--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Doktorumun serencamı

Atilla Özdür
Atilla Özdür
Başa gelen çekilirmiş. Doktorum da, serencamını “kaderimdir” diyerek kabullenmiş. Çekmeyip de başka ne yapabilirdi ki. Oturmuş bizlere yazmış…
Doktorum Orta Anadolu’da bir devlet doktorudur. Gün gelmiş, tayin emrini eline vermişler, cebine de bir mikdar harçlık ve yol azığı, haydi yallah…
Evini satmış, yol harçlığına katmış ve gittiği yerde bir yenisini alacak…
Aradan geçer beş yıl, rahvan atın çiftesi sert olurmuş ya, demişler ki, “Sen evini belediyenin vergi matrahına esas aldığı o günkü rayiç değer üzerinden satmışsın. Oysa geçen yıl çıkarılan bir kanun maddesi uyarınca, evinin değeri üç kat arttı, dolayısıyle ödemen gereken verginin de bu yeni değere uydurulması gerekirdi. Şimdi  Maliye Hazinesi olarak biz, bu uydurma işlemini res’en yerine getiriyoruz. Öde bakalım şu kadar daha. Ayrıca kaçakçılık cezasıyla gecikme faizini de”…
Şu kadar süre içinde ödenecek, bu kadar sürede mal varlığı bildirisinde bulunulacak, kanun yolları da, vergi mahkemeleri olarak açık tutulacak. Haydi buyurun cenaze namazına…

Türkiye Cumhuriyeti’nin geçmişi şunun şurasında bir asırlık gibi bir şey. İslami düzen ise, aynı çizginin evveliyatı bir yana, bir buçuk asırlık geçmişe sahip. Yetmiş yıllık münkirliğin içinde kavrulmuş olsan dahi, son demlerinde imana geldiğinde, zimmetinden temizleniyorsun. Mevlana’nın “Gel, gel, ne olursan ol gel…” demesi de, bunu ifade etmiyor mu. Demek istediğimiz, mükellefin aleyhine olduğunda, kanunların makable teşmiline cevaz yok.
Bir asırlık modern cumhuriyetimizde de aynen İslam’da olduğu gibi, kanun değişiklikleri mükellefin aleyhine olduğunda, usulen, geçmişe tatbik edilmiyor. Burada da demek istediğimiz, modern düşüncenin, İslam’a yönelttiği olanca reddiyesine rağmen, hümanizmada örnek aldığı model, yine de, İslam’dır…
Hal böyle olunca, Türkiye’mizi, yani bizleri çekip çevirenlerimiz hem “yaratılanı severiz Yaratandan ötürü” diyerek Müslümanlıklarıyla övünecekler, hem de bu sevdikleri “yaratılanları”, daha doğrusu Türkiye bağlamında Müslümanları, modern cumhuriyetin,  özündeki hümanist ilkeleriyle birlikte kendine model aldığı sistemi toptan  reddeden zulmedici uygulamalarına, Allah emriymiş gibisinden koruyarak sadık kalacaklar…
Akla ve vicdana ters değil mi…

Bizim altmış yıllık paşa kızı refikamız iki yılı aşkın, vefat ettiler. Miras bıraktığı evindeki payımdan çocuklarım lehine feregat ettiğimde, kanun gereği onlara satış işlemi gerekiyormuş. Belediyenin vergi matrahına esas kıymetinin hem de biraz üzeri bir değerden satmış göründük.
Şimdi ister misiniz Maliye bürokrasisi iki yıl sonra çalsın kapımı da desin ki, “Sen mirastaki payını 2010 yılı değerinin biraz üzerinden satmışsın amma, biz gayrimenkullerin 2014 yılına göre değerlerini ikiye katladık. Sökül bakalım gecikme ve kaçakçılık cezalarıyla faiz farkını”…
Bu durumda ilk yapacağım iş,
Sahilbendlerdeki turistik otelcilerin gece gündüz demeden cep telefonum üzerinden yaptıkları reklam tacizlerinin utanıp sıkılmadan nitelikte tıpkı aynısını yapan hac ve umre tüccarlarına salladığım kalaylamanın tıpa tıp benzeri olacak…
Sakalım olmadığından, kanun yapıcılarına her hangi bir teklifte bulunamazdım ki!…

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle