--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnsani gelişme endeksi ve kıyamet…

Atilla Özdür
Atilla Özdür
8

Endeks, iki olgu arasında zaman içinde meydana gelen farklılaşma anlamına geliyor, ya da biz böyle düşünüyoruz…

İktidar ile muhalefet arasında zaman zaman nezaket kurallarını ihlal edici tartışmalar meydana gelebiliyor. Bu tartışmaların ekseriya gelişme endeksleri içinde yer aldığı ve arzu edilmeyen sayı ve oranlar üzerinde yapıldığı görülüyor.   Aslına bakacak olursak, bunların her biri birer kuru şamatadır.

Politikacılar emaneti üstlendiklerinde gerçekleştirebildikleri iktisadi büyüme sayıları, hele hele bunların geçmişe nisbet başarıları da varsa, kendilerini seçmenlerine ibra ettirebilme amacıyla bu sayıları kıvançla öne sürüp ortaya seriyorlar. Zira bunlar, başarılarının elle tutulup gözle görülen delilleridir…

Başarılı iktisadi büyüme sayıları politikacının başarı göstergesi olup, insani gelişme endeksinde erişilen başarının da sadece araçlarından birisidir. Dolayısıyla, seçmenine hesap veren politikacı, göğsünü gere gere iktisadi büyüme rakamlarında sergicilik yaparken, insani gelişmeye gelince sessiz kalmayı tercih eder...

Çünkü iktisadi kalkınma ve zenginleşmede başarı delili olarak gösterilen değerler, umumiyetle çevreyle ilgili olup, ferdi ölçekte kişilerin hayati problemleriyle doğrudan ilişkisi olmayabiliyor…

Fert başına düşen gelir artışlarıyla ifade edilen iktisadi büyüme sayılarının, insani gelişme endeksi için sadece bir araç olduğunu yukarıda söyledik. Okuma yazma oranının yüzde yüzlere çıkarılmış olması, hiçbir şekilde bilgi ve eğitimde bir önceki yıllara nispet daha ileri boyutlara eriştirildiği anlamını vermez…

Mesela, ortaokul diplomasına sahip olamamış kimsenin hemen hemen kalmadığı günümüzde, lise mezunlarının iki satırlık dilekçe yazma kabiliyetinden yoksunluğu, insani gelişme merdiveninin daha henüz ilk basamağını dahi atlayamadığımızın göstergesini oluşturur.…

İsterseniz ikinci basamağa da bir bakalım…

İkinci Dünya Harbinin dünya ekonomisinde meydana getirdiği ağır yıkım sonrasında ABD’nin öncülüğünde başlatılan Keynesgil ekonomi modeli denilen, tüketime dayalı açık hesap sistemiyle, Batı dünyası başta olmak üzere cihan devletleri, Türkiye’de dâhil, toparlanmaya başladılar.

Servet toplama ihtirasını kıyametle sona erdireceği kesin ilahlık iddiasındaki bilim, yıllardır yapılan büyük harcamalara rağmen, hâlâ sırrı çözülemeyen hastalık türleri karşısında sessiz ve hareketsiz…

İşte tam da bu kertede Dr. Ali Akben, iman esasları arasında yer alan bir başka alanı, belki de inat olarak, karşıtlarının kafalarına tokmaklıyor…

“Tipik sara nöbeti gibi seyretmeyen ve farklı nöbetlerle hekimlerin tedavi protokollerine direnen ve tetkik vasıtalarında herhangi bir bulgu vermeyen hastalar var.

Bu hastalar, hekimlerden bekledikleri faydayı göremeyince toplumda hoca, medyum, cinci, falcı, ocak gibi isimlerle anılan ve tedavi yetkisi olmayan hekim dışı kişilerden medet ummaya başlıyor…

Genellikle cahil cesareti mantığı ile sunulan çoğunlukla mantık dışı sözde tedavilerden hastalarımızın bir kısmının mağduriyeti ile ilgili sayısız örnekler var…

Sorunlarını çözememiş, iki arada bir derede kalan bu hastalara biz hekimlerin sunacağı bazı alternatifler olmalıdır...”

“Beynelmilel kabul görmüş yöntemlerin aydınlatamadığı nadir hastalıklarda alternatif bazı uygulamalar sonuç veriyorsa ve bu hastalar bu yöntemlerle tedavi olup karşımıza iyileşmiş bir kişi olarak gelebiliyorsa, bu durumda hekimlik hassasiyeti ve şüpheciliği ile bunun sebep sonuç ilişkilerini irdelememiz gerekir kanaatindeyim…” diyerek, CİN HASTANESİNİ, gündeme getiriyor…

 •

 Şunu demek istiyoruz…

 İktisadi büyüme hangi seviyeye gelmiş olursa olsun, insani gelişme endeksi hangi okyanuslarda kulaç atarsa atsın, sonunda kıyametle noktalanıyor…

HAMİŞ:

Bu kabilden kaynağı meçhul rahatsızlığımdan ötürü on yıl oluyor, beni iki ay misafir ettiği İstanbul Eğitim Hastanesinde Allah’ın izniyle sıhhatime kavuşturan Uz. Doktor Ahmet Haksever Hocamıza bu vesileyle saygı ve teşekkürlerimi sunarım… 

 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

mhmt

2 Kasım 2019 13:19

Cin gerçeği var. Bazı insanlar bundan dolayı rahatsız olabiliyor. Yıllar önce şahit olduğum bir vaka var. Çocuk hasta ve sürekli sara nöbetleri geçiriyordu. Babasını tanırım. Aile ziyaretleri yapardık. Tayini çıkınca görüşemez olduk. Çocuğu sara hastası sanarak sara tedavisi uygulanıyor ve çare olmuyordu. Bir gün hastane de çocuğu hasta olan bir adam bu çocuğun tedavisi tıbbi değil, çocuğu bana getirin diyerek adres vererek gider. Tabi çocuğu da iyileştiği için adamla bir daha görüşemezler. Arkadaşım çok düşünür ve en sonunda o adama gitmeye karar verir. Çocuğu ben bizzat ailecek götürdüm. Adamın faydalı olacağına inancın yoktu. Adam kendi çocuğunu kullanarak arkadaşımın çocuğunu bir ay boyunca uğraşarak tedavi edebileceğini söyledi. Ben o günden sonra çocuğu görmedim. Ama çocuk iyileşmiş okulunu bitirdi ve hatta evlendi. Düğününe bende gittim ve genci sapasağlam gördüm. Çocukta eskiden görülen sara emarelerinin hiçbiri görülmüyor ve çokta sağlıklıymış. Sayın hocam bu saha gerçekten çok önemli. Bir an önce buna bilimsel yaklaşılarak çözüm bulunmalı ki bundan nemalananların önüne geçilsin. Bir çok kişinin sömürülmesi, aldatılması, kandırılmasına izin verilmesin. Sahtekarların önü kesilsin. Meydanı boş bıraktıkça hem sahtekarlar çoğalıyor, hem din istismar ediliyor, hem de bir çok tıbbi olmayan hastalar iyileşemiyor. Biyoenerji, akupunktur, cinlerin yakılması türünde tedaviler yeri geldiğinde kullanılabilmelidir. Tabi ki uzmanları tarafından bunlar yapılabilmelidir. Yoksa çok suistimale yol açılır. Değindiğiniz konu çok acil olup gecikilince bir çok hastamızın tedavisi içinde boşa kürek çekmeye yol açılıyor. İnşallah bu tür hastalar için bir an önce çözüm bulunulur.

BARIŞ

31 Ekim 2019 20:20

Hocam insani yaşam endeksi nasıl iyileşecek? İmam hatiplerle mi? Yoksa 7 bakanlık kadar bütçesi olan Diyanet İşleri ile mi? Samimi cevap alabilir miyim?

Ünal

31 Ekim 2019 18:27

Yani islam coğrafyasındaki islam öncesi yaşayan puta aya yıldıza güneşe tapan milletler kıyamet günü ne olarak kabul görecekler ALLAHA inanan milletler mi yoksa inanmayan milletler mi olarak

Ünal

31 Ekim 2019 18:19

Benim merak ettiğim ve alim hocaların cevaplamasini istediğim soru su tek TANRI inancı tevratla zeburla gelmişken Tek ALLAHA tevratin anlatmasina rağmen inanmayan milletler toplumlar kavimler kıyamet günü hangi sıfatla yargılanacaklar imanli mi yoksa imansizmi diye yargılanacaklar cunki Zebur ve tevrata rağmen insanligin çok ama çok buyuk kısmı ALLAHA inanmiyordu

Mustafa

31 Ekim 2019 14:33

CELALETTİN RUMİ NİN MESNEVİsini okuyun , Ahmet Faruki serhendiyi okuyun tarikata gidin var varmı.. Sen anlamazsın varmı. Madem anlaşılmayacak kuran imanın kullanma kılavuzu meal okuyun anlayın. Anlaşılmıyan kitaptan, nasıl sorumlu tutuluruz.

Mustafa

31 Ekim 2019 14:29

Biz bu Kitap’ta, herhangi bir şeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. (En’am, 38) Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye. (En’am, 65) İyice araştırıp kavrayan bir topluluk için ayetleri biz tam bir biçimde ayrıntılı kıldık. (En’am, 98) Ayetleri bu şekilde, çeşitli başlıklarla veriyoruz ki, “Sen ders aldın!” desinler, biz de ilimden nasiplenen bir toplum için onu iyice açıklayalım. (En’am, 105) Allah size Kitap’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? (En’am, 114) Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da ayrıntılı olarak açıklanmış bir Kitaptır. (Hud, 1) Sana bu Kitap’ı indirdik ki her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun. (Nahl, 89) Yemin olsun, biz bu Kur’an’da, insanlar için her örnekten nicelerini sıraladık. Ama insanların çoğu inkârdan başka bir şeyde diretmediler. (İsra, 89) Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/layık olamaz da. Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur’an’dan başka şey değildir. (Yasin, 69) Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler. (Sâd, 29) Kamer suresi 17_22_32_ve 40 Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var.

doktor

31 Ekim 2019 05:34

Bi de mehmet remzi sakarya vardı âbi, o n' oldu be?

Tata Tonga

31 Ekim 2019 04:24

... cin hastahanesi! Yakın bir akrabam vardı. Cincilik yapıyordu... üçkağıtçının, dolandırıcımın tekiydi. Milletin karısına sarkardı. Öldü... çocuklarından birisi imam dört dörtlük bir insan birisi de fuhşa battı... dünya bu... kardeşlerden birisi Habil olur diğeri Kabil! Cincilik Kuran'ı Kerim tarafından da yasaklanmıştır! İslamcılar islamı biliyorlar mı? Yahu bunlara bakınca Almanlar daha müslüman diyeceğim!

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle