İSDO...
İDO, bu arzu, istek ve ihtiyacın o dönemde doğurduğu pek de güzel ve faideli bir işletme oldu...
Belediye bu amaçla su üzerinde hızla uçabilen orta boy deniz otobüsleri almış ve işbirlikçi sanayi kapitalizmince köreltilmiş iskelelerin arasında yeni baştan yolcu nakliyesi için bunları servise koymuştu...
İstanbul’da deniz üzerinden yolcu nakliyesinin hem halk hem de bütçeler yönünden faydaları görülünce, bu hizmetin bütün Marmara kıyılarına yayılması düşünüldü...
İstanbul’dan Yalova-Bandırma ve adalara hem insan hem de otobüs, kamyon, traktör, 42’lik havan topları, tank, bisiklet, motosiklet, uzun ve kısa menzilli füze bataryaları ve buna benzer her türlü sulh ve sükün araç ve gereç nakliyesi; ucuzluğu bir yana güvenilirliğiyle birlikte düşünüldüğünde, Reaganistlerle Özalistler de bu işe merak sardılar...
Neticede nasıl olduysa oldu, hem de özel sektörcü belediye tarafından oluşturulan mülkiyeti kamuya ait altın yumurtlayan bu tavuk, özelleştirmecilikte Bedrettin Dalan’lardan fersah fersah ileride olduğunu sonradan öğrendiğimiz halkçı Kadir Topbaş’ların kararlarıyla, mülkiyeti İstanbullunun elinden alınarak özel sektöre teslim ediliverdi...
*
Şimdi İstanbul Belediye Reisi muhafazakar demokrat Kadir Topbaş, kamuyu küçültme sevdasının belediyenin mülkiyet envanterinde oluşturduğu boşluğu doldurmanın muhtemelen seçim yolunda önüne döşenecek tüm engellerin temizlenmesinde etkili olabileceğini düşünmüş olacak ki, alacağı manevra kabiliyeti yüksek on adet yeni vapurla, denizlere açılmaya karar vermiş...
Yarın onları da özelleştirme sepetine koyarak satarsa!..
Ya bu projesiyle Topbaş’a güvenini şimdiden garantileyecek İstanbulluyu yarınki günlerde emperyalizmin işbirlikçi timsahları doymak bilmez iştah ile, hep yaptıkları gibi, midelerine indiriverirlerse!..
*
Kadir Topbaş, kamu denizciliğindeki sonunu nereye vardıracağı belli olmayan armatörlük kararını toplumsal mutabakat biçiminde ve anayasa formuna sadık kalarak halk ile birlikte vermeli. Küffarcada “İrrevocable” biçiminde ifade edilen “caymamacasına, vazgeçmemecesine, değiştirmeme ” ön şartıyle...
Belediye hizmetlerinde katılımcı yönetim, nakil vasıtaları için iç açıcı renk tesbitini göstermelik türünden, halkın reyine sunmak demek olmamalı...
Her neyse, neticeye gelelim,
Önümüzdeki seçim günü kime rey vereceğimizi henüz belirlemiş değiliz. Eğer Kadir Topbaş’a verir isek, deniz üzerinde on vapurluk yeni bir hizmet ağı kurma projesi değil, Mustafa Sarıgül’ün kendisine salladığı şu çarpık sualin en büyük etken olacağını peşinen belirtelim...
“Sen” diyor “Mustafa Sarıgül, on yıldır belediye başkanlığı yapıyorsun. İstanbul’un susuzluğuna çare için kaç baraj yaptın”...
Be hey Sarıgül, bu sallaman, önümüzdeki seçimlerde senin politik kefenin olacaktır, hiç şüphe etmeye...


