--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Nezaket ve zarafet…

Atilla Özdür
Atilla Özdür
0

Hürmette kusur etmediğimiz bir ağabeyimiz ilk günkü dersinde tıkanan tuvaletlerde biriken pisliklere ne ad verildiğini sormuştu. Fiziki ve kimyevi yapısı itibarıyla bildiğimiz ismini söyledik…

“Yok, yok” diye itiraz etti ve “pislik değil, ekmek ” diyerek, derse başlamıştı…

“Omzunda bir kazma kürek ve üç-dört tur dolanmış yumuşak demir çubuk, sokak aralarında “lağımcı” avazeleriyle bağırarak gezen adamlar için, ekmekmiş o pislikler”.

“Kim ki, ekmeği için üstlendiği görevini hukuku aşmadan usulü dairesince yerine getiriyor, en temiz ve helal ekmek, onun yedikleriymiş…

 Göreve başladığımda aldığım bu ders, hayatımın kılavuzu oldu…

 •  

 Kamu hizmetinin kadrolu işyerlerinde çalışan personel, fevkalade bir durum hasıl olmadıkça farklı görev alanlarında çalıştırılamazsa da, bazı belediyeler, uhdelerinde görevli personelini başka bölgelerdeki belediyelere hem de geçici görevle gönderiyorlar.

Olacak, yapılacak ve göze alınabilecek psikolojik bir zulüm ve eziyet olmamak ve yapılmamak gerekirken, nedir bu cezalandırmalar?... 

Ekmeğini, harama bulaştırıp zehire bandırmak değil midir?...

Yaşımın küçüklüğünden ilk altı ay maaş bile alamadan çalıştığım devlet hizmetinde bana “hoş geldin dersini” veren Hamdi başçavuşumu her zaman saygı ile hatırladım. Ekmeğinin temizlik ve helalliği, görevlinin hukuka riayetiyle mayalanıyor. Sanırız Kılıçdaroğlu da, yöneticilerin ekmek mayalamada gösterecekleri hassasiyetin ne derecede önemli ve gerekli olduğunu muhtemelen biliyordu ki, hiç kimseyi işinden ekmeğinden etmeyeceklerinin teminatını, hem de kutsal değerlerinin üzerine ipotek etmişlerdi…

Belediyelerinden birisi, Terörle Mücadele Kanunu gereğince kamu kurumlarında istihdama alınan şehit yakınlarını, meselenin hassasiyetini önemsemeden, çalıştıkları yerden kapı dışına atıvermiş…

15 Temmuz darbe teşebbüsü her ne kadar başarılı olamamış ve teşebbüste kalarak kafası ezilmiş olsa da, 27 Mayıs ve onar senelik aralıklarla onu takip eden darbelerle arasında, keyfiyet itibariyle hiçbir farkı yoktur…

Ayrıca bilaistisna, cümlesi ABD siparişiydi…

Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz’a yapıştırdığı “kontrollü proje” yorumunun da etkisini düşündüğümüz bu kabalığın hazırlayıcı başkomutanının halen ABD’de kuş sütüyle beslenmekte oluşu, ayrı bir mesele olup, milletimiz adına apayrı bir üzüntüdür…

İğrenç bir hainliğin ortak saldırılarına karşı vatanımızın, millet ve devletimizin bekası uğrunda canlarını veren şehitlerin kendilerine özgü ayrı bir saygınlığı olmalıdır ve olmalıydı…

Ölçüye, biçiye gelemez değerli kahraman şehitlerin anaları, babaları ya da birinci dereceden yakınlarına, devletin şükran borcu olarak lütfettiği istihdam hediyesini, sen kalk, hem de bu alanda yetkisiz, seçilmiş bir vazifeli olarak geri al…

Yüklenilebilir ağır kabalık ve saygısızlık değildir…

Bu türden kadir bilmez saygısızlıkların İstanbul Belediyesinde de yapılıyor ve görülüyor olduğu dillerde dolaşıyor, belirtelim…

“Ben müdür değil miyim? Hizmetli kadrolu elemanımı istediğim yerde kullanırım” havasıyla, hizmetli kadrosundaki şehit yakınlarına yöneltilen saygısızlıklar gibi…

Oysa Başbakanlık’tan yapılan hizmetli unvanlı şehit ve gazi yakınlarıyla ilgili genelgede, özellikle bu nezaket konusuna değinilerek, 

Öğretim durumları sebebiyle mevzuat gereği “hizmetli” kadrolarına atanmış şehit ve gazi yakınlarının büro hizmetlerinde görevlendirilmesi hususuna azami özen gösterilmesi isteniliyordu… 

Belediyeler, bilhassa CHP’li belediyelerde, bu nazik kural ve beşeri ilişkilerin hassasiyetleri, başbakanlık yıllarına has devri kapanmış değersiz kültür kırıntıları olarak görülüyor…

Başka ne olabilir ki!... 

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle