Memleketin tapusu, ya da bitiş realitesi…
Suriçi Grubu Derneği’nin tertiplediği son cep toplantısında İstanbul 1 Bölge Tapu Kadastro bölge Müdürü Sedat Cömertoğlu beyefendiyi dinledik…
Bizim halk lisanında “Tapuyu deldirtmek” deyimi vardır. Buradaki delinme tabiri, varlığın sona erişi, bitimi, bitişi anlamını yükleniyor. Konferanstan edindiğimiz bilgilere göre tapumuzun her türlü delinme tehlikesine karşı koruyucu güç olarak iki unsurumuz mevcut. Birisi silahlı koruyucu güç olarak askeriye, diğeri de her türlü teknolojik imkanları kullanma yeteneğine sahip kadastro teşkilatımız…
Kamu kurum ve müesseselerinde kadın personelin gece mesaisinden muaf tutulmalarına karşın tapu kadastro dairelerinde günlük işini yüklenen bir görevli, vazifesini tamamlayıp dosyasına son noktasını koymadıkça, vazife mahallinden kadın da olsa erkek de olsa, katiyen ayrılamıyor..
Yani mesai mefhumu yok, buna karşın “mesai” de yok…
Personelin bilerek ya da bilmeyerek yıllar öncesinden yapmış olduğu hatası için zaman aşımı söz konusu edilemiyor. O kadar ki, kırk yıl önce yaptığı hatanın meydana getirdiği zarar ve ziyanın tazmini için mesul personelin bulunamaması durumunda ödeme emri, o kişinin yakınlarına çıkarılıyor…
•
Kadastro teşkilatı, yabancılara tapudan tescilli gayrimenkul satılmasına karşı ülkenin kırmızı çizgileri üzerinden son derece hassasiyet gösteriyor. Gayrimenkul alım satım üzerinde mütekabiliyet anlaşması yapılmamış hemen hemen hiçbir devlet kalmamış. Türkiye, bir Suriye ve bir de İsrail vatandaşlarına tapulu mülk satışını yasaklamış…
İsrail vatandaşlarının İsraillileştirilmiş Türk pasaportlular eliyle Türkiye’den mülk edinmeleri maalesef önlenemiyor…
Bir yabancının Türkiye’den tapulu mülk talebine bizim HAYIR diyebilmemiz için, evvelemirde o yabancı devletin bir Türk vatandaşının benzer talebini geri çevirmesi gerekiyormuş…
Fransa topraklarından ev satın alma isteği geri çevrilen Türk vatandaşı, burada Dışişleri Bakanlığına durumu bildirecek ve ancak ondan sonra Türkiye de, Fransızlara ev apartman katı satışına son verecek…
•
Yabancıların tapu tescilli mülk satın almalarına kısıtlama ve hatta fiilen yasaklama getirilmiş olduğunu düşünelim. O taraf adına bunun pek büyük bir kayıp olacağı şüpheli. Anadolu’nun bir kısmı hariç, dikine gelişen Türkiye, mülk olarak bütün bütüne henüz elden gitmemiş ise de, kültür altyapısı olarak ismen ve ruhen bitmiş.
Yüzüncü yılını kutladığımız Çanakkale ve ahirindeki Kurtuluş savaşı şehidlerimiz için Yüce Allah’ımızın “öldü demeyin” hitabına karşın, onlar için bizlere, “Boşu boşuna niyazi olup gittiler” dedirtiyor, bu bitiş realitesi, maalesef…
•
Suriçi Grubu Derneği, İstanbul Şehremini bölgesindeki Saray Meydanı’nda kırk küsur yıl evvel kötü itiyatlarla mücadele adı ve amacıyla fikren bağrı yanık üç beş mücahidin kurduğu bir derneğin gelişkin durumudur…
Faaliyetleriyle Şehremini kendisine dar gelince, Suriçine taştı. Şimdi Suriçi de kendisine dar gelmiş olmalı ki, Ankara’ya uzanmaya niyetlenmiş. Bakarsınız yarın bu rafine topluluk Ankara’ya da sığmaz olur, ver elini sınır ötelerine…
Dernekten birkaç arkadaş AK Parti’den aday adaylıklarını koymuşlar, başlarında da bütün Ankara’ca maruf, Nedim Abi..
Ne diyelim, kendilerine başarılar dilerken, tek seçiciler komisyonunun da ıttılaına arz ederiz...
Elden başka ne gelir ki…


