

İşin kötüsü, yüksek yüksek binaları da indiremeyiz aşağılara. Gazlıçeşme’deki ahlaken silüeti bozuk “on altı dokuzlar”a el sürülemedi…

Tapu harçlarıyla konut vergileri cari piyasa değerlerine bağlansın istendi, eskinin tütün ihracından gelen kazancımızı, şimdinin sigara tekellerinin ithal ettikleri Amerikan tütününe ödedikleri gümrük vergisiyle sözde yeniden canlandıran para babalarının itirazlarına kurban ettik…

Dead Zone’na gelmişiz. Sokağın ötesi yok. Herkes halinden memnun. Erkekler vuruyor döküyor. Mecbur mu karı dırdırı çekmeğe. Kadın ise, mal onun kime ne. Neden herifin altında ezile… 

Ne dersiniz kimden yanasınız?… 

Bu kanal, 

Devlet başkanlığı ile parlamentarizm mukayesesine benzemez. “Köprüleri yaptırmam, yaparsan da sattırmam”cılığa da asla… Taşından suyuna, ekmeğinden mayasına uygulamalı bilimlerle, cümle sosyal bilimlerin katı fiziki platform üzerindeki dalaşmasıdır bu. Milyonlarca yılın hiç küreklenmemiş yer kabuğunun sıkılaştırdığı zeminin su kaçırıp kaçırmayacağının denemesi yapılmamış…

Kime oynarsan, salt kumar…

Benden öte bir oyun… 

 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

MARİO

16 Ocak 2020 14:53

SEN NE ANLATIYON DAYI . TOKİYE FAİZ HELAL. YAKINDA 30 YAŞINDAN SONRA FUHUŞ ZİNA HELAL KILINIR DİYANETÇE . SİZ HEP NALA VURUN BAKALIM İŞ SONUNA VARACAKMI ?

sıla

16 Ocak 2020 10:33

"Cumhuriyetkadının; kazandığı paracıkları, EVİNDEKİ MUTFAĞınA faydasını gösteremeden dışarıya saçılmaya başlıyor."çok doğru. BuNuN üzerine söz söylenmez.

Cahil

16 Ocak 2020 05:05

Doğru soylersin hocam materyalist dünyaya tapip gücü yetmediği zaman banka faizini devreye sokarak tam bir kapitalist lüks tüketim çılgınlığına ve doyumsuzluguna varan bir insan ister kız olsun ister erkek birakin otuz yaşını niye evlensinki PARASI olana herşey var sarışını var esmeri var çeşit çeşit PARASI olmayana zaten birsey yok PARASI olan zevkine yaşadığı için evlenmek sorunu olmaz PARASI işi gücü olmayan da evlenemeyecegi için evlenemez ve aile filmleri sona erdi yeni film özgür insan filmleri ister begenin ister begenmeyin ha birde günümüz turkiyesinde kerhane bir değil heryerde binlerce NEDE olsa musluman Türkiyede adalet le yaşadığımız için otobanlar çeşit çeşit mallastirlmis kadından gecilmiyor

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle