--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Düşük ücret alanları…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Liberal düşünce isimli üç aylık derginin 2002 yılına ait 7 sayılı nüshasında yer alan, Dünya Bankası Gelişme Grubu ekonomistlerinden Davit Dollar ve Aart Kraay,Globallleşme ve refahın yayılması” başlıklı müşterek makalelerinde;

Küreselleşme karşıtı hareketin en temel iddialarından biri olan, “küreselleşmenin zenginler ile fakirler arasındaki mesafeyi açtığı ve zengine çok fayda sağlarken, fakire daha az katkıyla, onların durumlarını daha da güçleştirdiği” yönündeki görüşlere karşı çıkıyorlar…

Bu yetmiyor, küreselleşmenin, milletlerarasında ve milletlerin kendi içlerindeki eşitsizliği önemli ölçüde artırdırdığını söyleyen sendikacıları da, bilgisizlik ve yalancılıkla itham ediyorlar…

Bizimkilerin de, politikalarına karşı çıkanlara, “cahillik ve hainlik” yüklemeleri gibi!… 

Oysa, İktisadi liberalizmin, sözünü ettiğimiz akademik kariyer sahibi sözcülerine göre küreselleşmede gerçek, bu safsataların tam aksiymiş…

Yani, yeni sağın globalizm politikası, geri kalmış fakir ülkelerdeki yoksulluğa karşı ekopolitik bir panzehirmiş!

Dünya Bankası’nın bu ikili liberal ekonomistleri, iddialarının ispatı sadedinde, Çin ve Hindistan’ın küreselleşmeyle birlikte eriştikleri hızlı kalkınmalarını gösteriyorlar…

İyi kötü aradan on beş yıl geçen küreselleşmenin ana fikir pınarı ABD idi. Takipçilerine göre yine de öyle…

Amma, Başkanları Trump, şimdilerde milliyetçilik adına küreselleşmeyi şiddetle reddederek. “yurtseverlik doktrinini” öne alıyor. TRUMP, ABD için bu dönüşümünü dünya devletlerine hem de külhanbeyi tavrıyla ilan etmekten hiç çekinip utanmıyor. Yaptırımcı ağzıyla alenen diyor ki, “İsteğimi yerine getirmez ve bana uymazsanız, gelirsem ananızı…..” 

Küreselleşme reddiyesinde aslında Trump, tek başına değil. Başta Almanya olmak üzere küreselleşme karşıtlığı, gamalı haçlı Nazizm hareketleri eşliğinde Avrupa’da da, yaygın bir tepki doğuruyor...

İktisadi milliyetçilik…

Harp sanayi alanında 2017 yılı itibarıyle dünyanın en verimli ve başarılı şirketleri arasında yer alan bir Türk şirketi, Aselsan… 

Kuvvede, bunun sahibi, Erbakan. Aselsan’ın kuvveden fiiliyata aktarımının altyapısının proje müellifi de Erbakan. Hani şu on bin tank, on bin top gevezeliğiyle kendisiyle alaya kalkışan hainlerin bagajlarında dolaştırdıkları taş toprak karışık moloz yükünü, “Aselsan’ın temeli” diyerek kurnazlıkla küçümseyerek dillerinden düşürmedikleri, Necmeddin Erbakan

Çin ve Hindistan da, aynen Türkiye gibi dünyanın düşük ücret alanlarında yer alıyorlar. ABD’nin ürettiği hemen her şeyi üretebilecek teknolojik seviyesine ulaşma kertesine gelmişler… 

Amerika artık kendisini, “Karşılaştırmalı üstünlük” ayrıcalıklarından daha ileri boyutlarda faydalanamayacak duruma getiren düşük ücret alanlarındaki gelişmeyi gördüğünde, Asya’ya bu üstünlüğün, kısa süreli de olsa, yolunu açan küreselleşmeye şuursuzca lanetler savurmaya başladı…

Şimdi şuracıkta ortada ispatlanmış bir gerçek var. Türkiye son bir iki yıl zarfında harp sanayi alanında dünyanın en başarılı şirketlerine yurt ve mekan oluşturuyor…

Amma ayni Türkiye, başını ABD’nin çektiği globalizm akımına kapılmış- kaptırılmış sosyal politikalarında Hindistan ve Çin gibi haylice gelişme gösteren bir ülke olmasına rağmen, halkının karşı çıktığı globalizmden de, Kemal Derviş’in bağladığı yakasını bir türlü kurtaramıyor…

Kısacası, halk globalizme karşı olurken, düzeninde, iktisadi model ve uygulamalarındaysa, globalizme akortlu…

Ayrıca ve aksine, Dünya Bankası ekonomistlerinin globalizm lehine ileriye sürdükleri tezlerini doğrularmış gibi, fevkalade bir başarı örneğini de sergiliyor, 

Dünya silah pazarında. Tanklar yapıyor, toplar döküyor ve helikopterler pazarlıyor gibi görünse de, ufacık tefecikten öyle işte…

Bu gelişmenin dinamik kaynağı globalizm midir, yoksa Türkiye’de uygulanan Kemal Derviş’in düşük ücret politikası mı?...

Haydi bakalım, buyurun!…

Türkiye, Aselsan üzerinden elde ettiği tank-top başarısını, hükümetleri tarafından“düşük ücrete mahkûm” edilen işçilerine, borçludur. Aynen Çin ve Hindistan’da olduğu gibi…

Dikkat buyurunuz (itlerine değil), işçilerine borçludur…

Gel velakin işçinin ücret alacağı, icra iflas dosyalarına gelince, kanunen kesinleşmiş ödeme listelerinin en sonunda,

Reva mı?...

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle