Molla Kabız..(2)
Osmanlı’nın, hatta Büyük Selçuklu Devletinin çöküşünü hazırlayan yoldan çıkmış tekke tarikat dervişlerinde, görüldüğü gibi, günümüzde de bu kurallara ters yönünden intibak edenlerden yüzlercesi mevcut. Kadim tarikatların günümüze intikal eden kalıntıları arasında sıvaları dökülmüş sırça köşklerine yerleşik sahte şeyhler ki, bunlara suhte de denilirdi, hasılat toplamak üzere ticari vitrinlerini dini kavramlarla süslüyorlar.
Günümüzün kendini Müslüman sanan zavallı halk da; ki genellikle eğitilememiş çoğunluk, bunlara inanıyor..
Son örneği küçük kız çocuğunu kirleten sözde UŞŞAKİLİ..
Bunlar, vergisi algısı yok. Cezası müeyyidesi yok. Kimse tarafından tahkir ve tezyif edilme ihtimali yok. Kendilerine “beyim paşam hocam” diyerek huzurlarında el pençe divan duranlarınsa haddi hesabı yok. Dünyevi hayatları, her alanda, bolluk ve bereketli..
Tıpkı, dilenciler gibi..
Her ikisinin de kullandığı alet, edevat, tek boyutlu. DİN…
Biri, yoksulluk ve fukaralık üzerinden gidiyor, diğeri de anahtarı kendi elinde, cennetin yollarını açıyor.
•
Ülkemizde ticaretle uğraşan zengin ve süper zengin ailelerin çoğunda, erkekler, Protestan felsefesine uygun yaşıyor. Öte dünya, bu dünyanın yansımasıdır. Burada bol ve iyi kazanmış, rahat yaşayarak başarılı olabilmişsen, orada da aynen öyle yaşayacaksın. Bu itibarla, yanında çalıştırdığın kişileri sosyal sigortaya bildirmeyi kendine külfet görüyorsan, bundan vazgeçip onların kıdem tazminatlarıyla emeklilik hakları ve devletin de vergi gelirlerinin üzerine oturmakta bir beis görmeyeceksin..
Amma bu Protestanlar, haklarını çaldıkları Müslüman işçileriyle birlikte cumalara gidiyorlarmış.
It doesn’t matter!
Kadın taifesi de böyledir. Ticaretle pek ilişkisi bulunmadığından Protestan oluyormuş, meraklanmaya değmez. Kendi sınıfdaşlarıyla birlikte ramazanlarda yatır ziyaretlerine giderler. Ekseriya Eyüp Sultan’larda, Emir Sultan’larda, Hacı Bayram-ı Veli ve bu kıratta yatır tabir ettikleri evliyalara, YUŞA HAZRETLERİNE ziyaret amacıyla gittiklerinde, ellerinde kesme şeker kutusu, gelen geçene şeker tutarlar. Çünkü bu Zatlar, dualarını kabul etmiş ve isteklerini karşılamıştır. Kapı pencere kuytuluklarında oturup ellerindeki bir çile ipliği çekiştirerek boşaltan sıradan kadınların yanında ara sıra Protestan kocaları da görülür..
Eğer her ayın ilk günü, Ortodoksların Unkapanı’ndaki “aybaşı kilisesine” giderseniz, kilisenin zangocunu tezgahının başında, küçücük küçücük oyuncak kilitler, anahtarlar, mumlar ve bebecikleri satar görürsünüz. İçeride mumu dikip ateşlediğinizde, günahlarınızdan arınıp muradınıza kavuşursunuz..
Allahımız Kur’an-ı Kerim’inde uyarmak için hep bizlere sorar.
Hiç düşünmez misiniz?
Çocukluğumdan hatırlarım 40’lı yıllarda olacak. Evde kalmış karılar ve kızlar, Piremir’de kıçlarından çıkardıkları donlarını cami minaresinden sıptıp aşağıya atarlardı. Kısmetleri açılsınmış…
Evet, işte böyle. Siz ve biz, düşünmediğimizde, son günlerin düşündürücüsü UŞŞAKİ ve benzerleri ortaya çıkar ve olanca iğrençlikleriyle, hepimizi düşündürüverirler..


