--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Olmasaydı”...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Süleyman Soylu, galiba AKP genel başkan yardımcısı olacak. Ülkemizde uyutucu olarak kullanılan siyasi demokrasiyle ilgili güzel bir açıklama yapmış… 

Demokrasicilerin işi olmalı, zira yerler gökler demokrasiciyle kaynıyor. Turgut Özal’ı haksız iddialarla itham etmişler. Erbakan hocayı, suçlu olup olmadığı konusunda bir fikir beyan etmiyorsa da Süleyman beyi, hapishanelere atmışlar. Merkezi hükümetin karar verici pozisyonlarında henüz ilk baharını yaşarken, 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ı kötürüm bırakmak istemişler. “Bir inancı olanErbakan’ın partisini kapatmışlar. Menderes, üzerinde bir cımbız ve bir de şişe çıktığı için, Yassıada’da “bir çete tarafından sorgulanmış”…

Yargının bağımsız olduğunu söyleyenlerle, hukuk da milli iradedir” diyenlere, bu babta ne kadar bilgisiz olduklarını göstermek için bunları söylemiş. Bu arada bir önemli noktaya daha işaret etmiş ve demiş ki;

Başbakan Erdoğan olmasaydı, belki de Erbakan hapishanede hayatını kaybedecekti”…

Zaman zaman duyarız, sakallı adamlarla başları örtülü, eli kitaplı kızları gördüklerinde öfkeden cinleri tepelerine fırlayan bazı adamlar;

Atatürk olmasaydı siz nah Cuma namazını kılabilir, camilerden ezan sesini duyabilirdiniz” biçiminde salya sümük kusunca, biz de, basıyorduk onlara kalayın nişadırsızını…

¥

Atatürk olmasaydı, memleketimizde demokrasi olmaz mıydı sanıyorsunuz. İsmet paşa, Marshall yardımıyla birlikte demokrasiyi, taa Amerikalardan getirdi. Ayrıca İsmet paşa, millete iyilik olsun diyerek köylüyü toprak sahibi bile yapmaya niyetlendi. Ne çare, toprak ağaları ayaklandılar ve istemezükkkk’ü bastırdılar. Böylece toprak ağaların mülkiyetindekilerle birlikte, Hazine topraklarının topraksız köylüye dağıtılması önlendi…

Bu gasbı takiben toprak ağaları bir cemile olsun kabilinden, kıçını açıkta bıraktıkları köylüye, “madem bir şey vermedik, hiç olmazsa demokrasiyi verelim” dediler ve Demokrat Partisi’ni doğurttular. Bunu takiben yer gök başladı, “Yeter söz milletindir”le inlemeye…

Benim gazeteciliğim de işte bu sıralarda, “yeter söz milletindir”i haykıra haykıra Bursa sokaklarında gazete satarak başladı…

Neticede toprak ağaları baktılar ki “Demokrat partisi”, hizmete özel demokrasiyi programlanmış hedefinden saptıracak, işbirlikçi bürokrasiyle birlikte bu partinin üzerine çullandılar. Cımbızlarla sakallarını yoldukları Menderes’i, şişe ile başladılar prostat muayenesine almaya…

¥

Millet bir kere demokrasi şarabıyla bir hoş olmuştu. Bu hoşluğun etkisiyle halk gitti Menderes’in boşluğunu Demirel’le doldurdu. Derken demokrasinin meşhur karciğar köçekçesi, telli, ipli ve kelepçeci sazendelerin himayesinde vur patlasın çal oynasın havasıyla milleti don gömlek anadan doğma soyulmuş soğana çevirince, “Atatürk olmasaydı siz nah cumaya gidebilirdiniz” deyyusluğuna yatanlar, en sonunda havluyu attılar…

Erdoğan da, gömleğini çıkarıp atılan bu havluya sarılmış olarak, eli havada ringten atlayıp çıkageldi…

¥

Süleyman Soylu’nun geçmişimizin demokratik masallarıyla ilgili bütün anlattıkları doğrudur. Bizim burada yaptığımız, onları biraz şerhlemek…

Biz her ne kadar şerhlesek de, kapasitemiz yetmediğinden, pek derinlere dalamıyoruz…

Bizim merakımız;

Atatürk olmasaydı Türkiye’de ezan sesi de duyulmazdı” sapıklığına mutlaka fena halde bozum olan AKP’li dostlarımızın, Süleyman Soylu’nun, “Başbakan Erdoğan olmasaydı belki de Erbakan hapishanede hayatını kaybedecekti” politizesiyle, kader-i İlahiyi (haşa) çomaklamasını, nasıl karşıladıkları…

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle