--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ne dersiniz?

Atilla Özdür
Atilla Özdür
4

İlk sokak yasağında karar gece yarısına yakın açıklanınca, tıbbi, siyasi ve hukuki gerekçelerle ev hapsinde tutulanlar da ok misali sokağa fırladı. Bunu, kalemine dolayanlar karargahında hatırı sayılır pozisyon sahibi bir hanımefendi, “Ekmek bulamayanlara pasta tavsiyesini” algılatırcasına, çirkin bir üslupla değerlendi..

Doğru söze bir şey diyemezsiniz amma, şurası da bir gerçek. Hemen herkesin bir arabası varsa da, hepsi Mercedes değildi..

Aç kalma korku ve endişesine karşı fıtrat gereği, hayvanlar da bu konuda insana benziyorlar. Bir tek horoz hariç galiba. Yerde yutulabilir bir nesne gördüğünde, bir yandan öterek sorumluluğu altındaki aile çevresini haberdar ederken, diğer yandan gagasıyla yerdeki sofrayı karıştırarak dostlarını ziyafete çağırır…

Beşeri fıtratın, dini, milli ve cinsi gerekçelerle hiç kimseye ayrıcalığı yoktur. İlk kapışmada dindaş, ırkdaş ve candaşlarına öncelik tanır, hem de fiziki güç kullanarak. Dağıtım, uzun süreli ve düzenli bir disipline alındığında, sosyal asabiyet, fıtratın dizginlerini kendi eline geçirir. Üretimin sanayi ham maddelerinden tutunuz, mutfak ihtiyaçlarına kadar tüketim maddelerinin dağıtımı, dizginleri elinde tutanın çevresinden başlar..

Ahlaki midir bu tarz? Değildir amma, korku ve endişe, insiyakı, ahlakın önüne geçiriyor maalesef..

Korona savaşının başlangıcında beşeri ihtiyaçlar için önceden hazırlanmış bir sıra çizelgesi düzenlenmediğinden, kapışılan fırıncının ekmeği ile bakkalın tuvalet kâğıtları kapanın elinde kalmıştı.. 

Ertesi günlerde bir liralık somun ekmeğin beş liraya satılmasından, fert başına beşer adet maske dağıtımına kadar tüketim işleri bir düzene alınmışsa da, savaş ilanında hemen uygulamaya geçilemediğinden, psikolojik fıtrat ile fizikolojik pazu gücü arasındaki gece savaşı kaçınılamaz olup çıktı..

¥

Tasavvuf ehli dervişler, insanları birbirlerinin kardeşi sayarmışlar. İki büyük mutasavvıf, kendi aralarında “hayatta yaşamaktan ne anladıklarını” konuşurken, İbrahim Ethem, “Bulunca şükrederiz, bulamayınca sabrederiz” der..

Diğeri de hemen yapıştırır..

“Onu bizim Horasan’ın köpekleri de yapar. Bulamayınca şükretmeli, bulunca da paylaşmalı”..

Ne yazık ki, aynı mezarlığı paylaşan Müslümanlar da, kardeşlikten bugün ne anladıklarını, çarşı-pazar yağmasında gösteriyor.. 

¥

Semtimizde iki fırın bulunuyor. Kamu işletmesi olmadıklarından ticari amaçlı çalışıyorlar. Dolayısıyla günü geçmiş satılamayan ekmeği peksimete çeviriyorlar. Doğru da yapıyorlar. Lakin, evvelce bir poşet peksimet ekmek üç liraya satarken, yağmanın ardından yedi liraya yükselttiler..

İnönü zamanının tek partili sistemini çok partili demokratsız demokrasiye dönüştüren ekonomik gücün temelinde de, ikinci harp günlerindeki tüccar ve esnafın yüksek kazanç hırsı yer alır. O günlerin darlık rantında karaborsadan iyi para kazananlar da, hiç bakmamışlardı, paraları helal mi haram mı?. 

Tanrı uludur’lu günlerde böyle idi, Allah-ü Ekber’li günümüzde de böyle.. 

Demek ki, işin doğrusu, bulamayınca şükretmek.. 

Anlaşılan ezanın dili, tek başına halledemiyor varsıldaki tesettür çirkinliğini..!

Acaba yanılıyor muyum, ne dersiniz? 

 

Yorumlar

(4)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ahmet

25 Mayıs 2020 23:44

:) Allahu alem el hak doğru dersin Atilla reis mevlam sana hayırlı bol ömür versin de yazılarınızı bol bol okuyalım zaten karşılıksız Bi o veriyor oda olmasa topu attık gitti

Tata Tonga

21 Mayıs 2020 14:58

Mama savaşlarına çok güzel parmak basmışsınız. Kızıl masa ile mavi masanın ya da yeşil masanın ne farkı var? Üçü de masa. Farkı sadece rengi...

Ne dersiniz?

21 Mayıs 2020 07:55

dersimiz, pencere önüne oturup geleni geçeni izleyip, boy ölçüleri üzerinden standard sapmayı hesaplamak; da gelen geçen denek de yok ki, ne yabalım yağğnii..

Sayın Atılla bey yanlış deyil

21 Mayıs 2020 05:17

hani diyonya, Ezanın anlatmadıgını, sizde anlatamazsınız, çünkü çok kazanma hırsı olan hak verir, ekmek bedava vermez. Aslında bir ffırıncıdan deneme amaçlı Allah dostu bir dilim ekmek ister fırıncıdan. Allah rızası icin. Fırıncı baska kapıya der. Fırıncıya hatırlatır ne yaptın bu zaat Allah dostu deyince. Hata ettigini anlar özür diler affeetmesini ister. Allah dostu, fırıncıya ziyafet vermesini ister. Bir dilim ekmek vermeyen ziyafete razı olur.

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle