HUTBE
Partisi, dini, dili, kesesi ve, işi gücüyle giyim kuşamı ve ünvanı beni ilgilendirmez. Önemi de yok. Sıradan benim gibi bir vatandaş, “demokrasilerde hayat sürme” hakkındaki genel kabulünü, görüş ve yorumunu şöyle ifade etmişler :
“Bu ülkede inanç sahiplerinin inançlarını dile getirme hakkı vardır. Ancak bunu dile getirirken birilerinin yaşam tarzı üzerinden nefret dilini kullanarak, düşman yaratarak bunu yapmamaları gerekir. İçinden geçmekte olduğumuz bugünlerde en son ihtiyaç duyacağımız şey birilerini ötekileştirerek, düşmanlaştırarak toplumu bölmektir”
Mebus, Fait Öztrak, böyle söylemiş. Cemiyet hayatını böyle yorumlamış. Doğruluğu yanlışlığı kendisinindir, bizi ilgilendirmez..
¥
Nitekim, yine sıradan bir vatandaş, eğer İslam dinine inanmış ve Müslümanlığı da kabullenmişse,. Dinin Sahibi Allah-u Azimüşşan’ın emir ve yasakları arasında yer alan kafa buldurucu içkiyi içmeyeceği gibi, içene de yakınlık göstermez. Gösterenlerle cebri bir kaçınılmazlık zorunluluğu yoksa eğer, “günaydın”dan öte canciğervari nitelikte bir sosyal hukuk ilişkisine pek yanaşmaz..
Aniden patlayıveren bir doğal felaket halleri müstesna. Tabii..
“ Yakınlık göstermekten”, muradımıza gelelim..
Haram kokan işlerinde yardımcılık ve ortaklık yapmamak. “Merhaba, Kolay gelsin” temennisinden ötelere pek uzanmamak. Eğer çorbacı ise, gerçek tavuk suyunu kullanacağı yerde, çorbasına koku verici “tavuk suyu haplarını’ kullanan bir günahkar ise, niye parasını yedirsindi o sahtekara, gibi ?..
Zira, Allah’ın yasakları arasında buna benzer sahtekarlık ve aldatmacalıkların sayısı ve nicelikleri belirsizdir..
Müslümanlar, inkar etmedikçe dinden imandan çıkmıyor.. Bir halt ettikleri takdirde mesela, bir kadeh devirmenin karşılığını ötede azap olacağını bilir ve gerisinin de Allah’ın mağfiretine kalacağına inanır.. Burada ise, suç işleyenin beklediği siyaseten af olarak koşup gelendir, bilinmez...
¥
Allah Azimüşşan Hazretleri, geçimini temin için meslek seçiminde kulunu serbest bırakmış. Ayni serbestlik, insan hakları temelindeki demokrasilerde de mevcut. Mesela bizim Cumhuriyette olduğu gibi..
İslam dini, çorbacıya giden Müslümanları gözlerini açıp, dikkatli olmaya çağırırken, üzerine yasaklama konulan eylemlerden de, kesinlikle kaçınmayı emrediyor. Bunlar da misal olarak, yalancı şahitlik yapmak, içki içmek ve içirmek, darlık ve kıtlık rantlarından haksız servet edinmek, insan öldürmek, ibnelik yapmak ve bu işe yaklaşmak, nikansız çiftleşmek denilen zinaya yönelmek, vs,vs..
Bunlar hep günah, kaçınmak ise ibadet…
Kısacası, kendi bedeninin yanında beşeri ve fiziki çevre değerlerine zarar verici eylemlere de kalkışmamak..
Mal, her ne kadar sahibinin olursa olsun,malı gibi gördüğü bedeni üzerinde istediği biçimde tasarrufta bulunmamak..
Sadece bedeni üzerinde mi ?
Yok öyle demokratik hak ve hukuk yağması. Eskinin mahalle bakkalı sattığı şarabın şişesini kağıda sararak müşterisine verirdi.
Kabacası, laik demokrasilerde ibnelik ve fahişelik kamu kontrolünde her ne kadar meşru bir çeşni tercihi veya geçimlik meslek ise de, çevre sağlığıyla toplumun ahlaki ve fiziki yapısına da, o denli zararlıdır..
Nesli tüketir ve bozar. Hele hele sigara..
Halen haşır neşir olduğumuz iktisadi ve sosyal şartlar altında yaşamaya zorlanan kişi, kim olursa olsun, paşaymış vekilmiş, sigara içmek, Türkiye’de, bir anlamda, vatana ihanet..
Nerede HUTBENİN vatandaşlar arasında ötekileştirici kin ve intikam fitilliği ?..
¥
Bursa’daki bahçemiz için bir bekçiye ihtiyaç duyunca kalkıp Karacabey Harasına gitmiştik. Yenilerde doğmuş dişi bir kangal yavrusu verdiler. Buna arkadaş olarak bir de erkek yavru istediysek de, mevcut olan erkek yavrunun, verdikleri dişi yavru ile ana baba bir ayni batın kardeşi olduğu gerekçesiyle satmadılar..
Nesil emniyeti kaybolur ve doğacak yavruların ırki karakter yapıları da bozulurmuş..
¥
“Atatürkün askerleri” etiketiyle ideolojik gösterilerde sahne alanların, günümüzde “Lut Kavminin çocukları” hüviyetiyle sokaklarda poz vermeleri ;
Cehaletten midir hıyanetten mi ?


