--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kölelik…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Devlet denildiğinde genel anlamda, toplumun dirlik düzenlik ve refah düzeyinin yanında geleceğini de düzenleyen organize  bir kurum düşünülür…

Bu mücerret teşkilatla ilgili nitelik ve nicelik tartışmalarına gelince, değerlendirmeler farklılaşır. Sol tarafa  bakarsanız, “modern devlet, burjuvazinin işlerini takip ederek neticelendiren bir komiteden başka bir şey değildir”. Sağ cenaha kulak verdiğinizde şunu duyarsınız;

“Kapitalist sınıfın çıkarını gözeten niteliğiyle, toprak, finans ya da imalat sermayesinin elinde bir araçtır…”

Akla ve mantığa yatkınlığından ötürü, “sol” da, bu görüşe iştirak eder…

Haliyle merak edersiniz, acaba Türkiye’de de devlet, amma eski, amma yeni Türkiye’de olsun, “sermayenin gerçekten giderek devleşen varlığına garanti sağlayan bir araç mıdır?” gibi...

Hiç şüphesiz, dara düştüğünde Allah’ın devlete ve millete zeval vermemesini dualarında dilinden düşürmeme hassasiyetine sahip, sağdan soldan habersiz mütedeyyin bir Müslüman, bu suale tereddütsüz “Hayır” ile karşılık verecektir…

Peki  o zaman Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Faruk Çelik’in Asansör kayıplarımızla ilgili yaptığı “köleleştirme/kölelik” vurgusuna ne diyeceksiniz… 

Alemşumul ve genel anlamından rafine edilerek özgülleştirilen isim olarak Asansör, mavi yakalılar dünyasında sık karşılaştığımız insan “telefatının!” satırbaşı aralıklarının birinde meydana gelen ve piyasası da oldukça verimli bir yatırım alanı. Tekstil, maden, gemi inşa, insan ve emek nakliyeciliği ve benzeri bilimum mal ve hizmet üretim alanlarında sık aralıklarla meydana geliyor ve  düzinelerce insanımızı aramızdan çekip götürüyor.

Bu kabilden ölümler, kendiliğinden meydana gelen spontan bir hadise olmadıklarından, bunların kendilerine özgü birer sebebinin olması/bulunması gerekir.  Kadere ve insan fıtratına bağlanmak istenilirse de bu istek, olayın sebebsiz kılınması istendiğindendir…

Sebebsiz çoklu ölümlerin en tazelerinden birisi Mecidiyeköy, diğeri de Soma’da meydana gelmişti. Bunlara derinlemesine baktığımızda, her ikisinin de altyapılarının birbirlerine benzediklerini görüyoruz. Bu açık ve net görüntüye rağmen elimizden hiçbir şey gelmiyor ve devletin görece özerkliğinin şanına uygun düzenleyici meşru bir aksiyon gösterilemiyor…

Neden?..

Bu açmaz yine bizleri devletin tanımlanmasında, nitelikli yapısının niceliğine götürüyor…

Türkiye’nin mayası, Osmanlı’da çalındı. Osmanlı, hiç bir zaman sömürgeleştirilememişse de, ömrünün son demlerinde yarı sömürge durumuna düşürülmüştü. Bu itibarla Erken Cumhuriyet seçkinleriyle birlikte tebeası vasat insanı da, iyi kötü sömürge sonrası toplum özelliklerini taşımaktaydı. Bu safhadaki toplumlarda devletin görevi,  yerli sermaye ve toprak ağalarıyla sömürgeci ülke burjuvalarının kendi aralarındaki çıkar sürtüşmelerde, daha ileride “araç”a dönüşmek üzere, o safhaya has arabuluculuk etmek…

Bürokrasi, söz konusu bu arabuluculuk dönemiyle ve hemen sonrasının devlet yapılarında kendine özgü bir sınıf oluşturduğundan, devletin fonksiyonel görevlerini devlet adına  sırtlanıyor. Bu sırtlanmayla birlikte kayd-ı ihtiyaden, kendisine destek olarak siyaseti arkasına almazlıktan da özenle kaçınıyor…

Kimilerine “sol” gibi görünen devletçilik denilen ve aslında devlet eliyle ayan yaratıcı politik “sağ”cılık, Cumhuriyet’ten çok önceleri başlamıştı. Devlet yaratığı kapitalistlerle, devletin yaratıcı siyasetinin meydana getirdiği yakınlaşmalardan ötürü  siyasetle bürokrasinin karşılıklı hoşgörülü tavırları, ayni sınıf çizgisinde yer alan bürokrasiyi,  burjuvazinin bilhassa maliyeti düşürme oyunlarında sır birliğinde kaynaştırdı.

Şimdi gelelim Çalışma Bakanımızın “Neden oluyor bu işler?” diyerek dışa vurduğu merakına…

Devletin, elin itinde “Araç” oluşundan. İttihat ve Terakki korsanlarının, 1908’de temelini attığı sol görünümlü ulusal ekonomi etiketli Bonopartist sağcılığından…

HAMİŞ: Şunu belirteyim antiparantez. Solcu falan değilim yani… Sağcı da değilim, tabii… 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle