--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kılçık üzerine ferahfeza sirto…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Zeytinburnu’nda bir “Sultanbaba”mız var idi. Etrafına halkaladığı mürid dostlarıyla sohbetleşir ve çevresini aydınlatırdı. Allah’ımızın davetine icabet ederek Zeytinburnu’ndan uçtu gitti, Yalova sırtlarının Güney Köyü’ndeki ebedi mekanına…

 “Hocababa”nın dostları arasında kadınlar taifesi epeyi ağır basardı. Bizim rahmetli “paşakızı” da bunların arasında yer alırdı. Tam da Kenan Evren anayasasının halkoyuna sunulacağı günlerin arefesinde duymuştuk ki “Hocababa”, çevresindeki halkaya “EVET”i tavsiye ediyor.

 Kafam atmıştı. Haddimizi aştık ve gittik “Hocababa”nın küçük ve mütevazi fakirhanesine… Konuşmalar, dertleşmeler ve halleşmeler arasında bir ara, nereden ve nasıl anladığını bilemediğim merakımızı zail etmek için olsa gerek, anayasa oylamasında tavsiye ettiği “EVET”in gerekçesini açıklamaya başladı…

 Sanırım “Hocababa”, içimde kabaran had aşımının küstahlaştırdığı ruh halimi dış yüzümden okumuş ve hiç, imaen dahi olsa sözünü etmediğimiz “anayasa evetçiliğine” girip, beni mahcup etmişti. Bağlanıvermiştim kendilerine…

 Xxxxxxxx

 “Sultanbaba”nın Kenan Evren anayasasını evetleme gerekçesinin hukuk diliyle izahını Bülent Tanör’ün “İki Anayasa… 1961-1982” isimli kitabından aktaralım.

 Kenan Evren anayasası;

 “Bir kere; yine 1960-61’dekinden farklı olarak, yeni anayasanın ve seçimlerin kesin tarihi ve anayasa tasarısının halkoyunca reddi durumunda ne olacağı MGK tarafından önceden ilan edilmemiştir. Bu gibi bir temel şartın karanlıkta bırakılmış olması anayasa oylamasına da gölge düşürmüştür. Çünkü bu belirsizlik yüzünden, anayasa tasarısına olumsuz oy vermek, ister stemez, belirsizliğin, daha doğrusu askeri rejimin devamını istemek anlamına gelmiştir. Bu, demokrasiye geçilmek isteniyorsa, sunulan tasarının da aynen kabulünün gerekeceği mesajının verilmesinden başka bir şey değildi”...

 “Sultanbaba”nın asker cuntasını tepemizden defetmek için anayasayı “evetleme” tavsiyesindeki mantıki politik yerindeliğin, Prof Bülent Tanör’ün referandumdan dört yıl sonrasında yayınlanan “İki Anayasa” kitabındaki hukuk dilinden şerhini okumak, hayattayken değerini idrak edememişliğimizi yüzümüze çarpar…

 Bunlar 12 Eylül’lü erken günlerimizin kendine has kılçıklı hatıralarıdır. Yaşadığımız günler ise, cunta kılçıklarından sıyrılıp kurtulma günleri. Bunun da anahtarı devlet başkanlığı formatında yer alan “Tayyip Erdoğan referandumu”

 Muhafazakar liberal camia, özellikle kalemşör yakın dostlarımız, Erdoğan lehine canlarını dişlerine takarcasına lobicilik yaparken, Tayyip Erdoğan ise, lehindeki bunca beklentili intibaını veren lobi ordusuna rağmen, kılçıkla ilgili, ağzından tek kelime dökülmüyor …

 Oysa, adayı olduğu otoriter yeni Türkiye devlet başkanlığını, Kenan paşa örneğindeki gibi şarta bağlayıp bastırmalıydı.

 Mirzabeyoğlu hukuksuzluğunda, “Tamam mı devam mı… 

 Tayyip Erdoğan’lı günlerin hukuktaki hukuk dışı çarpık uygulamalara yine adli yargıyla birlikte hükümet, “Balyozlarda” yargılamanın yenilenmesi yoluyla bir düzenlemeye girişti. Bu durumda Adliye Bakanı, vicdanını razı kılabilir mi, Mirzabeyoğlu hukuksuzluğu, geçmişten geleceğe bir hatıra olarak olduğu gibi muhafaza edile,

 Hem de muhafazakarlık adına… 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle