--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Komünizmin kabacası...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Kabaca ifadesiyle komünizm, özel mülkiyete izin vermeyen bir sosyal koruma sistemi... Ekonomik faaliyetler bütünüyle kamu adına devletin kontrol ve denetiminde ve ortalama ücretler düşük seviyede ayarlanmış olsa dahi, bütün vatandaşlar, beşikten mezara tam istihdam garantisine sahip olacak...

Marx’ın komünizmi, her ne sebeptense hayatını sürdüremedi. Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla kapitalizme evrilmeye yöneldi. Demir Perde ülkelerinde başlayan komünizmden arınma reformlarıyla, yeniden yapılanma sürecinin mağdur kıldığı vatandaşlarının yaralarını saracak sosyal güvence ağları kuruldu. Bu kuruluşlar, piyasa ekonomisinin yoksulluğa itelediği kitleleri hedef alacaktı. Komünizmden serbest piyasa ekonomisine geçiş programlarının zorladığı özelleştirme gelirleri de, bu amaç için kaynak olacaktı...

Ne var ki özelleştirmeler, menfaat kollayan fırsatçı hareketleri cesaretlendirirken, iktidar yandaşlarını zenginleştirecek çok geniş imkanları da beraberinde yarattı. Yolsuzluklar ve türlü eşitli ekonomik suçlar, komünizmden sıyrılmış toplumların ahlaki farik alametini oluşturdular...

Özellikle Rusya’da bu alamet daha da belirgin bir hal aldı. Kamu sektöründeki ücretler özel sektörle aynı seviyede çalışanların gelirlerine nisbet çok çok aşağılarda kalırken, üzerine üstlük, bir de ücret ödemeleri zamanında yapılmamaya - yapılamamaya başladı...

Türkiye’de sistem olarak Marxism-Leninizm komünistliği yaşanmamışsa da, piyasada devlete öncelik tanıyan devlet kapitalizmine yerleştirilmiş bir Kemalizm komünizmi, birinci kuşak tek parti iktidarından sonra da, taaa 24 Ocak dönemecine kadar uzun yıllar devam etti. Bu süre zarfında dünya piyasalarını etkileyen politik ve ekolojik çevre şartlarından etkilenen devlet, zaman zaman refah politikalarını uygularken, zaman geldi kriz bahaneleriyle kemer sıkma zorlamalarına girişti...

Özal’ın ilk ağızdaki halefleri, Sovyetler sisteminin çöküşüne paralel Kemalizm komünistliğinden geçiş yapmak istedikleri serbest pazar kapitalizminde başarılı olamayınca, gömlek değiştiren Tayyip Erdoğan, bu göreve talip oldu ve başardı...

Yarı komünizmden yarı kapitalizme geçiş sürecindeki uygulamaların komünizmden full serbest pazar modeline doğru geçiş sürecinde komünist ülkelerde meydana getirdiği ahlaki çözülmeler, haliyle burada da yeşerecekti...

Ersoy Dede’nin AKP zamanı için gösterdiği (ortalama) %5’lik büyüme ve milli gelir bölüşümünde yaratılan eski günlere nisbet kıyaslanamıyacak artışların bir takım faturaları olacaktı ve bunlar da birilerine ödettirilecekti. Mesela ücret geliriyle geçinenlerle, beher 100 liralık akaryakıtın içinde yetmiş liralık “haramından hacı baba vergisi” tarh ve tahsilatı gibi...

Sosyal politika uygulamalarında görev alan kamu görevlilerinin düşük ücretli olmaları durumunda, yoksulluğa karşı mücadele pratiğinde hakkaniyet ölçüsünü arayamazsınız. Çünkü, her beşerin bir satış bedeli vardır, behemehal...

Ödemeler dengesi açıklarıyla elde edilen iktisadi ve sosyal kalkınma hareketlerinde de, kaynak olarak kemer sıkma politikalarına müracaat ederseniz, bu pratiğin düşük maaş alan bürokrasi elinde meydana getireceği el uzunluğunu, kısaltma imkanını da, bulamazsınız...

Ben şahsen Başbakan Tayyip Erdoğan ile oğlu arasında senaryolaştırılan telefon konuşmalarının bir gerçeği ifade ettiğine inanamıyorum. Zira Başbakan Tayyip Erdoğan, yolsuzluk ve yoksullukla savaş politikasının uygulama birimlerinden birinin başında yer alan, bir eli litreli diğer eliyle de okka ve dirhem tutan düşük maaşlı bir bürokrat değil ki...

Haaa, havuzlar, kavafiye aksesuvarları, yeni yetme ne oldum şımarıkları, bürokrasi, bankalar, seçim yoluyla devlete egemenlik yolunda milleti hizmet aşkıyla yanıp kavrulan politika esnaflarına gelince,

Referansım, Tevfik Fikret’tir,

“Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı yağma sizindir, yiyin”...

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle