--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İftar üzerine tuhaflıklar…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Çocukluğumun erken kırklı yıllarında bir tek Ankara radyosu vardı. Devlet adına milleti çevreden haberdar ederdi. 1648 kilosaykıl’dan uzun dalgayı ayarladığınızda Ankara radyosu çıkardı, Bayram ile ramazanlarda kültür ve sanat dallarında isim yapmış “rejimdaşlar” üç-dört gün boyunca mikrofon ellerinde, eskinin bayramlarından hatırlayabildikleri tatlı hatıralarına çenebazlık ederdiler…

Bu yıllarda devlet radyosundan halka, kamuya o dönemin açık iftar sofralarıyla ilgili bilgi döküldüğünü hatırlamasam da, anlattıklarına göre, Osmanlı devrinde tanınmış varsıllar ve bürokrasi paşaları konak kapılarını halka açar ve iftarı takiben misafirlerine, sosyal konumlarıyla münasip birer de kesecik dağıtırlarmış…

Diş kirası olarak…

Cumhuriyet’in çok partili döneminde rejimin hukuksuz demokrasisi yavaştan yavaşa su koymaya başlar.  Geçenlerde bir kumpas.  İTÜ çöplüğünü Atatürk resimleriyle doldurmuş. Kumpasın, kendi  şeytanlığına  örnek aldığı  Cumhuriyet  heykellerini çamurlama kahpeliği birbiri ardınca değişik bölgelerde  piyasaya sürülürdü…

Her neyse, Baki olan bir Allah idi. Bu itibarla elbette ki, Cumhuriyet rejiminin çok partili döneminde hayat bulan hukuksuz demokrasisi de yavaştan yavaşa su koymaya başlayacaktı. Nitekim başladı da…

Resmi devairin iftarlarını politik ortamın müsaadesi nispetinde, sivil şirketler, kamu müesseseleri, dernekler, gelir vergisine tabi olanlar ve olmayanlarla siyasi partiler, iftarcılıkta birbirleriyle çılgıncasına yarışır oldular…

Aniden hazırlıksız gelen serbestlik geliştiği nispette, iftar ritüelleri de asli ve özel niteliğinden kaymaya başladı. Sofraların ziyafete dönüşmesi üzerine hakkında konuşmalar, yorumlar ve değerlendirmeler, dinli dinsiz, her her ağızdan dökülmeye başladı…

İftar festivalleri  o kadar genişleyip yayıldı ki, Feto, daha henüz sahte mazlumiyetinden sıyrılmadığı hazırlık döneminde, abdestli abdestsiz, gusullü gusulsüz olup zahiren mümin veya kafir görünümlü dişilerle erkeklerin davet edildikleri beşyıldızlı otel salonlarında, Kur’an-ı Kerim tilavetinin gölgesinde coca cola kadehleriyle oruçlar açılır ve açtırılır oldu…

Yüce Mevlamızın bir mucizesi olsa gerek, acemi sünnetçinin çocuğu kökten usturalaması gibi, laiklik de en büyük tahribatını,  dindarlıkta kendi acemi koruyucularından gördü…

Akit gazetemizin tertip ettiği ananevi iftar toplantısına katıldım. Bu iftarlar, yıllardır ayni gazetede yazıp çiziyor  olmamıza rağmen dostlarımızla görüşüp sohbetleşmemeye mahkum yaşıyoruz. Dolayısıyle bu iftarlar bir anlık bile olsa, bizlere birbirlerimizle kucaklaşma imkanını veriyordu…

Bir kez de, Belediyesinin Yenikapı tesislerindeki davetiyeli iftarında sofraya oturdum. Amacım, havayı görüp koklamak idi…

İyi de yapmışım…

Öğrendiğimize göre, ya laiklik karşıtlığı suçlamasına muhatap olmamak veya kamu kaynaklarının israfçısı durumuna düşmemek için Belediye, kendi adına iftar tertip etmiyormuş. Kadro kapasitesini aşıp kendi adına personel istihdam etmemesi edememesi gibi Belediye, bu iftarlarını da ortağı olduğu ticari şirketleri (BİT) üzerinden tertip ediyor…

İsraf ve günah, şirketlerin üzerine…

Masaları dolduran ve kişi başına yüz lirayı çok aşacağı kesin üç bin kişi için sergilenen iftarlıklar ki, bunlar da çoğunlukla el sürülmeden doğru posta çöplüğe. Bir de bunun aylık muhasebesini tutun!..

Tek başıma benim utanıp sıkılarak üzülmemin bir kıymet ifade etmediğini ve etmiyeceğini biliyorum. Yalnız şurasını da samimiyetle belirtmek isterim…

Ziyafetin gustoları siyaseten tebrike değer üstün bir ustalık sergilemişler…

Sofralarda, marka isim olarak coca cola ibaresine rastlamadım. Ayni şirketin müstearları kaplamıştı masaları…

Önümüz seçim ya…

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle