--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hocalarımıza soralım…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Çocukluk çağını terk günleri diyebileceğimiz “buluğa erme” dönemine adım attığımız sıralarda, eğitim çevresinin etkisiyle doğuştan Müslümanlığımızdan da sıyrılır gibi olmuştuk. Yaşımız otuzları bulunca bu kez kendi irademizi kullanarak yavaştan yavaşa Müslümanlığa yaklaşmaya başladık…
Müslümanlık, şimdi öğrendiğimize göre, İslam’ın şartı olarak kulaktan duyduklarımızla sınırlı değilmiş. Namaz kılmak ve oruç tutmak gibisinden çok bahsedilen şekli ibadetler, dile kolay geldiğinden, İslam’ı bunlarla çerçevelemişler. Meğerleyim, insanoğlunun nefeslenerek yaşadığı süre içindeki tüm hal ve davranışlarının bütününü kaplıyormuş, İslam’ın şartlarından olan ibadetler.
Her ibadedin de kendine has şekil şartları, rükünleri, usulleri var imiş. Haccın, farz bir ibadet olarak kendine özgü birtakım olmazsa olmazları bulunmaktaymış. Mesela bunlardan birisi de, “yol emniyeti’ imiş…
 Bazı turizm şirketleri de bu arada,  içinde yaşadıkları kampanyalı ticaret çağına özgü, Hac ve umre ticareti için yurt çapında büyük bir kampanya hazırlamışlar.
4 Haziran’da başlatacakları bu kampanyalı umre organizasyonuna katılacak olanlara, Miraç gecesini Kudüs’ü Şerif’te geçirmeleri fırsat ve  imkanını sağlayacaklarmış…
Bir insan ne kadar bilip öğrense ve allame de olsa, onca öğrendiklerine rağmen kafası hâlâ boş kalabiliyor. Bendeniz de efendim, Hac veya umre ibadetinde, Kudüs’e uğrayıp Mescid-i Aksa’da şükür secdesi şartının bulunup bulunmadığı konusunda hiçbir bilgimin bulunmadığını yenilerde öğrendim…

Kudüs’ü Şerif, İsrail siyonizminin işgali altında. Oradaki Müslümanlar esaret hayatı yaşıyorlar. Siyonist askerler, Mescid-i Aksa’yı ziyaret amacıyla Kudüs’e gidenlerin, uçkurlarına kadar her tarafını yokluyorlar. Müslüman turistlerin aşağılanmadık, tahkir ve tezyife uğratılmadık ve mahrem bölgelerinin ellenmedik yerleri kalmıyor. Attıkları her adım, içtikleri her yudum su konuştukları her insan, öküzün altında buzağı aranırcasına incelemeye alınıyor…
Siyonist İsrail’in yaptığı bu eşkıyalık, düpedüz yol emniyetini yok etmek değil midir...
Eğer yol emniyeti kalmamışsa, Hac ve umre ibadetlerinin yerine getirilmesi için Müslümanın üzerine yüklenen ibadet yükü sakıt olmaz mı…
Adam hasta ise, yolları eşkıya basmış ise ve de seferi ise, Cuma namazının bunun üzerinden düşmesi gibi, mesela…
Mekke ve Medine’ye ve oradan da Arafat’a ulaşmak için başka yol kalmamışsa, benim boş kafama göre sakıt olur. Yok, eğer başka yol, yordam ve rota var ise, bu ibadetler, haksız rekabete konu teşkil eden bu Kudüs uğrağı aradan çıkarılır ve niyetlenenler o rotaya oturtulur...
Bu söylediklerim sadece benim boş kafamın mantığıdır tabii… Bundan ötürü işin aslını mecrasından öğrenmek ve bilgi dağarcığımızı biraz daha genişletmek amacıyla, öğrenme merakımı hocalarımıza, özellikle de Şevki Yılmaz hocamıza açıyorum.
“Hepsi dahil” şablonunu kullanan turizm şirketleri bu gibi meselelerin ince detaylarına pek kulak asmazlar. Onlar için başta gelen ticari kazancın yüksek olmasıdır. Ben şimdi Umre ibadetine niyetlensem Mescid-i Aksa tarıkıyle gitmeyi Müslümanlığıma yediremem…
Ne işi var elin Siyonist eşkıyasının benin iç donumun uçkuru üzerinde…
Hz. Mevlana adını kullananların “dönen dervişleri” gibi, umre sektöründe de işveren takımı, Kudüs’ü metalaştırarak suyunu çıkarıyor…
Allah, insanı para ile imtihan etmesin…

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle