--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hukuk...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Hukuk, hayatın bütün alanını ilgilendiren bir dal. İnsanların kendi arasındaki emek sermaye, karı-koca ve çarşı-pazar ilişkilerinden tutun, devletle vatandaşına kadar canlı-cansız tüm varlıklar arasındaki problemlerinin kara kitabı...

Çoğu yerde hukuk ile hak kavramları birbirlerinin yerine kullanılıyor.

Genelde sınıflı toplumlarda hukuk ile kanun denilen kuralların kaynağı ve dayanağı devlet olduğundan, devletin çekilip çevrilmesi anlamındaki yönetim biçiminin hukuka uygun olup olmadığı konusunun da yönetilenlerce yeterince bilinmesi gerekir...

Misal olarak son günlerin ateşli gündeminde baş sırayı alan Soma Faciasına gelelim...

Soma’nın göbek nahiyesinde emek sermaye hukuku yer alıyor. Bunun yanında devlet vatandaş ilişkileri aynı ölçüde ve aynı değerde... Soma topraklarına işlenerek maddi değeri yükseltilen kömürün mülkiyet ve çarşı-pazar ilişkileri de aynı hukukun denetim ve güvencesi altında bulunuyor...

Hz. Allah’ın, kâinatın kendi tasarrufundaki değerlerinden faydalanma hukukunun, zaman içerisinde hırs ve ihtirasperest kullarınca çiğnenmesi, aslını Allah’ımız bilir ya, muhtemelen şimdilik, 30l kişilik bir can kaybına yol açtı...

Tabii gaybı Allah’ımızın zatı biliyor. Zahirinde acı ve kötü gibi görünen bu kaybın, temennimiz, gelecek için hayırlara vesile olması... Nitekim hükümet, bu amaçla kollarını sıvamış ve Allah’ın hukukunun Türkiyeli kulları için anlaşılması daha kolay basitçe ifadelendiren bir uygulama pratiğine karar kılmış...

Allah hukukunun özel mülkiyete konu edilemezler listesinde yer alan yeraltı kaynaklarından sayılan ateşin, “serveti kamuya yayma” gibisinden çarpıtılmış bir gerekçeyle özel mülkiyete devri esnasında yapılan günahların başını çeken taşeronluk müessesesinin ıslahıyla işe başlanılmış...

Allah hukukunda “kamuya aidiyeti hükme bağlanmış enerji kaynaklarının” özel mülkiyete kiralanması durumunda, kiracının bu kaynakları taşeron denilen üçüncü bir başka kişi veya kişilere devrine bir seri kısıtlama getirilmiş.

Ana kiracıyla taşeronunun eşit işlerde istihdam edilen işçi ücretlerine de farklılık yasağı getirilmiş...   

 “Allah-ü Ekber”i, “Tanrı uludur”la ikameye kalkışan devrin hükümetinin bile kendisi için vicdani bir borç sayınca, ekmek karnelerinde “ağır işçi desteği” verince, Ayasofya sevdasını dilinden düşürmeyen muhafazakâr demokrat politika, söz konusu facianın geçmişten miras utancından olsa gerek, maden işçilerinin, emeklilik sürelerinde niye kısaltmaya gitmesindi... 

¥

Hayatın dört ana unsuru üzerinde özel mülkiyet hakkı tanımak topluma karşı işkence oluşturur. Toprak, su, hava ve ateş, kamunun ortak mülkiyetindedir. Allah’ın bila bedel kullarına lütfettiği suyun, devletin mahalli veya merkezi bütçelerinde gelir kalemi konumuna düşürmekten daha da ağır bir başka işkence düşünebilir misiniz ?...

Allah hukukuna isyanın, ola ki enerji alanındaki şimdilik 301 cana mal olan ilahi mücazatı, nisyan ile malul insan tarafından kolaylıkla tolere edilebilir. Şimdiye de hep öyle olmadı mı ?...

Amma insan bu, hemcinsinin hem kurdu ve hem de katilidir. Üzerindeki amme hakkından tecrit edilmemesi gereken suyun, sözde amme menfaati gerekçesiyle özel mülkiyete konu edilerek, halkın su şirketlerinin insafına terk edilmesi, sanılmasın ki, 301 kişilik katliamdan ibaret küçük bir hasar ve tahribatla af edilebilecek bir hukuk ihlâlidir... 

Yanlış yapan ya da miras olarak intikal eden hukuk ihlâllerini ayniyle koruyup muhafaza eden iktidarın yetkili üyeleri bas bas bağırıyorlar;

“Susuzluk kapıda; tıraş olurken, dişlerinizi temizlerken tasarruflu hareket ediniz”...

Ne de olsa Müslüman değiller mi, hicab duyuyorlar “Abdest suyunu” da tasarruf emrinin şümulüne almaya...  

Yarım litrelik kapitalist suyu elli kuruş idi. Şimdi Modern Harbiye’nin karşı cephesindeki muhafazakâr Fatih’te şişesi 75 kuruş oldu...

Haydin bakalım hocaefendilerimiz, tekke ve tarikat şeyhlerimiz, muhafazakâr toplumumuzun eğriye eğri, doğruya doğrucu muhterem büyüklerimiz, kimselerden korkmadan, utanmadan ve hicab etmeden tepelere doğru haykırınız;

HES karşıtlarına parmak sallamanın Allah’ın hukukunda meşruiyeti var mıdır?..

Bilebildiğimiz kadarıyla Yüce Allah’ımız bile, kul haklarının affı konusunda Zatı’nı yetkili saymıyor. Vergi ve her türden cezaları ise, mükellefin fert fert kamuya toptan borcu...

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle