--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Filtreli demokrasi

Atilla Özdür
Atilla Özdür
İstanbul Büyükşehir Belediye reisi Kadir Topbaş, İstanbul Platformu’nun Kasım 2013 toplantısında İstanbul’la ilgili özet bir bilgi sunumu yaptı…

Evvela mutad-ı veçhile platform başkanı eski Adalet Bakanlarından İsmail Müftüoğlu, Kadir Topbaş’ın açıklamalarına karşı bir sual tevdi edecek olanlar isteklerini yazılı olarak evvela kendisine vermelerini istedi. İsmail Bey bu sualleri okuyup, uygun gördüklerini Kadir Topbaş’a iletecek, matluba uygun düşmeyenler ise kaale alınmayacak…

Kendisinin demokrasi anlayışı böyleymiş. Filtreli demokrasi…

Tabii bu kontrollü filtreli demokrasinin mizahi yanı bir tarafa, eskilerden kalma dayatmacı, cebri, ceberut politik geçmişimize atıfta bulunmaktan öte bir ciddiyet taşımıyordu..

Her neyse...

İstanbul, büyük bir şehir olmanın ötesinde başlı başına bir memleket, bir devlet imiş. Bu fiziki gerçeği vurgulayan Topbaş’ın ifadesine göre eskilerin zamanında bu devlette yüzlerce cami ve mescide kimseye çaktırmadan sırra kadem bastırmışlar…

Dinle ilgili fiziki mekânlar teker teker sırra kadem basınca, haliyle dinin kendisinde de bazı önemli yıpranışlar meydana gelecekti. Meselâ ibadet olarak yalap çalap bir namaz ve bir de kurban kalacak, hac ve umre ibadetleri de metalaştırıp eğlenceli turistik seyahate dönüşmüş olacaktı…

Erken dönemin eskileri bu haltları işlerken, orta çağın eskileri de seleflerini pek aratmadılar. 12 Eylül’ün İstanbul’da Samatya’yı Kocamustafapaşa’ya çevirmeleri seleflerinin Dersim’e Tunceli etiketi yapıştırma operasyonunun devamı değil midir?

Tarih tekerrür ediyor ve dönem dönem meydana gelen bu tekerrür hadiselerini önlemenin maalesef mümkünatı da yok. Meselâ günümüzün yenilerinin yaptıkları ne ki? Basit bir örnek verelim. Yenilerde çıkarılan Büyükşehir Kanunuyla İstanbul’un Samatya ve Yedikule semtlerindeki Hacı Hüseyin Ağa, Abdi Çelebi ve Hacı Evhaddin Mahalleleri yollarıyla, sokaklarıyla, binalarıyla aynıyla varlıklarını sürdürürken, kendileri yok olup gitmiş, hasıl olan boşluk Kocamustafapaşa Mahallesi adıyla doldurulmuş...

İstanbul sürekli büyüyüp nüfusu artıyorken, tuhaf bir paradoks 1934 yıllarında Sur İçi’nde 145 olan mahalle sayısı 2009’da 24’e düşüyor…
Mahallelere isimlerini vermiş tarihi şahsiyetler de böylece, yeni yetişen nesillere eskilerin yaptıkları gibi, unutturulmuş oluyor…
Neden?

İsmail Müftüoğlu’nun demokrasisi filtreli olmasaydı İstanbul Büyükşehir Belediye başkanına bunu sormak isterdik…

Ah bu filtreler yok mu ya, az mı yaktı canımızı...

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle