Fazla lafa yer yok…
ABD Başkanı, dilini sürçtürmeden açıkça buyurmuş…
“AB, düşmanımızdır. Kendi çıkarları için bizim ticari rakiplerimizle ilişkilerini sürdürenler de, düşmanımızdır”…
Kalıp olarak aynen böyle değilse de, mealen böyle…
•
Ahmet Rıza Bey, İstanbul mebusu olarak Meclis-i Mebusan’a girmiş ve reis vekilliğine yükselmiş. Ayan Meclisi Başkanlığı’nda da bulunmuş bir Osmanlı devlet adamı…
Haçlı seferleri devrindeki Avrupalının onca barbarlığına rağmen, o günlerde Avrupa’yı idare edenlere nispetle çok daha ahlak sahibi olduklarını söyler…
Osmanlı’nın son dönemlerindeki Ahmet Rıza Beyin yorumuna göre, dini sebepler, Batı politikasını şekillendirici etkin saik değildir. Dinin yerini maddiyat almıştır. Bu da, büyük topraklar elde ederek, büyük imtiyazlar koparmak biçiminde ortaya çıkmaktadır…
Kilise, artık dünyayı çekip çevirmekten geri çekilmiştir. Papa’nın sevk ve idare işlerini “servet tanrıları” üstlenmiştir…
Banka, bütün mezheplerin birleşerek “Altın Buzağı” ibadetini yapmak üzere buluştukları bir mabed yerini almış…
Maddi menfaat, sermayedarların kuvvetiyle her alanda üstünlük sağlıyor. Kılınç, borsanın emrine giriyor, silahlı insanlar ki askerlerdir, paralı insanların işleyip çalışacakları sahaları hazırlıyorlar…
Bunlara rağmen yine de “Şark Politikası”nın haçlılarını, Müslümanlara karşı ayaklandıran kin ve intikam hisleri yok olmuş değil. Resmiyette Avrupa, kendisini din ve metafizik telakkilerden bütünüyle sıyıramamıştır. Hıristiyan müsamahasızlığı, dini sabit fikirlerle taassubu, bütün canlılığıyla hâlâ muhafaza ediyor…
Müsamaha, Ahmet Rıza Beye göre Avrupa’da ne dini sahada ne de müstemleke politikalarında hiçbir zaman milli bir fazilet olarak görülmemiştir. Kendi gibi düşünmeyen insanlardan nefret eden, dini merasimlere izin vermeyen felsefe asla laik olamaz. Bir zenciyi horlayarak sadece derilerinin başka renkli olmasından ötürü insanlıklarını reddedenler, eski sabit fikirlerinden sıyrıldıklarını söyleseler de, bunların pek çoğu, hala ecdatları gibi kan içici vampirliklerini sürdürüyor demektir…
Bunlara tazesinden bir örnek ise ABD Başkanı Trump.
Kendisi gibi Nusayri inkarcısı Hafız Esad’ın sulbünü, Suriye’yi Müslümanlardan temizlemek için vazifelendirmesi, PKK ve bağlılarını Türkiye’ye sarkıtmaları ve bunlara ilaveten İran petrolü üzerinden tüm dünyaya efelenmeleri, Ahmet Rıza beyi doğrulamaktadır…


