--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kur’an’da reform saldırısına!..

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Dinlerarası diyalogdan üç dinbaz, belirli zamanlarda bir araya gelerek sohbete otururlarmış. Günün birinde kendilerini havaya kaptırdıklarında bir fare çıkagelir ve üçünün de üzerlerinde gezindikten sonra çekip gider…

Biri papaz diğerleri de imam ile bir haham…

Bunlar, ne de olsa cemaatlerinin saygın kişileri olduklarından, üzerlerine domino diyebilecek bir kimse de yoktur… 

Namussuz fare üzerimizi pisledi. Haydin gidelim de temizlenerek gelip devam edelim” diyerek dağılırlar…

Evlerine giderler yıkanarak temizlenip toplantı mahalline geri dönerler. Haham efendi ayrıca sakallarını da kazıtmış. Niye tıraşlandığı sorulduğunda, haham buyurur…

 “Fare bu, bilemezsiniz. Belki pek beğenmiştir de bendenizi, bakarsınız, sakalımı yol edinirdi, kendisine”…

Sömürgeciler, kadrolu mühendislerinin yönetim ve egemenlik haklarının yerli halka verildiğinde sömürüyü daha hesaplı gördüler. Bunun üzerine, o vakte kadar uygulananı genel valilik sistemine son verildi…

Kuzey Afrika’nın Müslüman ülkelerine, Körfez kıyılarının Arap halklarına, emperyalizm tarafından yalancıktan bağımsızlık ve hürriyet hakları tanındı. “Self determination” denilen, “kendi kendilerini idareye muktedir” sayıldılar. Başlarına da kendilerinden birer adam oturtulunca, sömürge yönetimindeki maliyet de ucuza getirilmiş oldu…

Bölgelerdeki kaynaşmalar sistemin daha da tahkim edilmesini zaruri kıldı. Emperyalit güçler Irak ve Suriye’de olduğu gibi, bölgeye huzur getirme iddiasıyla eski sömürgelerine silahlı güçleriyle yeniden yerleştiler…

Amma, bu insani yardımlaşmanın ya da demokratik huzur hizmetinin finansmanının, bölge halklarından tahsili şartıyla!…

Bu arada Mister Trump da, kerhane bekçiliği misali yedi milyar dolarlık koruma masraflarını Suudlardan istedi…

Sohbetdaşlar, evlerine gidip yıkanarak geri döndüklerinde, muhabbet de yeniden kıvamına girecekti. Tabii Suudlar, haham efendi gibi sakallarına kıymayınca, kıyamayınca fareler de, havada olsun denizde olsun, yoksul ve korumasız toprakları kendi kirli amaçları için yol edindiler…

Geçenlerde sokakta yürüyen bir kıza rastladım, entarisindeki İngilizce cümle enteresandı. Anlamını merak saikasıyla da olsa sorup öğrenmemiş olması imkânsız. Gencecik bir kız ya da kadın, göğsünde “Haydi bakalım şimdi sıra sende” yazılı bir elbise ile sokaklarda dolanıyor…

Bu ne demek!…

Anlaşılan, sakalına kıyamayan Suudları bu kez, farenin açtığı yoldan Hristiyanlığın baş temsilcisi sıfatıyla Katolik zamparalar ziyaret ediyorlar…

“Şimdi sıra bizde” dercesine…

Papazların kendi dünyevi mantıklarına göre ahlaksızlık ve iğrençlik adına Suudlara şimdilik koymak istedikleri, İslamiyet’in merkez üssüne bir kilise yerleştirmek…

Farelerin, kıl kaplamış suratlarda açtığı yolları kullanarak gelmeler ve gelişler devam ediyor. Ar namusun bini bir paraya gittiği Fransa’dan, minarenin külahına gelenler ise, istavroz dikercesine; Müslümanların Kur’an-ı Kerim Kitabı güncelleştirilsin!...

Zangoçların birbirleriyle yarış alanında cirit atarak turizm amaçlı hizmet sundukları kutsal toprakların, temiz inançlı saftorun Müslümanlar tarafından ziyareti, bundan böyle yine, makbul müdür?...

Biraz daha net olarak açalım…

Dünya Müslümanlarının, ceplerindeki helal paralarını Suudiler üzerinden baş zampara Trump papazına kaptırmaları, aptallık ve enayilik değil midir?...

Ehil olan yetkililerine sorulur…

Teşekkürler:

İlk, orta ve lise talebesi üç kardeş. Muhafazakâr vasat bir ailenin çocukları…

Baba, ilgisiz ve hayırsız. Hemen hemen yok hükmünde. Tahsillerine devam, imkânsız bir hal almış…

Bunların eğitimine destek verebilecek bir dayanağa ihtiyaçları var...

İmkânları müsait olanlar için sanırız bir fırsat…

Onlar adına teşekkürler…

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle