--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kafa, kol ve bacak borsası…

Atilla Özdür
Atilla Özdür
6

İstanbul Borsası, dünyanın sayılı borsaları arasında iyi kötü, kendi isminden bahsettiriyor. Londra Borsası, emtia borsası, Tokyo ve New York borsaları, siyaset-siyasetçi borsası, fuhşiyat borsası, pamuk ve fındık borsaları gibi borsalar, renk renk, boy, boy....

Borsalarda, şirket alım satımı yapılıyor. Ticaret şirketlerinin sicilleri tutuluyor. Şirketler, bütün bilanço varlıklarıyla komple satıldığı gibi, parça payı olarak da talep edene devredilebiliyor..

Şirketler, üretim faktörleri de dahil olmak şartıyla, muhammen veya cari değerleri üzerinden kiralanabilmeli. Onlar da yapılıyor ..

Üretim faktörü denildiğinde hemencecik sermaye anlaşılmalı. Ödenmiş sermayenin yanında, üretimde kullanılan emek faktörüyle birlikte ara mallar ve ham maddeler gelmeli. Üretim faktörü olarak patronlar da çalışan işçileriyle birlikte, çalışıyorlarsa, bunlar şeddeli faktör oluyorlar…

¥

Eğlence sektöründe çalışan emekçi faktörlerin alım satım ve kiralama ve şirketlerin tüzel kişilik çalışma izin ve ruhsat belgelerinin devir işlemleri özellikle iş yerlerinde yapılıyor. Bunlar için borsalara ve avukatlara gitmenin pek anlamı bulunmuyor. Meyhane ve kerhanelerle profesyonel kulüpler, emek faktörleriyle ilgili alış veriş, trampa veya kiralama işlerini kendi kurallarına göre kendileri düzenliyorlar. Sadece spor sektöründeki hareketler resmi tasdik istiyor, galiba… 

Dünyanın başka topraklarında bu işler nasıl yapılıyor? Bu mesele, burada bizi ilgilendirmiyor. 

Mesela geçen ay, Suud diyarında geleceğin krallığına hazırlanan köle sahiplerinden birisi, milyar dolar ödeyerek dünya futbol borsasından bir şirket satın almıştı. Zaten Arap’ın haram parası olan petrol gelirleri, Batıdaki sahipleri tarafından anasının urganını satan futbol dünyasında kaynatılıp uçurulmuyor mu?..

Futbol cambazları Arapları kazıklıyor, petrol paralarını kapıp götürüyormuş, bize ne?...

Bu satış, üzerinde işlem yapılan ticari futbol şirketinin bilançosunda yer alan sabit varlıkları, canlı ve cansız üretim faktörlerinin, hukuki haklarıyla birlikte mülkiyet devri biçiminde olmuşsa, demek ki; üretim faktörü olarak fabrika işçileri de, futbol işçileri gibi, bundan böyle parça başı kiralanma yanında çıplak mülkiyetleriyle de satılabilecek..

Aynen, köle alım satım işlemleri gibi..

Şimdiye dek sürdürülen örtülü kölelik, bundan böyle uluslararası piyasada da resmen tescillenmiş olacak…

Bunlar da elbet bizi ilgilendirmez..

İlgilendirmez amma, bunların ve şirketlerinin vergiden hemen hemen tama varan muafiyetleri, bizi feci şekilde acıtıyor…

Bizim politika borsamızda mebusların toptan alınıp satılmasına yahut kısa dönemli kiralanmasına ne diyeceğiz? 

¥

Fuhuş borsasında şirketler tüm varlıklarıyla birlikte toptan alış veriş yapabiliyorlar. Ayrıca, yukarıda da belirttiğimiz gibi, şirketler arasında mal değiş tokuşu ya da kiralama işlemleri mümkün. Bu arada; devletin, vergi usul kanununa aykırılığı tesbit edilen bu âlemin şirketlerine el koyma hak ve yetkisi bile var. Unutmayalım..

Edirne kerhanelerinden birisiydi, gelir vergilerini ödemeyince devlete borçları epeyi yükselmiş. Devlet de ne yapsın, son çare olarak, kanun yoluna başvurmak zorunda kalmıştı.

Vergi Usul Kanunu gereğince devlet, icra yoluyla bu kerhaneyi, içindeki üretim faktörleri olan fuhşiyat işçileriyle birlikte Hazine mülkiyetine aktarıp, basın ilanlarıyla satışa çıkarmıştı. Alıcısı çıkınca sattı da… İşçileri bakımından tek değişiklik, pezevenkleri üzerinde oldu. Yenileşti, değişti. Kemal gitti, Cemal geldi.

Mal muhasebesine tabi tutulmaya devam...

Haydi, spor şirketlerini anladık. Amaç para kazanmak. Tavuk çiftlikleri de para kazanmak için kurulup işletilir. İki günde üç yumurta istihsali, yatırılan sermayede verim artışı sağlıyorsa, ufacık kapalı menfezde uykusu da haram edilen tavuktan, niye fıtratın hilafına günde çift yumurta alınmasındı?.

Tavuk dediğin özne, alt tarafı bir hayvan. Amma futbolcu dediğin kişi de, eğer bir insan ise, yükleme haddini aşan arabanın çürümesi gibi, sağlık sıhhat yönünden doğal ve hukuki kapasitesi haftada bir oynatmak iken, sen bunun tahammül haddini aştırırsan, o da çürüyüp çökecek?..

Kimin aklıyla oldu bey biraderim, cennet bedel ülkemizi haramistana çevirmek?.. 

¥

Eski Müslüman, bedenen çok çalışır ve yorulurdu. Pehlivanı da bir kuzuyu bitirerek yorgunluğunu eritirmiş. Günümüzün yorgun adamı, eritmede kuzu yerine kimyevilerle kirletilen tahıl kullanıyor. Tatlısı da nişasta şekeri..

Bu şekerle şişirip çürütülen obezin tedavisine ilaç satan, yine aynı adam. Memleketimizdeki goygoycuları da reklamcılar. Moda ve basın alemi de, hep birlikte yangına körük..

Yeni Müslüman, yorulmadan yorgunluk hissediyor. Dinlenmek için rahatlamayı konforda arıyor. Yürümüyor ve arabadan inmiyor..

Netice-i kelam, siyasi partiler eko-politik birer ticari kuruluş olduklarından, onlar da kendilerini borsalara kota ettirdiler. Daha fazla kazanmanın yolunu, kira hukukunda yeni bir kapı aramakta buldular..

Politika şirketleri, seçmenlerine saygısızlık ederek emanet mebuslarını başkalarına muvakkaten kiraya verecekler, verdiler de..     

Bizim borçlar hukukumuzda yenilerde ortaya çıkan ve biraz da adam olana, “utanç verici” bir tuhaflık var..

Mebusların muvakkaten kiraya verilebilmesi..

Mal sahipleri de hep, “Atatürk’ün askerleri” arasında görülüyor!…

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

"Alkan" adlı yorumcuya.

4 Haziran 2020 23:52

Babacan önce kendisine kimin "Türkiye' de bir daha seçim olmayabilir" dediğini çıkıp açıklasın eğer mert biriyse. Aklını ozanını kaybetmemiş hiç kimsenin böyle absürd bir şey söyleyebileceğine biz inanmıyoruz ve bi tarafindan uydurduğunu düşünüyoruz da, velev ki biri söylemiş olsun, bunu söyleyeni ifşa etmeli ki eğer makamına mevkisine güvenerek böyle asılsız ve buram buram fitne kokan bir bühtanda bulunmayı kendisine hak görmüşse, biz de o kişi hakkında yasal işlem başlatılması için mahkemeye başvurmayı kendimizde hak olarak görürüz.

"Alkan" adlı yorumcuya.

4 Haziran 2020 23:44

Önce oku. Siyasi Partiler Kanunu der ki: "Siyasî partilerin seçimlere katılabilmesi için illerin en az yarısında oy verme gününden en az altı ay evvel teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olması veya Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunması şarttır." Eee, ortada seçim meçim diye bir şey yok. Kim kimin seçime girmesini engelliyormuş? 2023'e kadar da seçim olmayacak. Seçimlere girmesini 4 gözle beklediğin o particikler de 2 yıl içinde bi zahmet illerin yarısında örgütleniversinler. Ama olur mu, genel verici bir partiden 20'şer milletvekilini geçici süreliğine alıp TBMM'de grup kurmak ve seçime girmeye hak kazanmak daha kolay, di mi? Seçim söylentisini de siz çıkarıyorsunuz, bu yalanın üstüne birilerinin başka birilerinin seçime girmesine engel olmaya çalıştığı söylentisini de. Yani katmerli yalan. Bu vicdan körlüğünüz, nefretiniz, yalanlarınız ve iftiralarınız size fayda sağlamadığı gibi bu güzel ülkenin yoluna taş koymaktan da başka bir anlam taşımıyor. Okudun, kanun hükmü yeni ihdas edilmiş değil. O zaman önce kim arkasından dolanıp kanunu delme girişiminde bulunmuş oluyor? Utanmadan bi de ahlaktan bahsetme.

kitap okumamak büyük bir eksikliktir:

4 Haziran 2020 11:50

Onu boşver de abi, kaçakvillalıyılmaz, atatürk1981-two kitabını ne zaman çıkaracak ki markete? Piyasalar bekliyor ısrarlan. Cilt kapağını keresteden yapsın bu sefer ki, daha dayanıklı olsun, hem de değerlendirmiş olsun inşaat artığı malzemeyi. Yalnız keskin köşelerini yuvarlatsın da aman, okurken kesmesin ellerini öküz okuyucunun.

Alkan

4 Haziran 2020 09:25

Yüzde on barajıyla milyonların oyu ile millet vekili olanla kiraya verilen milletvekilleri arasında pekde bir fark yok birileri tuzak kurarak birilerinin seçime girmesini engelleme pilavı nekadar ahlaki ise birilerinizden karşıtarafın tuzagını boşa çıkarmak için kiralık millet vekili vermesi o dere ahlaki sayılır benim oyumla benim düşüncemi temsil etmeyenlerin Baran hilesi ile benim adıma ahkam kesmesinide sen birdahaki yazında değerlendir

Mustafa

4 Haziran 2020 08:37

Dua Dua mümine ve mümin olmak için gayret edene edilir. Türkiyede Onbinler  Allah subhanehu ve teala ve Rasulullah sav me küfrediyor. Küfredenlere  dua eden hocalar, Bu âyetleri hiç mi okumadınız. 9/84 - Ve onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler. 9/113 - Ne peygambere, ne iman edenlere akraba bile olsalar cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra müşriklere istiğfar etmek yoktur Tevbe (Berâe) Sûresi / 84.Onların ölenlerinin hiçbirinin cenazesinde namaz kılma, (defin, ziyaret ve okumak için) kabrinin başında durma! Çünkü onlar Allah’a ve Resûlü’ne karşı (imanda samimi olmayıp) küfre saptılar, fâsık olarak (ilâhî emirlerden sapmış halde) öldüler. Âyet-i kerîmede belirtildiği üzere onlardan maksat; gerek müşriklerden gerek müslüman gözüküp de Allah ve Resûlü’nün emirlerine samimi inanmayan ve onları kabullenmeyenlerden gerekse İslâm’a ve müslümanca yaşamak isteyenlere düşmanlık yapan münâfıklardır.3 İşte bundan dolayı kâfir grubunun hiçbirine namaz kılınmaz, dua ve rahmet okunmaz.

Mal sahipleri de hep, “Atatürk’ün askerleri” arasında görülüyor!…

4 Haziran 2020 05:58

Yeni dönem atatürkün aserleri: tavukoğlu, babacanoğlu, güloğlu, şeneroğlu, bekaroğlu vs..

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle