--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Helal tatil...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Aşkla meşkin helalini haramını biliyoruz, yiyecek içeceğin de ha keza... Fakat tatilin helalinden haramından pek malumatımız yok idi. Mesela, turizmin helali haramı olur mu, olursa nasıl olur...

¥

Bugüne dek pazarın helalciliğini tek boyutlu görüyor ve hayatın Anasır-ı Erbaa denilen dört ana unsurunu tek birim halinde bünyesinde toplamış olarak değerlendiriyorduk. Mesela, şirketin elde ettiği tek bir sertifikayla bütün ürünlerini bununla helalleştirebileceğini sanıyorduk...

Aslında böyle de olmalıdır yani. Eğer şirketçinin kendisi helal adam ise, elinin ürünü olarak tezgahında her ne var ise hepsi helal olmalıdır. Amma, şirketçinin haram adam olması durumunda manzara değişir. Bunun ürünlerinde helallerle haramlar mutlaka birbirlerine karışmıştır... Zemzem’in yanına alkolsüz meşrubatlara da, aynı rafta alıcısını bekletecektir...     

Amma işin aslı öyle değilmiş. Şirketçinin kendi şahsi kişilik sertifikasına bakılmıyormuş. Şirketçideki adamlığın, satışa sunduğu mal ve hizmetler için her hangi bir kıymeti harbiyesi bulunmuyormuş. Bundan ötürü, “piyasanın kendine özgü helallik” düzeninde, perakende pazarlama usulüyle ve sektör bazında olmak üzere ürünlerin temsili isimlerine ayrı ayrı  vuruluyormuş, helal damgası...

Gel velakin bu sistemde işler bir yerlerde karmaşıklaşıyor. Bundan kurtuluş yok. Nesneler ve şeyler, ya da mal ve hizmetler, ister seri üretim usulüyle fabrikalarda, piyasalarda yapılsın, ister hane halkları bunları kendi ihtiyaçları için  evlerinde imal etsinler, bu nesneler, her zaman pik demirden masa sandalya gibisinden tek bir maddeden, madenden veya metalden yapılmış olmuyor. 

Her neyse, biz işimize bakalım. Pazara çıkanlar görürler, çoğu zaman birçok tekil nesnelerden meydana getirilmiş bir alaşım kombinasyonu, kullanılabilir, yenilip içilebilir tek mal ve hizmet adı altında satışa çıkarılıyor...

Mesela hizmet sektöründe satılan tatil  gibi... Veya imalat sektörünün tavuk suyu çorbası, yerli yabancı köftecilerin üç dört kalemden harmanlama paketlenmiş hazır “mönü”leri gibi...

Örnek olarak tatili ele alalım...

Haydi tatile, yaşanılan bir hal gözüyle bakalım. Tatil, eninde sonunda bir mekan ve hava değişiminden ibaret tek kalemlik alınıp satılabilir bir trampa mevzuu olup, helaldir.. Amma bununla entegre alt dallarında eğlence var, deniz ve havuzlar var, kokteyleri ve animasyon hizmetleri var, davulu - zurnası var, orta oyunlarının yanında saksafon eşliğinde tango gösterileri bile var. Daha da ötesinde, Nil kıyılarından ya da Texas’ın white send çöllerinden ithal edilmiş üzerinde güneşlenecek  bembeyaz kum yatakları  var...

Bunlardan birinin bile varlığı, tatilin helalliğine halel getirir mi getirmez mi?.. Haydi bakalım, tutunuz kelin perçeminden!..

Diyelim ki denizlerle havuzlarda kadın erkek ayırımcılığı yaparak tatilin spor faslını helalleştirdin. Dümbüllü’nün orta oyununu seyrettikten sonra tango gösterilerine katılmadın. İyi de, 

Açık büfe israfçılığını nereye koyacaksın.

Sen bir garip .....nesin nene gerek gümüşlü zurna” terkibinde bir deyim vardır, milletçe ve belki de devletçe, bütçemizdeki cari açık belasının yüzde onbeşlik tehlikesinden hepimizi kurtaran Rıza Zarrab’a hep birlikte medyun-u şükranlık hislerimizi arz ederken, diğer taraftan, Texas çöllerinden getirilme bembeyaz kumlarla yaratılmış bir çakma sahil kıyısında güneş banyosu lüksü, Allah-ü Alem, apaçık ve çirkin, çirkinliği kadar da iğrenç bir haram oluşturmaz mı?..

¥

Din ve inanç hürriyeti bir tek namaz ve başörtüsü serbestliği değildir. “Havasın avamı” bilgilendirip helaller ve haramlar konusunda aydınlatmasıyla başlar bu hürriyet... Amma bu aydınlatma ve bilgilendirme faaliyetleri, aynı zamanda bu hocaları, öğreticileri ekonominin tabiatı gereği, piyasa aktörleriyle karşı karşıya getirecektir. Hacılar, hocalar ve hatiplerin sohbet ve hutbelerinde, bilhassa helal turizm otellerinin açık büfeleriyle ilgili lüks ve israf üzerinde verecekleri tafsilatlı bilgiler, GSMH rakamlarında önemli derecede düşmelere yol açacağı için (açmadığında da zaten hiçbir şey öğretilmemiş demektir), kalkınmayı olumsuz etkiledikleri gerekçesiyle imamların ağızlarına hükümetçe kilit vurulur...

Dolayısıyle memleketinin kalkınmasını, muasır medeniyetler seviyesine yükselmesini, halklarının da zengin ve mutlu insanlar haline gelmesini isteyenler, hiç değilse senede bir haftalığına olsun, helaline haramına bakmaksızın, helal sertifikalı otellerde turizmin şifalı serin sularında helalinden kulaç atmalı. Söz konusu vatan olduğunda her yol Roma’ya çıkar. Unutmayalım...

Protestanlaşmanın başkaca yolu var mıdır, bilmiyorum... 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle