Meclis’e değil, Hükümet’e...
Merkezi yönetimde iktidar gücünün pratikteki yansımaları hükümette ve hatta yarı başkanlık formunda görüldüğünden, demek istediklerimizi hükümete yönlendirelim istedik. Bunları öncelikle ve usulü dairesince Meclis’in dikkatlerine sunsaydık ve orada bir kanun teklifi hazırlansaydı, biliyorduk ki, hep birlikte akıntıya kürek çekmiş ve boşuna yorulmuş olacaktık...
Şimdi yönetimin, belki bu şekilde düzenlenmesinden memleket için hayır umduklarından olsa gerek, ya bilerek kasd-ı mahsusa, ya da önemsenilmediğinden üstünkörü hazırlanan adaletsiz bir dağıtım politikasının mağdurları üzerinde düzeltici etkileri olabilir düşüncesiyle, hükümetin yetkili ve etkili bakanlarının dikkatlerine arzetmek istediğimiz hususatı vurgulayalım...
Tıp doktorlarının yalın çıplak diplomalarıyla; mimar mühendis, hukuk lisanslı, dört yıllık dil veya iktisat eğitimli kamu görevlilerinin birlikte ayni süre hizmet görmelerinin ardından, emekliliklerinde kendilerine tiko para cinsinden yapılan çıplak ödemeler arasında fark bulunup bulunmadığını hiç merak ettiniz mi ?...
•
Temel lisans eğitimlerinin üzerine bir de her meslek dalının kendine özgü olup, süreleri farklı da olsa, ilk kademe uzmanlık eğitimlerini almış olmaları durumunda, bunların emekli maaş artışları eşit nisbette mi oluyor, yoksa bu kademedeki maaş artışları, kişilerin akademik ana dallarının mahiyetlerine göre farklı nisbetlerde mi düzenleniyor ?...
Diyelim ki kırk yıl kamu hizmetinde bulunmuş iki personel. Birisi altı yıl lisans eğitimin ardından ve bir de üzerine dört yıllık ihtisas eğitimi alarak tüm bilgi ve tecrübeleriyle birlikte emekliye ayrılmış tıp doktoru. Diğeri de, dört yıl hukuk, olmadı edebiyat tahsili ve birde aşağı yukarı o kadar bir süre kendi alanının herhangi bir alt dalında ihtisas eğitimi ve başarılı bir kamu hizmeti. Ve emekli...
Ya da bir üçüncü kişi. Aynı sürelerde iktisat veya bankacılık alanlarında lisans ve yüksek lisans eğitimlerini takiben kırk yıl kadar da kamu hizmetine sahip. Emekli olup çekiliyor...
Bunların yalın, giydirilmemiş senelik emekli maaş artış nisbetleri de birbirlerinin aynı mı yoksa farklı mı olmalı?...
Farklılık gerekiyorsa ve de bakıp gördüğünüzde gerçekten de öyle ise, bu farkı doğuran zorlayıcı, gerektirici faktör ve faktörler nedir, ne olmalıdır hiç merakınızı celp etti mi?... Hepsinin zam hak edişleri biteviye dümdüz bir hat üzerinde eşitlenmiş ise, bu düzenlemenin adil bir icraat olduğu, olacağı söylenebilir mi?...
Tıp mensuplarının eğitim sürelerinin uzunluğu ve ağırlığından ötürü emekli maaşlarının diğerlerine nisbet hak ediş grafiklerin biraz üst seviyelerinde yer almasının adalet mantığına daha yatkın olabileceğini düşünürseniz eğer, fiili gerçeğin sizin sanınızın tam tersi biçiminde şekillendiğini göreceksiniz...
Bu durumda ne yapmanız lazım gelecektir,
Hiç düşündünüz mü ?...
•
Bakınız Rıza Zarrab”ın iktidar hukukunca doğru ve yerinde sanılarak alıkonulan menkul varlıklarının geriye iadesine hüküm kesilmiş. Hem de faiziyle birlikte. Demek ki, önümüzdeki yıl için emekli maaşıma ayıp olmasın diyerek yapılacağı programlanan yüzde ikibuçuk-üçlük zam umuduma da, böylece kar yağmış olacak. Sizler hiç üzüntü ve rahatsızlık hissetmeyecek misiniz, bizleri içine düşürdüğünüz perişanlığa mahkûmiyetimizden ?...
Her neyse, yine devam edelim yarıda bıraktığımız ana konuya.
Durduk yerde aklımızı kurcalayan bu tuhaf açmazı hükümete ve hükümetin bu kabil açmazları düzeltmekle sorumlu ve yetkili bakanlarına arzedelim istedik...
Gerçi egemenliğin asli sahibinin millet oluşu ve milletin de bu yetkisini vekaleten devrettiği Meclis var iken, onu atlamanın şık olmayacağı düşünülebilirse de, tek parti iktidarlarında meclislerin de etkisinin kısıtlı oluşu ve yetersizliği, kalemimizi sizlere yönlendiriverdi, hiç rahatsız etmeyi istememiş olsak da...
Aflarınıza ve hoşgörülerinize güvenerek, efendim.


