Hayırlı Ramazanlar…
Başbakan Tayyip Erdoğan da benim gibi aynı manzaradan müştekiydi…
Yüksek yüksek binalardan…
Bunu seslendirmekten de kaçınmamıştı. İnsanoğlu topraktan geldiğine göre toprağa yakın yaşamalıydı.. İki kat, üç kat, bilemediniz beş-altı kat… Daha yükseği, kibir ve azamet dopingi oluyordu…
Gazetemize baktım, şimdilerde “revaç”ta olma ve “moda” anlamında ‘trend’ kullanılıyor ya, o da dalıvermiş haberlerinde günümüzün trendi olan, emlak dünyasında turlamaya...
Tema İstanbul’un hedefi çok büyük imiş. “Tema” kavramıyla neyin ifade edildiğini bilmesem de, tahminime göre bir site şehir, bir tür hayat tarzı ya da mimari üslup veya şirket ismi. Her neyse, işte bu ‘Tema’da projelendirilen kompartmanların bin tanesi yedi gün içinde satılmış gitmiş… Binaların yerden yüksekliği otuz kata kadar gidiyormuş…
3614 konutun yer aldığı bu Tema Mahallesi ya da her ney iseyse, onunla Türkiye’nin en büyük eğlence parkı, otel ve rezidanslarıyla memleketimizin hem bir ilki gerçekleştirilecek, hem de Türkiye’ye apayrı bir değer katılacakmış…
Mısır’daki Kıpti darbesiyle pek fazla ilgilenmiyorum. Belki bunu duygu zafiyetime vereceksiniz. Amma beri yandan, Büyükçekmece’de vadi, göl ve deniz manzarasına sahip “Günışığı konakları” da şehrin karmaşasından kaçıp kurtulmak isteyenlerin önlenemez tercihi imiş. Bu da beni, zahiri duygusuzluğumda yalnız komuyor…
Demek istiyorum ki; iki buçuk dönümlük parsellere oturtulan konakların her birinin özel yüzme havuzları ve kapalı otoparklarına olan yoğun ilgi ve talep, Mısır’daki Müslüman Mursi’nin darbe ile alaşağı edilerek yerine Hıristiyan birisinin getirilmesini Türkiyeli açısından önemsizleştiriyor...
“Mursi gitmişse bana ne” diyenler, sürüsüne bereket…
“Günışığı Konakları”nda neler yok neler… AVM’ler var. Açık kapalı yüzme havuzları, sağlık sıhhat klinikleri, güzellik salonları, saunalar ve bayan berberleri, helikopter pisti ve çok sayıda da spor tesisleri….
Amma, hiçbir mahallede de, nedense cami yeri ayrılmamış. Her halde bütün arz yüzeyinin seccade olarak kullanılabilirliğinden olsa zahir…
Öyle mahalleler, af buyurunuz siteler ya da Tema’lar kuruluyormuş ki, bunların arasındaki bazı konaklı bölgelerde insanlar kapalı otoparklarından hanelerine, çarşı pazar noktalarıyla sosyal tesislere, atmosferik dış hava şartlarından etkilenmeksizin ulaşabileceklermiş. Demek ki, yer altı labirentleri de yapılacak…
Nicelerinin inşa halindeki kaşaneleri yok satıyor.
Bendeniz efendim, bu fukara Müslüman milletin ihtişam ve debdebeli lüks hayat tutkusuna fena halde bozuluyor idim ve gerekçesi de fert başına düşen gelir dağılımının düşüklüğü idi. İnanamıyordum her birimize düşen zenginliğin onbinli dolarlara yükseltildiği iddialarına…
Demek ki yanılmışım. Devlet zengin ve millet de gâvur parası denizinde yüzüyormuş...
Şimdiye kadar “yüzenler” yüzme gerekçelerini, “Allah’ın ikram ettiği nimetlerini kullarının üstlerinde görmek istemesi” biçiminde tarif ederlerdi de buna da inanmazdım…
Anlaşılan, bundan böyle zekât ve sadaka vermek için muhtaç aramaya kalkışmayacağız…
Hayırlı Ramazanlar. Kim bilir, belki sahur yemekleri için uykularımızı bölmeyi de zaitten sayacağız. Amma yine de…
Hayırlı Ramazanlar...


