Mutluluk, kişilere has, izafidir...
Atatürk zamanında temeli atılan devletçi ekonomi, özü itibarıyle “çakmalıkla” malüldür. Mesela, Sümerbank’ın kuruluşu şu mealde bir gerekçenin üzerine oturtulmuş.
“Yeterli sermaye birikimine sahip olduğunda, özel teşebbüse devredilmek üzere” gibi…
Ortanın Solu’yla Karaoğlan Ecevit’in Atatürk’e olan tutkusu, ağırlıkla buradan gelir. Kemal Derviş eliyle Atatürkçülük, bu yanıyla yeniden canlandırılır…
12 Eylül darbesindeki ana özlem budur. Gelen giden bütün iktidarlar özelleştirmeye olan bağlılıklarıyla, Erbakan da dahil, hep Atatürkçüdürler…
Başbakan Tayyip Erdoğan da, kendi dönemindeki özelleştirme hacminin büyüklüğüyle, bu bapta kimseye eline su döktürtmez…
O kadar döktürtmez ki, elde kalan üç kamu bankasının da defterlerinin dürülmesi planlanmış ve ilk olarak Halkbank üzerinden satışın başlayacağı kararlaştırılmıştı…
¥
Başbakan Erdoğan’ın Taksim Gezisindeki “çakma” çevrecilik gösterilerinin devletin temelini sarsalamasına karşı savunma stratejisini Atatürk’ün hataları üzerine kurması, benim için büyük ve derin bir mutluluk kaynağını oluşturdu...
Faiz lobisine bağladığı çapul hareketine karşı yaptığı seferberlik çağrısında milleti, kamu bankalarının gölgesinde toplanmaya davet edişi, Kemal Derviş’in Türkiye’ye ithal ettiği reaganizmin iflası demektir. Bu iflas, aklı ve vicdanı olanlar için az buz mutluluk değildir…
Düşünsenize biraz, ‘Cumhuriyet mitingleri, Cumhuriyet mitingleri’ diyerek ortalıkta afra tafra dolaşan “çakma” milliyetçiler, neredeyse kıçlarını yırtacaklardı...
Haydi diyelim ki, millet Tayyip Erdoğan’ı sıradan kuru bir alkışlamakla kalmayıp, yerli bankalara yönelmekle de iktifa etmedi. Şimdiki çarpık Türkçede “iletişim” dedikleri “haberleşme” hizmetlerinde de yerli şirket arayışına kalkıştı…
Ne olacak o zaman…
Dikkatlerinize sunarız. Bütün bu sektör, hatta bütün Türkiye, faiz lobisi denilen yabancı sermayenin elinde, inhisarında, kontrol ve denetiminde…
Ben utanıyorum, bilmiyorum siz, bir tekinizin dünyaya bedel olduğu iddiasındaki siz Türkler nasılsınız…
¥
İDO’nun vapurlarını kullanarak İstanbul Bursa arasında daha rahat gidip gelmektense, uyguladığı çarpık fiyat politikasını protesto ettiğimden, körfezi dolaşmak bana mutluluk veriyor… Pirinç vetosuna GDO hikayelerinden yıllar öncesinden başladım. Çünkü, Demirel’in 24 Ocak kararları, bizim yerli çeltik köylüsünün ekmeğine kan doğratmıştı..
Renkli renksiz, yerli yabancı gazozları içmek, muhtevalarındaki asılsız alkol laflarından çok önde geliyor, pancar köylüsüne ihanet etmiş olmaktan…
Başbakan Tayyip Erdoğan’ı, karşıtlarını ‘yuuuhhh’layarak bağırlarına basıp alkışlayanlar, sivil itaatsizlik yoluyla faiz lobisinin çapını genişletme talebinde de bulunmalıdırlar…
İletişimde milliyetçilik, özelleştirilen bankaların geri alınması ve İstanbul Belediye Reisi’nin gücenmesine pabuç bırakmamacasına, muhallebicilikte helalinden yerli girdi kullanılması, vs, vs. gibi…
¥
Mutluluk, gelin arabalarını süsleyenlerin koftiden gittikleri ‘Mutluyuz’ gevezeliğinden çok daha önemli, kıymetli ve kutsal bir haldir…
Söylenmez, sadece yaşanılan bir haldir, o…


