--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hak hukuk üzerine

Atilla Özdür
Atilla Özdür

27 Mayıs’ın hemen akabindeydi, arkadaşlarım sol tandanslı gazeteleri alıp okurlar, ben de sürüden ayrılan koyun misali bunlara ters gelen “Yeni İstanbul’u alırdım…
Günün birinde sicil amiri büyüklerimden birisi, “Atila sen bunu mu okuyorsun, başka gazete oku. Bunlar tehlikeli adamlar” demesin mi…
Dostlarımdan birisi ‘Boşver abi, bunlarla aşık atmaya kalkışma, işinden gücünden olursun’ diyerek çıkış yolunu gösterdi.
Ertesi sabah elimdeki “Dünya” gazetesini afili afilli sallayarak “terbiyemi takındığımı” cümle dost ve düşmanlarıma gösterdim… ‘Ulan şu kahpe dünyaya bak sen, elindeki gazetesine bakarak adamın idamına hükmediliyor’ diyerek kendimi bir tarafa, Müslümanlığa atıverdim…
Ardından otuzlu yaşlarımda olacak, Müslümanlığımın ikinci ve aslına uygun evresiyle birlikte inatçılığım  şeddeleniverdi… Başladım derinden derine “Niye bu yoksulluk, niye bu varsıllığın getirdiği azgınlık ve niye bu aydınların halk düşmanlığı”nı düşünmeye...
Gün geldi baktım ki, elimde bir kalem…
¥
Okuyuculardan birisi, sanırım “Helal haram mikseri” başlıklı yazımdan etkilenerek, hem de muhtemelen erkek olmadığı için, ismini belirtmekten korkarak yazmış,
“Eskiden hacılar hocalar bildiklerini halka anlatırdı, nasihatlerde bulunurlardı, insanlara doğru yolu gösterirlerdi ve para da istemezlerdi. Şimdi hacılar, hocalar ve konferansçılar para almadan konuşmuyorlar. Sakın sen kendi üstüne alma, alsan da vız gelir yaaaa”.
“Eskiden” dediği günlerde Bestekar Osman Nihat Akın eserlerinin kendinden izinsiz çalındığı gerekçesiyle İstanbul Radyosuna bir kuruşluk manevi tazminat davası açmış ve kazanmıştı…
Şimdinin günlerindeyse yer gök korsan kaynıyor. Kimse  kimsenin emeğine saygı gösterip değer vermiyor. Kaldırımlarda korsan kitaplar, filimler, şarkı ve türküler gırla gidiyor. Elektronik gazetelerde de şunun bunun gazete ve dergilerde yayınlanan beyin ürünleri kepazeleştirilerek ırzına geçiliyor.
Eskiden tek partili dikta yıllarında camiler kapalıydı, ezanlar yasaklıydı ve hacılarla hocalar iplerde sallanırdı. Amma, baskı altındaki bu insanlar da, Müslümandı…
Şimdi günümüzde partiler çoklaştı, camiler aydınlandı, minareler canlandı, korsanlık meşrulaştı…
Yeniler dediler ki, “Biz kırk kişiyiz, birbirimizi iyi biliriz”
Şimdi, kimsenin korsanlığına, hiç kimsenin kendisindekinden ötürü, bir diyeceği bulunmuyor…
¥
Bursa’daki gazete yazıcılarıyla çizicileri, ki bunlar, kendilerini çağdaş gazeteci olarak tanımlıyorlar, basın kartı bulunmayan meslek dışından yazıp çizenlerin kalemlerinin kırılması için formül arayışına çıkmışlar…
Benim yaşım seksen. Geleceğe matuf bir beklentim yok. Emmimi dayımı kesmiş, elimi cebime sokup yemişimdir. Onun için derim ki;
Medya dünyasında herkes halinden memnun. Kimileri beklentilidir. Beklentisi uğruna korsanlanmaya müheyyadır, sesini çıkarmaz. Korsanlar da bedavacılığa alışmıştır eline geçen imkanlardan yoksun kalmak istemez. Böyle getirdiklerini böyle götürmek isterler ve Hak sahibinin payını vermekten kaçınırlar…
Devlet devlet ve hükümet de hükümet ise, internet medyasındaki günden güne yaygınlaşarak derinleşen telif hakkı soygunculuğuna karşı gözlerini açmalı ve süregelen kepazeliği görmeli artık…        
 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle